benn 


kapat
  1. Şimdi bu elemanı 2 şekilde ele alıp değerlendirmek gerekiyor, öncelikle yazdığı yazılar arasına kendisinin Osmanlıca olduğunu iddia ettiği betimlemeler sıkıştırması bakımından ihsan Oktay anar'ın yandan yemişi olarak değerlendirilebilir, ki Osmanlıcadan az çok anlayan biri tarafından tahlil edildiğinde, kelimelerin yanlış şekilde kullanılmasından ötürü özne-yüklem arasındaki uyumsuzluğun tavan yaptığı cümleler kurduğu saptlamasını yapmak çok da zor olmaz. Bir de arkadaşın yazdıklarını paradoks olarak değerlendirip ve onu elealı zenon'muşçasına kutsayanlar olduğunu Bertrand russell görseydi heralde kahrından ölürdü.
    Not: Bertrand Russell kim lan diye hayıflanan arkadaşların kendisini bir an önce inceleyip, bu incelemeden sonra terminolojilerinde ki ''paradoks'' kavramını yeniden şekillendirmelerini rica ediyorum.
    Bazılarının ''sözde''paradoks olarak nitelendirdikleri cümleleri, bendenizse, bu cümlelerin, gri hücrelerin beyinde değilde, dötte kümelenmesinden dolayı ortaya çıkan, ve sadece, gri hücreleri dötünde kümelendiren kişilere hitap eden ''dötsel metaforlar'' olduğu düşüncesindeyim, cosmos'u dötünün derinliklerindeki gizemli güdülerle ve farkındalıklarla şekillendirme uğraşısı veren bir bünyeyi tahlil etmek benim için bir ilk değil aslında, var bunlardan daha çok azizim, ama bu cosmos anlayışını bertaraf etmeye yönelik kundaklamalar tamamen şahsımın ilgi alanlarından biri olup, elime geçen hiçbir fırsatı kaçırmamaya özen gösteriyorum. Tamam Schopenhauer ''istencin özgürlüğü üzerine'' de; istencin niteliğini ve kapladığı görgül alanı belirleyen şey, güdelerin kaynağıdır ve bu kaynağın algısal kapasitesi kişinin yaşadığı, kişiliğini oluşturduğu çevresidir. Diye buyurmuş, malumunuz arkadaşın güdelerinin kaynağını zaten belirlemiştik, şimdi bu kaynağa bir kişilik kazandıran çevre nedir? Acaba diye düşünmeden de olmaz, yazdığı yazılarda ne sosyolojik, ne felsefi, ne tarihsel tek bir argüman yazmadan, sadece temenniler, beklentiler ve kümelenmeden dolayı ortaya çıkan terminolojiden hareketle ''ben istediğimi yazarım'' sanrısını yaratıp, bu sanrının abuk sabuk belirlenimleriyle değerlendirmeler yapan bu arkadaşa şunu belirtmekte çok büyük fayda var, tamam kendi içinde değerlendirildiğinde şairane bir dötsel istençlik var, ama bu istenç, kendini allahına kadar şeriatçi olarak tanımlayan birinin, insanlığı tanrının adaletiyle uyumlu kılma zorunluluğunun yörüngesine konumlandırmasını mümkün kılmayan bir istenç, şimdi elemanın yanlışı nerede?, bu istençle bu zorunluluğu baki kılmak mümkün görünmüyor, zira önce numenal alanın bilgisine ulaşmayı mümkün kılacak bir metafizik lazım, hani farabinin ve ibni sinanın yapmaya çalışıpta, gazalinin pic ettiği bir anlayışı benimsemek gerekiyor, ama bu metafizik bu dötsel merkezli bir istençle oluşturulamaz, yani bu tutum kayıs'ı ağacının elma vermesini beklemek gibi bir şey olur. Bir de güdülerinin kaynağına dair şöyle bir yargısı var elemanımızın; ölene kadar da beslendiğim kaynaktan edindiğim ahkamlar üzere yaşayacağım. dönmeden, kaygan zeminlere bulaşmadan, seyyar kıbleli biri olmadan, sabit ayaklı ve sağlam zeminde ikamet eden bir müslümanım elhamdulillahirabbilalemin. Tamam sen yine ol, ol da, bizimde bu olma işleminde bir hayrımız olsun, zira şu tutkularının kaynağı olan o kutsal kaynağı elimizin tersiyle itelim ve onu daha hoş kokulu bir ortama alalım, Şimdi güzel hacım, beslendiğin kaynaktan kurtulmanı ümit edip, bunun için çaba harcarken, beslendiğin kaynağı mit haline sokman üzüyor