bir zamanlar turkce diye bir dil vardi evlat 


/ 2
kapat
  1. (bkz: once upon a time in istanbul.)
    #2806271 (ihtiyar, 08.01.2008 03:06)
  2. türk insanı olarak duyarsak ölmeyi yeğleyeceğimiz sözdür, bunu yerine bir zamanlar butun dunya turkce konusmuyordu tabii ki de evlat ı destekleyebiliriz.* * *
    #2806275 (borcu, 08.01.2008 03:08 ~ 03:09)
  3. nece söyleneceği muamma olan cümle.

    "once upon a time.." diye başlayacak heralde..
    #2806281 (double cross, 08.01.2008 03:13)
  4. akla şöyle bir yazıyı getiren yakarı:

    karamanoglu mehmet bey'i arıyorum
    Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
    Bir ferman yayımlamıştı;
    Bu günden sonra divanda, dergahta, bergahta, mecliste, meydanda,
    Türkçe'den başka dil konuşulmayacak diye, Hatırlayanınız var mı?

    Dolanın yurdun dört bir yanını,
    Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri
    Fermana uyanınız var mı?

    Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,
    Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
    Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

    Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
    Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
    Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

    Dükkanın store, bakkalın market, torbasının poset,
    Mağazanın super hiper gros market
    Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?

    ilan tahtasının billboard, sayı tabelasının skorboard,
    Bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
    Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

    Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
    Beldelerin girişinde wellcome,
    Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?

    Korumanın, muhafızın body guard,
    Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
    itibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

    Seki'nin, alanın platform, merkezin center,
    Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
    Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

    iş hanımızı plaza, bedestenimizi galleria,
    Sergi yerlerimizi center room, show room,
    Büyük şehirlerimizi , mega kent diye gezeniniz var mı?

    Yol üstü lokantamızın fast food,
    Yemek çeşitlerimizin monu olduğu yerlerde,
    Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

    iki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
    Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
    Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

    Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
    Vurguncunun spekulator, eşkıyanın mafya,
    Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?

    Mesireyi, kır gezintisini picnic,
    Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
    Pekalayı, olur'u okey diye söyleyeniniz var mı?

    Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
    Yaşa, varol sevinçleri oley oley
    Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

    Vırvırık dağının tepesindeki köyde, cafe show levhasının altında,
    Acının da acısı, neskaaaave içeniniz var mı?

    Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
    Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
    Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?

    Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
    Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
    Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

    Karaman oğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
    Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

    Bir ferman yayınlamıştı...
    Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

    Prof.Dr. Atilla Aydınlı
    #3370509 (Tears of the sun, 08.05.2008 03:59)
  5. +bir zamanlar türkçe diye bir dil vardi evlat!
    -ee
    +işte o sana girsin ehiehiehi
    -of ulan dede!

    bu dilde bu kıvraklık var iken, asla yok olmaz. asıl sorun kalkıp bu kıvraklığı başka dillerle kombineyşin halde kullanıp leyır üstüne leyır halde anlaşılmaz bir testimoni kreasyonlamamız...
    #3370520 (in tyler we trust, 08.05.2008 04:19)
  6. (bkz: eskiden buralar hep türkçeydi)
    #3370529 (Vivendi, 08.05.2008 04:34)
  7. elli sene sonrasına gitmeye gerek yok.
    safahat'tan rastgele bir sayfa açalım. mehmed akif'in birinci kitabından istibdat isimli şiirinin son kısmı denk geliyor.

    "ziya-yı bedr-i münirin içinde, ya rabbi,
    dururdu sine-i imana girmiş ukde gibi!
    sema, zemin bütün envar iken o pis gölge,
    cebin-i pakine leylin ne payidar leke" diyor akif. yani şöyle demiş ;

    ayın nur saçan ışığı içinde, ya rabbi,
    dururdu iman dolu göğse girmiş düğüm gibi!
    gök, yer nurla kaplanmışken o pis gölge,
    gecenin temiz alnında nasıl silinmez bir leke.

    (bkz: hey gidi hey)
    (bkz: eskiden buralar hep dutluktu evlat)
    #3370535 (sabribey, 08.05.2008 04:36)
/ 2
© 2008 - uludağ sözlük

bir zamanlar turkce diye bir dil vardi evlat başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. bir zamanlar turkce diye bir dil vardi evlat ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu bir zamanlar turkce diye bir dil vardi evlat nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» paleface » levine » bkm mutfak » vladimir potanin » izmir de yasayip manita yapamayan erkek » 26 temmuz 2008 besiktas schalke 04 maci » cikmayan boya ile devrim kelimesini yanlis yazmak » ekmek arasi lavas yemek » random conspiracy generator » a bolt of blazing gold a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci