beyaz zambaklar ülkesinde * 


kapat
  1. grigory petrov'un finlandiya'nın yeniden doğuşunu anlattığı kitabı. GEyik, kereste ve zambaktan oluşan gelirleriyle kızıl ordunun istila ettiği bir ülkeyken, nokia, linux gibi dev markalar ortaya çıkaran ülke konumuna gelmesinin detaylarını anlattığı kitabı. Eğer bugün finlandiya gayri safi milli hasılası 30.000$ olan ülkeyse bu çalışkanlıkları sayesindedir demeyi, diyebilmeyi çok isterdim ama gerçekler öyle değilmiş be sözlük. Bugün bir tane finlandiyalıyla tanıştım, ülkeye gelmiş eğitim programıyla *, bu arada erkek lan aklınızdan kötü şeyler geçmesin- adamla muhabbet ettik. Verileri, istatistikleri gösterdi bende dünya bankası yerel yönetimler şefi gibi ciddiyet takınarak inceledim "Çok çalışkansınız arkadaş siz hatta beyaz zambaklar ülkesinde kitabını okudum ben" diyerek övgüde sınır da tanımadım. Fakat bu hödük daha kendi ülkelerini göklere çıkaran bu kitabı bilmiyordu. E yuh mınakoyum dedim, biz 30 yıl öncesinin filmi gece yarısı ekspresini her yıl vizyona girecek bomba film gibi tartışırken bu dünya'ca ünlü kitabı bilmiyor. Sonra günde 8 saat uyku yetmiyormuş bu ibneye, lan hangi arada nokia'yı ortaya çıkardınız, siparişle mi oldu diye soracaktım ama boşver dedim. Fakat nasıl yıllık 30.000 $ gelire sahip olduklarının çalışkanlıktan ileri gelmediğini farkettim, adamlar acayip cimri. herif yıllık 30.000$'ı 14 puntoyla gösteren veriyi gözüme sokmasını biliyor ama bir tane sigara ikram etmedi it oğlu it. Allah'tan bizim gönlümüz zenginde muhabbet arasında 2 tane verdim buna. Birini pakete attı, diğerini kulak arkası yaptı. içimden "geleli 2 gün olmuş ama bunu da türk yapmışlar" dedim, bu kadar cimrilikle bende yıllık 20.000$ kazanırım a.q.

    ek: sonra bir tartışmamız oldu kitabı bilemeyince ben türkler geçmişine sahip çıkar dedim, o da biz geleceğe bakıyoruz dedi. GEleceği geçmişten bağımsız düşünemezsin dedim, şimdi finlandiya'da muhallebi işine girecekmiş *.
    #1600297 (zabalayn, 02.05.2007 21:28 ~ 21:33)
  2. çok önemli ve okunması gereken kitaptır. güldük eğlendik birazda ders çıkaralım değil mi ya..
    #1600319 (zabalayn, 02.05.2007 21:34)
  3. filme de de çekilmiştir.

    (bkz: kıçından sallamanın en güzel örneği)
    #1602053 (zabalayn, 03.05.2007 09:40)
  4. çok garip bir genellemedir ki ülkü ocaklarının kütüphanelerinde baş eserdir , vazgeçilmezdir , best sellerdir.

    (bkz: garibim kendini finlandiyalı sanıyo)
    #1602062 (altobelli, 03.05.2007 09:44)
  5. finlandiya ve finlandiya tarihi hakkında bilgi edinilebilecek, gerçektende bir devlet hakkında güzel ipuçları verebilecek tavsiye edilesi kitap.
    #1667482 (silte, 20.05.2007 23:51)
  6. bir zamanlar çeşitli meslek gruplarına gaza getirmesi için okunması tavsiye edilmiş ya da zorunlu kılınmış tam hatırlamıyom o yılları, bir milletin yeniden doğuşunu anlatan güzel kitap.
    #1821411 (birgarip, 25.06.2007 21:55)
  7. Tüm imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın halkla omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir uygarlık mücadelesi verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak bir şekilde gözler önüne sermektedir.

    Herkesin kendince dersler alacağı bu kitap, ülkemizin içinde bulunduğu zorunlu geçiş sürecinde, güzel yurdumuzun halk gücüyle kalkınmasına ve toplumsal dayanışma ruhuna vesile olması açısından çok önem taşımaktadır.
    #2037268 (sen bana bu diyemezsin, 30.07.2007 12:01)
  8. atatürk'ün askeri okulların müfredatına konulmasını emrettiği kitaptır.
    #2774549 (tukenmezyazar, 01.01.2008 10:44 ~ 10:45)
  9. Finlandiya'nın tarihinin son aşaması Fin Kültürü'nün hayranlık uyandıran gelişimini ve düşünce gelişimini yakından incelemiş bir yazarın izlenimleridir. Bu izlenimlerin ağırlık merkezi, bir zamanlar bataklıklar diyarı olan Finlandiya'yı "Beyaz Zambaklar Ülkesi"ne dönüştüren kültürel ve sosyal çalışmaların anlatımıdır. Bu çalışmalar arasında Finli aydınlarla halk arasındaki sıcak ilişki ve yakınlaşmanın büyük yeri vardır.
    a. Finlandiya'nın Tarihi;
    Bugünkü Fin toprakları yüzlerce yıl Rusya ile isveç arasında doğal bir kale hizmeti görmüştür. Bölgede geniş bataklıklar ve girilmesi zor ormanlar olduğundan ne Ruslar, ne de isveçliler bu topraklardan ordularını ve ihtiyaç maddelerini geçirememişlerdir.
    1808 yılından itibaren Finlandiya bir Rus eyaleti oldu. Bu durum 1nci Dünya Savaşına kadar sürdü. Bu süreçte Finlandiya Çar 1nci Aleksandr tarafından verilen imtiyazlar nedeniyle kendi içinde bağımsız oldu, yasalarını ve yönetimini kendisi belirleme hakkına kavuştu.
    Finler, asırlar boyu kimi zaman isveçlilerin, kimi zaman da Rusların egemenliğinde kalmışlardır. Bu süre zarfında savunma ve diplomasi alanında çaba içinde olmayıp, bütün güçleriyle milli bir Fin kültürü meydana getirmeye çalışmışlardır.
    b. Finlandiya'nın Coğrafyası ve Sosyal Durumu ;
    Avrupa'nın en kuzeyinde bulunan Finlandiya'nın sert iklimi vardır. Havası genellikle sislidir. ilkbaharda bile don görülür. Çoğu yerler sarp granit kayalarla kaplıdır. Kalan yerler ise oldukça çukur ve bataklıktır. Ülkede maden hemen hemen hiçbir şey yoktur. Tarım güçlükle yapılabilmektedir. Halkı da hiçbir zaman tam bağımsızlıklarını elde edememiştir. Kimi zaman bir komşusunun, kimi zaman da diğer komşusunun yönetimi altında bulunmuştur.
    Finler kendilerine "Suomi" derler ve çok sevdikleri ülkelerini "Suomi" diye tanımlarlar ki bu "Bataklık arazi" anlamına gelmektedir. Finlerin sahip oldukları büyük kültür ve medeniyet, halkın bizzat kendi çabasının ürünüdür. Finlandiya'da hiç kimse içki içmez. 1907 yılında çıkarılan bir yasayla insana sarhoşluk veren her türlü içkinin satılması yasaklanmıştır.
    c. Lider Halk arasındaki bağlantının incelenmesi;
    Bu kitapta, bir milletin kamu kuruluşlarının, okullarının ve askeri kurumlarının birbiriyle işbirliği yaparak ülkeyi kalkındırmak ve yükseltmek için neler yaptıklarını açıkça göstermiş, özellikle Finlandiya'nın yükselmesi için bazı kişilerin gösterdikleri fedakarlık ve başarılardan söz edilmektedir. Bazı kahraman ruhların, Fin milletini nasıl kahraman millet haline getirdikleri anlatılmıştır.
    Carlyl'a göre millet cansız bir kil tabakasından ibarettir. Eğer ona bir sanatçının eli değmeyecekse, sonsuza dek şekilsiz ve hareketsiz kalacaktır. Ama Cesar (Sezar), Napoleon, Büyük Petro, Sokrates ve Muhammed gibi bir sanatkar, bir büyük adam, bir önder, bir kahraman çıkıp da bu kili eline alacak olursa, ona istediği şekli verebilir.
    Evet, büyük adam bir kahramandır, bir yıldırımdır. Ama halk kitlesi ne kil tabakası, ne de saman yığını değildir. O, yıldırımı meydana getiren milletin kendisidir. Ne zaman bulut kümesi, elektrik oluşturursa yıldırım da kendiliğinden oluşur. Eğer bulutlar elektrikle yüklü değilse, hiçbir zaman şimşek veya yıldırım oluşmaz, yalnızca bulut nemli bir buhar halinde kalır.
    Milletler de böyledir. Eğer bir millet büyüklük ve kahramanlık özelliklerini taşıyorsa ondan yıldırımlar doğar, kahramanlar çıkar. Eğer halk kitlesi nemli bir buhar yığınından ibaretse, hiçbir güç ondan yıldırım çıkartamaz.
    Ülkenin refah ve mutluluğunun ve toplumun onur ve şerefinin halkın iradesine bağlı olduğunu kanıtlayan çarpıcı bir örnek olması açısından küçük ve yoksul bir ülkeyi gösterebiliriz. Burası iki milyonluk bir nüfusa sahip olan Finlandiya'dır.
    d. Kitapta incelenen sosyal olaylardan örnekler;
    Bataklık ve ölüm vadisi, yoksulluk ve sefalet yuvası olan Finlandiya diye bilinen, yeryüzünün kuzeyinde, kışı uzun, toprakları verimsiz ve çorak bir ülkede; köy kooperatiflerinin, köy öğretmenlerinin, gönüllü doktorların gayret ve aydınlatmalarıyla, bugün nasıl mutluluklar ve güzellikler ülkesi olduğunu; halk gücünün en küçük ortaklık ve belirtisinin aynı yıl içinde ne şekilde biri, yüze, bine, on bine, milyona çıkarttığını servetler ve mutluluklar fışkırttığını, demokrat bir millet ne demektir, topyekün bir millet nasıl yükselir, aydınların halka karşı rolü nedir, gerçek yurtseverlik nasıl olur? Halka gerçek hizmet nasıl yapılır? Bir avuç aydının kendilerini halka adayan fedakarlıklarıyla, bütün bir çalışma ve üstün gayretler sayesinde Fin ailesi gaflet uykusundan uyanmış ve büyük bir hızla ilerleme ve yükselmeye başlamıştır.