beni, mümkün kılmaya çalıştığın amacı, mümkün kılmaya çalışırken kaynak olarak kabullendiğin merkez, seni bu mümkünlüğü mümkün kılmaktan çok uzaklara atıyor, Osmanlıca parçalayıp, dötsel istenç çığırtkanlığı yapmakla olmuyor bu işler, kutsadığın kaynağın sende ki iz düşümü çok farklı, yanlış yerlere yerleşmiş, yada sen yanlış yerlere entegre etmişsin. Şimdi arkadaşın vurgularında kimi zaman kullandığını deklare ettiği ve üst dil olarak isimlendirdiği dil'in coşkunluğunun ve taşıdığı ferahlığın kaynağını önceden belirlemiştik, şimdi pythagoras' tan başlayıp, Locke, humboldt, hamann, wittgenstein'le devam eden, yaw hadi acıdım heidegger'i de ekleyeyim, neyse bunlarla devam eden dil'in kaynağı ve sınırlarını açımlama serüveninde, bir türlü açımlayamadıkları şu üst dil ne ola ki, bu üst dil'in sentaktik, semantik ve de pragmatik boyutları ne ola ki, dikkat et, herder boğazlamasın seni, herder'in nefesini üzerinde hissedip belirle bunları, Osmanlıca da parçalayabilir miyim? Sızlanmasını sonradan duymamak adına, evet parçalayabilirsin diye de ekliyorum. sağılmayı bekleyen bir dil filozof potansiyeli sezinliyorum bu yavrucakta. Bu sezinlememden çok sonra, aleviler ile ilgili tespitini okuduğum da, sezinleme yeteneğimin tam devir nokta atışı yapabildiği konusunda bir şüphem kalmadı!, ancak üst dil ile olayları betimleyebilenlerin yapabileceği bu tespit'te özünün, sözünün bir olduğunu, çok ama çok dürüst olduğunu iddia eden arkadaşımızın Sivaslı herostratos'ların eylemlerinin meşru nedenleri olduğu saptlamasını yapması, ardından da ''kardeşim siz nasıl bir kültürsünüz, belli etsenize kendinizi, aleviler kendilerinden utanç duyuyorlar'' türünden , gri hücrelerin yanlış yerlerde kümelenmesinden dolayı ortaya çıkan, tarihsel ve sosyolojik hiçbir verinin ve bu veriler neticesinde ortaya çıkan psikoloji'nin dikkate alınmadığı, sap yiyip saman zıçan bir ele alışla dillendirmesi eylemselliğine, tek bir gri hücre barındırmayan dötüm'le gülmekten başka şansım yok-ne olur sonradan ''sende zaten gri hücre hiç yok'' tarzında 3yaş grubuna hitap eden bir cevap görmek istemediğimi şimdiden belirtiyorum, cevabı Osmanlıca, ama ihsan Oktay anar'ın yandan yemişi silüetinden sıyrılmış bir Osmanlıca ile de kabul edebilirim.
    Şimdi adil ve özü sözü bir olan bünyemiz, şu şekilde bir doldurmaca çabası içine de girmiş, neymiş, şuymuş, mış mış lar şöyle bir pankart açmışlar''muh... picleri giremez!''.kaynağı belli olan bir cosmos anlayışının literatürümüze eklediği yeni bir efsane daha, ve kaynak olarakta gösterilen şey'e, zira şey demek zorunda kalıyorum, zira bir kaynak falan gösterilmemiş, kaynağı belli olan bir cosmos anlayışının ürünü olan efsane için , kaynağını göster ulenn de diyemeyeceğimize göre-ne yapsın yani, koskoca adam gri hücrelerin kümelendiği yerini mi göstersin, oda haklı-, neyse arkadaşımızın kaynağın emin olduğuna dair ortaya koyduğu tek şey '' kelle i şerifi''ymiş, oh be içimize su serpildi, tabii canım, kelle i şerif se akan sular durur, bilimlerin bilgilerinin doğruluğunun sınanmasında indikator olabilecek bir potansiyel var o kelle i şerif te. Yüzyıllardır asılıp, kesilen, yakılan bir kültüre mensup bireylere ''ulen neden korkuyorsunuz, kimliğinizi açıkladınız da sizi yanlış mı değerlendirdiler, sizlere ayrımcılık mı yaptılar, yenin ulen olum bu kompleksleri'' şeklinde, kafayı toprağa değil de, betona gömmeye çalışıp , bu gömme işleminde başarılı olmuş bir deve kuşu endamıyla, ne tarihi, ne sosyolojik hiçbir veriyi ziklemeden, ''benn benim ulen, benn tanrının