aydogan vatandas 


kapat
  1. armagedon isimli kitabı çıktıktan sonra bir süre toplatılan, mahkeme kararıyla tekrar piyasaya sunulan genç yazardır.
    #174381 (palta, 16.04.2006 23:29)
  2. nur cemaatini olduğu bilinen nt mağzalarında imza günleri düzenleyen, yine aynı gurubun aksiyon adlı dergisinde köşe yazarlığı yapan eski deniz harp okulu öğrencisidir.
    #174393 (palta, 16.04.2006 23:33)
  3. "apokalipse kıyametin gizli tarihi" adlı kitabıyla ilgimi çeken yazar.
    #302099 (kekistanlihobbit, 01.06.2006 23:43)
  4. yamulmuyorsam asıl ismi aydoğan kılıç'tır.
    #302106 (abuzittin zelzele, 01.06.2006 23:46)
  5. agharta, apokalipse, armagedon, ezoterika, haarp adlı eserlerin yazarı.
    #760775 (gorunmez, 21.10.2006 17:15)
  6. kitaplarında komplo teorilerini anlatan yazardır. insana yeni ufuklar açan, okunası kitapları vardır.
    (bkz: agharta)
    (bkz: armagedon)
    (bkz: asala operasyonlari)
    (bkz: ezoterika)
    (bkz: haarp kiyamet teknolojisi)
    (bkz: kızıl tarikat)
    (bkz: kod adi kilicbaligi)
    (bkz: kuru kafa ve kemik tarikatinin gizli tarihi)
    #990654 (leoking, 13.12.2006 16:30)
  7. adamın beynini allak bullak eden adam. yzadıkları yüzünden yanınızdan kuş geçse "aha kıyamet kopacak. bu bir ajan olmalı" gibi olaylara müptela oluyorsunuz.
    #990662 (komikimben, 13.12.2006 16:32)
  8. kitapları çok yanlı olmasına rağmen kritik yerlerde sunduğu belgeler ile şaşırtabilen yazar.

    nur cemaati mensubu olduğunu şu an sözlük vasıtası ile öğrenmiş olmakla birlikte zaten cemaat işlerine bulaşmış olduğunu tahmin etmekteydim.

    (bkz: yeni şafak)
    (bkz: haydar baş)
    #1097520 (kasimpasa canavari, 03.01.2007 02:40 ~ 16:52)
  9. bütün kitaplarını mahkeme kayıtlarına sokmayı başarmış bir yazardır. kendi efsanesini kendisi yaratmıştır.
    #1099035 (zargana, 03.01.2007 15:41)
  10. amerikan paronoyası olan yazar.kafasına kuş sıçsa amerikadan bilecek olan komplo teorisi türünden kitap yazarı.
    #1365551 (hayvan adam, 02.03.2007 15:25)
  11. harika bir yazardır. armagedon ve apokalipse kitapları muhteşemdir. üstün bir yorum gücüne sahiptir.1974 doğumlu olmasına rağmen oldukça dolu bir adamdır.
    #2305071 (kuvass, 12.09.2007 19:06 ~ 20.11.2007 21:23)
  12. (bkz: korku oyunu)
    #2611409 (kuvass, 20.11.2007 21:23)
  13. araştırmacı bir yazardır.roman şeklinde değil ispat şeklinde uslubu vardır. kitaplarını okuyan dünyaya başka bir açıdan bakar.
    apokalipse
    armagedon
    korku oyunu
    #2775010 (vanthonis, 01.01.2008 14:30)
  14. kendisi ergenekon ile oldukça ilginç bilgiler vermektedir. tamamını okumanızı tavsiye ederim.

    <Kitabınızda Ergenekon ile Thule arasında şaşırtıcı bağlantılar kuruyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?>

    Evet. Ergenekon ve Thule'nin birbirine çok benzeyen örgütler oluğunu düşünüyorum. thule, kurulduğu ilk günden beri karanlık bir örgüttü. Alman aristokrasisinden oluşan, karanlık amaçlar güden bir örgüttü. Arkalarında germonerden adında bir başka örgüt vardı. tapinakcilardan fazlaca etkilenmişlerdi. okultist, simyaci ve Kilise karşıtıydılar. Sembol olarak gamali haci benimsemişlerdi.

    Şaşırtıcı bir şekilde bu sembol daha sonra nazilerin de resmi amblemi olmuştu. ari ırkın üstünlüğünü ve pan cermenik bir Alman imparatorluğunun kurulmasını savunuyorlardı. Pagan antik Alman kültürünün yeniden uyandırılması en büyük hedefleriydi. Bu bağlamda ergenekon'un da Türkleri islam öncesi saman köklerine götürmek isteyen bir örgüt olduğunu değerlendirmek mümkün. Zaten basında çıkan kimi haberlerden bunun ipuçlarını da görebilmekteyiz.

    ilginçtir ki Alman ordusu içinde nasyonal sosyalizmi örgütleyen thule örgütünün kurucusu baron rudolf von sebottendorff'tu. Uzun yıllar doğu ülkelerinde bulunmuş, araştırmalar yapmıştı. baron rudolf von sebottendorff hem osmanli, hem de alman vatandaşıydı, hem bektasi hem de mason'du. aksam gazetesi 'Hitler`in arkasında bir Türk vatandaşı vardı' başlıklı 1. sayfadan duyurdukları bir yazıya yer vermişti.

    <Kim yazmıştı o yazıyı?>

    Sanırım serdar turgut yazmıştı, aytunc altindal'ı kaynak göstererek. Türk vatandaşı olduğu söylenen Baron, Almanya'da Hitler'i iktidara getiren bir örgüt kurabildiyse, 1933-45 yılları arasında Türkiye'de olduğuna göre, neden benzeri bir örgütü de turkiye'de kurmuş olmasın? Baron herhalde Türkiye'de çelik çomak oynamadı!

    Baron Mısır ve istanbul'da da uzun süre kalmıştı. Bu gezileri sırasında simya, astroloji , kabala ve islam sufizmi üzerinde çalışmalar yapmıştı.

    Burada dikkatimi çeken bir başka nokta ise Baron ve adamlarının bir müddet sonra zamanın içişleri Bakanı sukru kaya vasıtasıyla o zamanki adıyla mah bugünkü ismi ilemit'le bağlantılarının olmasıydı. Şükrü Kaya o dönemin en kritik adamlarından biridir. O dönem Alman nüfuzunun Türkiye üzerinde en yoğun olduğu dönemdir. Varlık Vergisi'nin uygulandığı yıllar. Nazi etkisi açıktır. Bu döneme ışık tutan en değerli kitaplardan biri ise şu an nedense piyasada bulunmayan ugur mumcu'nun 40 larin cadi kazani adlı kitaptır.

    <Baron o dönemde Türkiye'de ne yapıyordu?>

    Nisan 2006 tarihinde çok önemli bir kitap yayınlandı. Adı eski turk masonlari nin uygulamalari

    Kitabın yazarı baron rudolf von sebottendorf'tu. Kitabın yayıncısı ise namik kemal'in torunu numan menemencioglu'nun yeğeni olan kemal menemencioglu'ydu.

    Menemencioğlu önsözde şöyle diyor:

    "Bu sıralarda Sebbottendorf Türkiye'de çalışıyordu. O sırada casuslukla ilgisi olup olmadığını bilmiyoruz ama Türkleri ve Türkiye'yi çok sevdiği eserin her sayfasında açıkça belli. ikinci dünya savasında ise Türkiye'de casusluk faaliyetlerinde bulunduğu kaydedilmiştir."

    Anti-Bolşevik bir Monarşist olan ve aynı zamanda Hilafetçi bir Osmanlıcı olduğu söylenen Sebbottendorf'un her ne kadar Nazilerle arası açılmışsa da, Hitler'in iktidara geçmesinde rolü kesin.

    1897 yılında Mısır'ın iskenderiye şehrine gelen Sebbottendorf, huseyin pasa ile görüştükten sonra 1900 yılına kadar, hidiv abbas hilmi'nin hizmetinde çalışmıştı. 1900 yılında istanbul'a gelerek Hüseyin Fahri Paşa'nın Beykozdaki (Çubuklu) köşkünde misafir kalmıştır. Hüseyin Paşa hem Bektaşi, hem de Mason'du.

    Aynı kitaba bir açıklama yazan, araştırmacı Erhan Altunay ise şöyle demektedir:

    Bu bağlamda incelersek Sebbottendorf'un sözünü ettiği Türk Masonları'nın aslında bu Masonik kuruluşlar ile alakası olmadığını görürüz. Sebbottendorf olsa olsa başka bir islami tarikattan bahsetmekte, bu da büyük olasılıkla Masonlukla benzerlik gösteren Bektaşiliğin bir kolu olmaktadır.'84(Eski Türk Masonları'nın Uygulamaları, Hermes Yayınları, sf 102)

    Kemal Menemencioğlu, Mehmet Sabahattin adlı bir yazarın konu ile ilgili bir makalesini tercüme eder ve kitaba koyar. Kitabin 111. sayfasında su ifadeler önemlidir:

    "Thule kısa bir surede komünist karşıtlığı ve milliyetçilik mucadelerinin odak noktası haline gelmişti." 85(Eski Türk Masonları'nın Uygulamaları, Hermes Yayınları, sf 111)

    Yani tıpkı Ergenekon gibi.

    <hilal ve gamali hac dövmesi bu örgütün sembolü olabilir mi?>

    Bunu bilmiyorum. Ancak bilinçdışı, bilincin konuştuğu dili anlar. Bunun sebebi, bilinçdışı dili, bilincin tersine kelimeler kullanmaz, onun dili sembollerdir ve iletişim tarzı yazılı kelime veya konuşma değil, imgelemedir. Bunun kuşkusuz bir anlamı vardır. Dolayısıyla bu tür sembollerle kişiler aslında farkında olarak ya da olmayarak faaliyetlerine büyüsel-törensel bir anlam yüklemek istemektedirler.

    <Bu bağlamda Almanya'da birbiri ardısıra yaşanan Türklere yönelik Nazi bağlantılı kundaklama olaylarının zamanlamasının özel bir anlamı var mı?>

    Son derece ilginç bir durum doğrusu. Üstelik de ilginç olan bununla da sınırlı değil.

    Görgü tanığı küçük bir kız çocuğu elinde baston olan bir adamı olay yerinden uzaklaşırken görmüş, kendisine ne yaptığını sorusuna ise "ben Almanım" yanıtını aldığını aktarmış.

    Şimdi, Hrant Dink cinayeti ile Ergenekon örgütü suçlanıyor. Bu suikastla ilgili klip yapan bir genç vardı, elinde ise bir asa bulunuyordu hatırlarsınız.

    iki olay arasında, örgüt sembolizmi bakımından bir bağlantı var galiba...

    Bu mümkün görülüyor.

    Öncelikle bu genç, o asayı neden eline almıştır? Bu davranış bilinçli mi yoksa bilinçaltı ya da bilinç dışı bir davranış mıdır?

    Üzerinde Trabzonspor armalı eşofmanı, Türk Bayrağı'nın önünde "amatörce" poz veren bu genç neden elinde bir "asa " tutar? Nerden gelmiştir aklına bu? Bu yaşta genç bir adam için bu tür bir asa kolayca bulunacak birşey midir?

    Bu genç aslında asayı yani sihirli değneğini eline aldığı zaman bilinçaltına iradenin devreye geçmesi gerektiğini söylüyor. Zira asa iradeyi temsil eder.

    Bu gencin tamamen milliyetçilik duygularıyla verdiği bu pozda bu Asa o çocuğun elinde sanki bir emanet gibi durmaktadır.

    <Sizce Ergenekon muvazzaf askerlerden destek alıyor mu?>

    Ben Ergenekon'u tarihsel kökleri olan, ideolojik temelli, nasyonel sosyalist eğilimler taşıyan ama iktidarını kaybetmemek için hemen herkesle de ittifaklar kurabilecek bir örgüt olarak görüyorum. Kanımca Kemalist çizgiye değil daha çok Enverist çizgiye, ittihatçılara yakındır. ittihatçıların da Alman nüfuzu altında olduklarını, Enver'in Kafkaslar'da ingiliz aleyhtarı bir siyaset izleyerek Alman-Rus jeopolitiğine uygun bir konum aldığını biliyoruz. Demek ki Enver'le Mustafa Kemal arasındaki mücadele sadece liderlik mücadelesi değil aynı zamanda jeopolitik bir mücadeledir.