    Bu kitapta; harap olmuş bir ülkeyi imar eden, yurdun gelişmesi ve yükselmesi için hiçbir sınıf farkı gözetmeden hep birlikte ve aynı amaçla çalışan; bataklıkları kurutan, sarı tenli, uçuk dudaklı, zayıf bilekli insanlarla çalışarak, bataklıklarını gül bahçelerine ve zümrüt ovalar haline; sarı tenli insanlarını tunç rengine, uçuk dudaklı çocuklarını yakut kızıllığına, zayıf bilekli çocuklarını demir bileklere dönüştüren bu çalışkan Finlerin milli şuurunun bu kadar olağanüstü ve benzersiz olduğu anlatılmakta.
    Eserin en güzel bölümlerinden biri de, askeri kışlaların nasıl bir halk okulu olduğunu anlatan kısımlardır. Eski Finli Subayların eğitimi eksikti. Okuldan çıktıktan sonra hiç okumaya, araştırıp düşünmeye yönelmezler, hiçbir toplumsal ve ulusal idealleri yoktu. Yalnızca mağrurca kılıçlarını şakırdatmasını bilirler, şık üniformaları içinde sürekli para harcamaktan başka şey bilmezler, dans salonlarında dans etmekte üstlerine yoktu. Çoğu içki ve kumardan başını kaldırmazdı, Askerlere karşı sürekli kırıcı, kaba ve hatta zalimce davranırlardı, Askerler terhis olduktan sonra Vatan Ana, subaylara, generallere "Evlatlarımı nasıl yetiştirdiniz, sizin ellerinize teslim ettiğimiz yüzbinlerce civanıma ne öğrettiniz?" diye soracaktır.
    Kışlayı bir halk okuluna dönüştürme, hatta üniversite haline getirme ideali, Öyle ki, her bir asker, kışlada yaşadığı günleri yaşamı boyunca sevgi ve övgüyle ansın; kışladan öğrendiklerini hayatında başarıyla uygulayarak gurur duyması düşüncesinden hareketle; halk; bereket versin, onu kışla ıslah etti, o eğitimini kışladan aldı, askerliği sırasında dürüst, atik, çalışkan ve kibar olmayı öğrendi..., desin ve bu sözler birer atasözü olsun.
    Finlandiya, doğal zenginliklerinden yoksun, kıraç göllerle dolu bir ülke, bir zamanlar işgal altında, yabancı kamçısı altında inlemekteymiş. Bu ülke 60-70 yıl içinde akıllara durgunluk veren bir devrim yapmış, ileri ülkelerle yaptığı yarışta rekor kırmış. Bu ilerlemeyi de öyle büyük bilim adamları, güçlü liderleri olmadan yapmış, ama güçlü nesiller, büyük yurtseverler, çalışmayı seven yurttaşlar, inançları granit gibi sağlam bir toplum yaratmıştır. Ülkenin yetiştirdiği bu insanlar, isimsiz kahramanlar, yer altında çalışan işçiler, halkın aydınlanması için çalışan kültür savaşçılarıdır. Yalnızca yurtlarını ve halklarını düşünmüşler ve bu uğurda her şeylerini feda etmekten çekinmemişlerdir.
    Finler uzun yıllar milli kültürlerinin gelişmesi ve ilerlemesi için çalışmışlar ve bugün birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek bir uygarlık derecesine ulaşmışlardır. Artık büyük ve küçük komşularının saldırısıyla, özgürlük ve bağımsızlıklarını kaybetme tehlikesinden kurtulmuşlardır
    #2867567 (balmsd, 20.01.2008 13:34 ~ 13:35)
  10. rus yazar grigory petrov un çeşitli aralıklarla çıktığı finlandiya seyahatlarındaki notlardan oluşan kitabı. kitap ismini, snelman ve arkadaşlarının, halk öğretmeni sıfatıyla bataklıklar ülkesi finlandiya yı, beyaz zambaklar ülkesine çevirmesinden alır. fin milleti nasıl iken nasıl olmuş; okul, büro, kilise, kışla gibi sosyal faktörler, onun manevi kültürü için ne yapmışlardır ? orada bu faktörler nasıl yerli yerine konmuş, herşeyden önce finlandiya tarihind kişilik nasıl bir rol oynamıştır ? kahraman kişiler* fin milletini nasıl kahraman bir millet yapmışlar ya da en azından öyle olmasına çalışmışlardır ? bunların cevabını vermeye çabalayan kitaptır. kitabı okurken finlandiya nın içinde bulunduğu durumundan ve yaşadıklarından yola çıkarak ülkemiz hakkında birçok yorum, özdeşleştirme yapmak mümkündür. hatta kitabı okuduğumda bu snelman düpedüz finlandiyalı mustafa kemal dediğimi hatırlıyorum. kitaba dair aklımda yer eden bir başka bölüm ise futbol. bu bölümde fin gençlerin futbola gösterdiği aşırı ilgiden bahsediliyor ve futbol snelman ağzından eleştiriliyordu. snelman daha çok futbol oynamayı değil de futbol izleyicisi olmayı eleştiriyordu çünkü ona göre futbol finlandiyada beyinlerin afyonu olmuştu. topla yatıp kalkan bu genç dimağlar, kitaplardan mahrum birer bilgi yoksunu olup çıkmışlardı. yani top beyinli gençler olmuşlardı. kitapta kendisi de spor derneklerinden birinin fahri başkanı olan snelman ın, büyük bir futbol kulubun kuruluşunun onuncu yılında yaptığı konuşmaya da yer verilir, şöyle der snelman:

