ayriligin mevsimi kistir 


kapat

  1. sonbahar ' a düşen sadece hatırlatmaktır yaşananları... diye devam edebilecek önerme;

    " saçlarını gittikçe kısalttığın günlerde
    sen söylemiştin bu sözleri unutmadım
    -her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa
    bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde

    kalıcı olan hiçbir şey yok diyordun
    an'lar var yalnız ömrü karşılayan
    şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine
    yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan

    ellerin nasıl da üşüyor, bozacının
    karlı sesi doluyorken odamıza
    hava gittikçe kirleniyor bu kentte
    ve aralıksız kar yağıyor kar yağıyor

    kar ayrılık hüznüdür ve ne çok
    ayrılıklar yaşandı şu son birkaç yılda
    yurdundan ayrılanları düşünüyorum ve birisi
    özledim diyor, ülkemin kar kokusunu da özledim

    hiçbir an'ını tanımlamaya kalkmadan
    kısacık ömürler biçiyoruz kendimize
    sonra yolculuklara çıkıyoruz, bir kentten
    ötekine giderken özlüyoruz bir başkasını

    özlediğimiz birileri olmalı diyordun
    yanındayken bile özlediğimiz birileri
    öyleyse kalkıp ati'ye gitmelisin, istanbul'a
    belki hâlâ saklıyordur bir gülü kimbilir

    yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı
    aynalara bakmaya vakit bulamadık
    dönüp dönüp birbirimize bakmalardan
    yaşandı mı o sımsıcak kış, ne dersin "

    sıcak bir kış
    ahmet telli
    #2677536 (zargana, 08.12.2007 21:14)
  2. üşür ölüm bile..
    #2677557 (zargana, 08.12.2007 21:19)
  3. yanlış önerme mevsim meselesi değil, zevk meselesidir. mesela ben hep yazın yerim.
    #2677581 (thug, 08.12.2007 21:24)
  4. adını unutuyorum bazen
    yağmur sularına saldığım gemilerin güvertesinde
    sahte voltalarla geziniyorken
    parçalanmış balıkçı ağları,deniz fenerlerinin körelmiş ışıkları
    vurgun yemiş süngerciler,
    hatta soysuz kent korsanları hatırlıyor da
    bir ben adlandıramıyorum adını
    bir bana çok görüyor rüzgarların

    ah.. o uzak kıyılarda münafık yakamozlarla oyalanmasan
    ah deniz kızlarına bu denli yakın olmasan

    yüzünü unutuyorum bazen
    siyah beyaz film şeritlerinde izlediğim
    güneyli bir figüran çehren

    perdelerimde ne sesin nede iç çekişin var
    gülmelerin gamzelerinde kardelenleri açtırırken
    yeni yetme imgelerim göçmen kuşların
    kanat çırpmalarıyla üşür gitmelerinde
    oysa hüznün bir sabahçı kahvesi açılmayan fallara
    oysa hüznün bir mülteci varoluş küskün sahralara

    ah böyle soğuk taşlar arasında sıkıştırmasan kendini
    ah böyle gökkuşaklarını karalamasan ellerinle

    sokağını unutuyorum bazen
    gece bekçilerinin soğuk ve tütün kokan ellerinde dolaşırken
    kendi kendimde kayboluyorum
    kime sorsam bilmiyor
    kime yalvarsam söylemiyor yerini
    çöp varillerinde sürtük kediler uyuz itler
    köşe başlarında mavi sirenler kırmızı düdükler yürüyor üzerime
    apartman boşluklarında çürümeye mahkum bir hırsız
    yahut hiçbir örgütün kodlamadığı silik bir militanım
    sokak lambaları kararma triplerinde

    ah böyle emzirmesen acılarını
    ah böyle ninnilerle uyutmasan koynunda

    çocukluğunu unutuyorum bazen
    kaldırımlarda parçaladığın dizlerin

    damla damla düşlerimi kanatırken
    kendi trajedimi bırakıp palyaçon oluyorum..

    ilkin kimsesiz çocuklar çeviriyor etrafımı
    ardından şarapçıların zulalarında tuzlu beyaz leblebiyim
    tren garlarında intiharistana giden şairleri caydırıp
    fahişelerin vesikalarındaki soğuk damgaları kemiriyor dişlerim

    ama bir gece unutuyorum rolümü
    repliklerim dilimle dişim arasında hükümsüzleşiyor
    kaskatı kesilmişken orta yerinde sahnenin
    günlerdir coğrafyanda biriktirdiğin bulutlar
    suratıma bırakıyor yağmurlarını
    özenle yaptığım makyaj dehlizlerime akıyor acıtarak
    palyaçonu öldürüyor göz yaşların
    en komik trajedisini tadarken yaşantısının
    usulca gidiyor..

    çocukluğunu hatırlıyorum
    adını,yüzünü,sokağını hatırlıyorum bazen
    ve ne zaman tren garlarında makyajı akmış bir palyaço görsem
    içim kanıyor koskoca bir şehrin kahkahalarından
    düşlerim düşüyor kimsesiz çocukların akıllarına
    üşüyorum..çok üşüyorum.
    #2677593 (zargana, 08.12.2007 21:25)
  5. son zamanlarda gördüğüm olaylara dayanarak doğruluğu kanıtlanmış önermedir. kıgelmesiyle ortamdaki sevgili sayısında hızlı bir düşüş yaşanmasıda bu durumun kanıtı olabilir.
    #2677653 (seyir, 08.12.2007 21:44)
  6. sevdiğinden ayrılıyorsan her mevsim kış olur.
    #3192470 (ceysaxxx, 26.03.2008 14:47)
  7. (bkz: kutuplarda aşk var mı aşk)
    #3192495 (infectus, 26.03.2008 14:52)
  8. yazın ortasında bile üşür bedenin...buz tutar ellerin...ayrılıklar kışı getirir.
    #3192529 (pacavraterbiyecisi, 26.03.2008 14:59)
  9. refleks bir bahar hazırlığıdır..

    korunaklıdır..

    faydacıdır..
    #3192846 (havada panik, 26.03.2008 16:31)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

ayriligin mevsimi kistir başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. ayriligin mevsimi kistir ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ayriligin mevsimi kistir nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about ayriligin mevsimi kistir. Copyrights of the articles are belong to their authors.