bitirme teziyim, tanrının varlık nedeni bennim ulen, siz insancıklar benn den sonra yaratıldınız, haddinizi bilin ulen, benn bu olayı bu şekilde ele aldım, bu şekilde kavrıyorum, sizde bu şekilde kavrayın ki benim ile uzlaşma ve benim beyin kıvrımlarım da dolaşma şansınız olsun.'' şeklinde açıkça bir davet yollayan bu bilinçle , bir uzlaşma şansını mümkün kılabilmemiz için, gri hücrelerimizi bir yerimizden çıkarıp, başka bir yerimize monte etme işlemini tamamlamış olmamız gerekmekte, tabi şimdi bu durumda birde başka bir sorun çıkacak, gri hücrelerimizi taşıyacağımız yeri kendilerine yurt bellemiş pirelerimiz ne olacak, ee cevap belli, ziktir edeceğiz, zira bu bilinçle eşit hale gelebilmenin tek yolu bu. Çözüm neymiş, kozmopolitik dötsel bir istenç anlayışı yaratmak ve izomorfi'yi mümkün kılmak.
    Elemanın davetinden çıkarılabilecek en uç totoloji bu olur, onun sahip olduğu immaterial alana biz garipler ancak bu şekilde teşrif edebiliriz. Paradoks adamı olarak kabul gören elemanımızın bizim teşrif etmemize neden olduğu bu alana dahil olmamız homomorfi mi, yoksa izomorfi mi olarak değerlendirilmeli?, hani eşleştik ya, yada biz mi öyle düşünüyoruz? Aynı sızlanmayı püskürtmek adına not düşmekte fayda var, tamam Osmanlıca'da olur.
    edit: ''3 eksiye bir simitçiler'' bu sefer kendi rekorlarını egale ettiler, yazıyı 03:50 de yazdım, ilk eksi 03:51 de geldi, yaw be nerenle okudun, nerenle yorumladın be hacım!
    #2887998 (SanalMolotof, 24.01.2008 03:50 ~ 04:06)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

benn başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. benn ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu benn nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about benn. Copyright of the articles are belong to their authors.

» aids ile mucadele dernegi » ataturk ile ilgili entrylere eksi veren yazarlar » rahmi askin tureli » fenerbahceli olmanin dayanilmaz ezikligi » sana katacagimi kattim sozluk ben gidiyorum » yavsakligin luzumu yok » allah nicin vardir » zall » ilgi bekleyen kiz kaprisleri » pisuvara takan yazar » benmerkezcilik » uuserlerin nicklerinden siir yazmak » sol frame e gelmesi engellenmis yazarlar » namus bacak arasinda degil beyindedir » kaliteli yazar » sozlukte zeki hatun bulamamak » malulsuur » 7 temmuz uludag sozluk makina ya gidiyoruz zirvesi » benn in entrylerini anlamak » her seyi bildigini sanan yazar » uuserlerin sifrelerini tahmin etmek » turk olmaktan gurur duymak » entry yerine ayicik diyelim kampanyasi » sevgilisi olmayan yazarlar » sabah ezaninin insani urpertmesi » hic liseli gizli cekim porno izlememis olmak » alevilerin camiye gitmeme nedenleri » n harfiyle baslayan hayvan » pollyanna nin sozluge yazar olmasi » otobusteki liseli kizlar » adult video news » 2008 2009 sezonu trabzonspor formalari » am i evil » yeliz dogramacilar » cv sine penis boyunu yazan insan » tofu » kitana » kanks » turbanli kizlar » makosen » yahudi lere musevi demek » kina gecesi turkuleri » dapoxetine nedir » virgil donati » gizli etek alti cekim yapan muhendis » meeting » copycat » allah ini kitabi ni sikerim » emre tilev » kahire » hertharafin berlin olsa ne yazar » beher » kahramanin gorevi kabul etme sureci » beni sev essek » aslan efe » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » orkid » camdan kalp » mahalle arasinda megafonla sebze meyve satan insan » rotus istegi » fc vihren sandanski » air on the g string » kendini salmak » prejudice » 16 kasim 2008 ales » turk kizlari gitsin zenci erkekleri gelsin