    '' bizim gençlerimizin de sporla uğraştığını görmek şüphesiz ki bizleri sevindiriyor. akıl ölçüsünde yapılan çeşitli beden hareketlerinin vucut sağlığı açısından önemi çok büyüktür. zinde kalan bedenin üzerindeki baş da zinde olur. üç kıtada at koşturan türkler, ok ve cirit atmaları, güreşleri, at yarışlarını öyle tesadufi olarak yapmamışlardır...

    ...sizler, futbolun finlandiyadaki gelişimini görerek heyecanlanıyorsunuz. ''kuvvetli bacak'' adlı futbol takımınızın, komşularımız olan isveç, norveç ve danimarka ile oynadığı maçlarda elde ettiği gailbiyetten dolayı sonsuz bir sevinç duyuyorsunuz. fakat, ben sizin sevincinize katılmıyorum. evet, futbolu oynayanların, kuluplerin bundan kazancı büyük. oynayanlar da spor yaparak bedenen zinde kalıyorlar. ayrıca bundan para da kazanıyorlar. ya toplumun kazancı ? toplumun kazancı sizce ne oluyor dersiniz ? koskoca bir hiç değil mi ? ya seyirlik spor için heder edilen kıymetli zamanlar ? topa endeksli binlerce genç dimağ ?

    ...ben isterim ki, bizim sevgili suomi'mizde* şu adları taşıyan dernekler ortaya çıksın: 'güçlü düşünce', 'yüksek ideallar', 'büyük işlere girişim', 'düşünce üretimi', 'beyin fırtınası', 'tek toplum', 'en çok süt veren inek'...

    yine isterim ki, siz genç finler, yalnız komşularımızı değil, fransızları ve ingilizleri de yenesiniz. fakat, yalnız topu tepmekle, yalnız bacak gücüyle değil; bilim, güzel sanatlar, ticaret, sanayi, teknoloji, eğitim, sağlık, ahlak, adalet ve mimari konularda da onlara üstün gelesiniz...''

    kitabı okuduktan sonra bir-iki hafta maç izlemekten imtina etmiştim çok iyi hatırlıyorum. lise 1 de idim sanırım o zamanlar. hemen gaza gelme gibi bir özelliğim vardı. tabii ki biraz acımasız bir eleştiri bu. ama şüphesiz ki bu konuşmada üzerinde düşüneceğimiz şeyler de var. gün boyu trt 3 izlediğim zamanları hatırlıyorum da, hakkaten daha iyi geçebilirdi o zamanlarım. o zaman izlediklerimin ne bana, ne kimseye faydası oldu, şu an hiçbir şey hatırlamıyorum haklarında.

    her neyse kitabın bitirici bitiş paragrafıyla bitirelim entry i.

    ''tarihte öyle milletler gelmiş geçmiştir ki, yiğitlikleriyle, ihtişamlarıyla gözlerimizi kamaştırırlar. fakat bunlar sonunda, genel bir ahlak bozukluğunun kurbanı olmuşlardır. ben sizi topluca çürümekten, düşünsel bir uyanışa çağırıyorum ! evrensel ölümün değil, aşkın büyük ozanına ait sevinç türküsünü beraberce söylemeye çağırıyorum sizleri!

    işte ben, her okuruma, kitabımın her bölümü, her sayfası sonunda şunu hatırlatmak isterim:

    hayat yapıcılığına ne zaman başlıyorsunuz ? siz ey bay ya da bayan, hayata borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz ?''

    tarafımdan el-cevab: tamam abi şu 20 ocak 2008 gaziantepspor fenerbahce maci ni bi izleyim, öderim valla. borcum borç.
    #2868004 (nick ola tesla, 20.01.2008 15:03)
  11. içinde zararlı hiçbir ideolojiyi beslemeyen, bir ülke halkının silkinip neler yapabileceğini gösteren eserdir.elimde olsa bütün lise öğrencilerine ve kışlalara gelen askerlere dağıtılmasını ve okunmasını sağlardım.
    #3046878 (Bohemian Rhapsody, 23.02.2008 05:36)
  12. konuyla alakalı olaraktan - bir nevi- kaputt
    #3046906 (mulayim, 23.02.2008 06:01)
  13. bataklıklar ülkesi olarak anılan bir ülkenin yediden yetmise düsünsel seferberlik ile zambaklar ülkesi haline gelisini anlatan muhtesem kitap.
    #3751789 (simdi anani laciverde boyadim, 31.07.2008 23:43)
  14. Kadıköy Alkim'de 2 hafta boyunca 5 YTL ye alınabilecek kitap.
    #3751801 (megajardel, 31.07.2008 23:45)
  15. Bir milletin karanlıktan aydınlığa nasıl çıktığını ve nasıl çıkabileceğini çok güzel anlatan bir başyapıt
    #4023071 (Tamsurum, 29.09.2008 10:15 ~ 28.12.2008 11:45)
  16. grigory petrov'un her satırında rusya'ya bok atmasa harika olacak romanı, kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum; ama kitaptan tek cümle de hatırlamıyorum. şöyle bir yer vardı, yok fin trenleri süpermiş, yok rus trenleri tükürüklüymüş. bok atacak başka şey bulamadın trenin üzerindeki tükürüğü mü yazdın lan eşek herif?
    #4023079 (der meister, 29.09.2008 10:24)
  17. '' çalışalım arkadaşlar çalışalım '' sözünün aklınıza her paragrafında gelebileceği; yada toptan birkere söyleyip sindirebileceğiniz; bir ülkenin nasıl kalkınabileceğini güzel bir şekilde betimlemiş grigory petrov kitabı.

    M.Kemal Atatürk , bu kitabın tüm okulların müfredatına konulmasını istemekle ; birkez daha toplumun birlikte hareket etmesinin gereğini işaret etmiş ; Türk toplumuna , çalışmaya ve başarıya olan inancını bizlere göstermiştir.
    #4636682 (gulfwind, 03.02.2009 20:03)
  18. zamanın cumhurbaşkanı * bu kitabı okudu diye benim birader bana hediye etmişti bu kitabı. okumuştum ve bayağı beğenmiştim. üniversite zamanı hoca bu kitabı bize ödev olarak vermişti.

    daha önceden okumanın faydası olsa gerek dersi geçtim.

    kitap bir ülkenin kalkınması ve gelişmesi için gerekli olan şeyleri anlatıyor. her kesimin (memur, işçi vs.) üstüne düşen vazifeler var. eğer herkes üstüne düşen vazifeyi yerine getirirse finlandiya gibi olabilir. adamların refah seviyesi dehşetül vahşet . isveçlilerden az çekmemişler lakin.

    okumak gerektir efendim.

    ayrıca "beyaz zambaklar ülkesi" bildiğim kadarıyla incilde geçen bir ülke.
    #4664975 (cakalyesun, 08.02.2009 02:58)
  19. edebi bakımdan zayıf olsa da hikayesindeki idealist yan, ve sonuçların olumlu olması * kitabı okunur kılar. ülkenin kültürü hakkında çok bir şey anlatmasa da, zaten ince bir kitaptır. çalışma hayatını bir bakıma içgüdüleriyle düzenleyen bir milletin, kendini nasıl kurtardığından çok, yazar kendilerini nasıl kurtarabileceklerini anlatmıştır.
    #4666812 (fehimsiz ekmek, 08.02.2009 16:04 ~ 16:09)
  20. keşke bizde bu ülke gibi olabilsek dedirten kitap.
    #5340048 (kucukev, 06.06.2009 00:22)
  21. çok tavsiye edilmiş ancak bir türlü okuyamadığım kitap. atatürk tarafından askeri okul müfredatına konması ise iyice merak duygularını artırmaktadır.
    #5340082 (arude50, 06.06.2009 00:26)
  22. finlandiya'nın doğuşunun anlatıldığı kitap. okudukça şaşkınlık seviyeniz yavaş yavaş yükseltiyor. öyle bir ülke olma dileklerini gönülden geçirten bir kitaptır.
    #5340118 (kedicik, 06.06.2009 00:30)
  23. --spoiler--
    "vatan için yaşamak, vatanın ilerlemesi ve yükselmesi için çalışmak da, vatan için ölmek kadar şereflidir."
    --spoiler--

    türkiye'de yayınlandığı ilk dönemlerde, ülkede kuran ı kerim'den sonra en çok okunan kitap olmuştur.
    #5436216 (guzunamca, 20.06.2009 23:36)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

beyaz zambaklar ülkesinde başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. beyaz zambaklar ülkesinde ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu beyaz zambaklar ülkesinde nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about beyaz zambaklar ülkesinde. Copyrights of the articles are belong to their authors.