    II. Dünya savaşı yılları arasında Alman etkisinde olan örgüt, değişen dünya konjonktürüne göre kendini yeniden tanımlamış olmalı. Dikkat ederseniz II. Dünya savaşı sonrasında Alman istihbarat elitinden bazı isimler de Amerika'ya gidip CIA'nın organizasyonunda görev aldılar. Türkiye'deki elit de Amerikan etkisi altında kaldı. Eşit olmayan 2 güç stratejik işbirliğine girdiğinde, bu, zayıf gücün güçlü olanın uydusu olmasıyla sonuçlanır.

    Soğuk savaş süresince Ergenekon ve ABD arasındaki ilişkinin pozitif yönde seyrettiğini analiz edebiliriz.

    Diğer taraftan, bu tür örgütlerde motivasyon çok önemlidir. Ergenekon her örgütte, her partide, her gazetede, her kurumda vardır. Devlet içerisinde bir paralel devlettir. Kanımca ordu içerisinde bazı kurumlarda da çok etkilidir. Özellikle de görevi zaten örtülü operasyonlar yapmak olan bir kurumda. Yani Türkiye'nin bir işgal durumunda yeniden organize olmasını sağlamakla görevli bir kurum barış zamanında her halde boş duruyor olmalıdır.

    <Özel Harp Dairesi'ni mi kastediyorsunuz?>

    Önceleri daha çok sol çevrelerin Gladyo, Kontrgerilla kavramları yaygındı ve Genelkurmay'a bağlı Özel Harp Dairesi ve Özel Harp Dairesi'nin atası sayılan Seferberlik Tetkik Kurulu için kullanılırdı. Sonraları Daire'nin adı Özel Kuvvetler Komutanlığı oldu.
    Derin devletin daha çok bu kurumlarla irtibatlı olduğu düşünülürdü.

    Sonra Deniz Kuvvetleri'nden emekli bir binbaşı, Erol Mütercimler, Ergenekon adlı bir örgütten bahsedince işler değişti. Derin devlet tartışmaları bu kez, Ergenekon kelimesi üzerinde yoğunlaştı.

    Mütecimler'e göre soğuk savaş döneminde Komünizme karşı Avrupa'da kurulduğu söylenen Gladio örgütünün bizdeki karşılığı Ergenekon'du. Mütercimler'in adını merhum Memduh Ünlütürk Paşa'dan duyduğunu söylediği Ergenekon, "ülkeyi 1971'den sonra 12 Eylül'e kadar planlı programlı şekilde terörün, anarşinin içine sokmuştu. Sonunda gelinen noktada, artık sokağa çıkamayan, can güvenliği olmayan, beş dakika sonrasından emin olamayan Türk halkı darbeyi, askerleri yalvar yakar ister hale getirilmişti."

    Mütecimler'in o yıllarda Ergenekon ile ilgili açıklamaları, Can Dündar'ın kitabından ayrıntılarıyla okunabilir. 2005 yılında "Derki" adlı internette yayın yapan haber aktüalite dergisinde Dr. Mütercimler Metin Under'e şöyle der:

    Muhabir Metin Under dersine iyi hazırlanmıştır ve sorusunu patlatır: "Ergenekon adlı Derin Devlet yapılanmasıyla ilgili bildikleriniz neler?"

    Yanıt son derece ilginçtir. "Ergenekon bana Tümgeneral Memduh Ünlütürk tarafından anlatıldı. Açıklamayacağım. Çok büyük bir hadisedir. Toplam üç nüshası vardır. Birisi bendedir ve de ölene kadar gizli kalacaktır. Bir nüsha banka kasasında gizleniyor. Muazzam bir derin devlet örgütüdür. Ama ben ölene dek gizli tutacağım, açıklamayacağım. Benden sonra birileri doğru olduğuna kanaat getirirse açıklar."...
    #3665352 (enderun sevgiler, 14.07.2008 22:38 ~ 22:44)
  15. ergenekon savcısının* iddianameyi hazırlamadana evvel arayıp konuştuğunu düşündüğüm yazar. hatta iddianamenin agharta ile ilgili kısmını bu zat kaleme almış bile olabilir. madem geriye dönük dinleme yapılabiliniyor, bu savcının konuşmalarına bakılsın, görüşmüş mü aydoğan vatandaş'la. başka türlü nasıl bir halet-i ruhiye iddianameye aghartayı sokar bilemiyorum.
    #3724902 (nerde kalmistik, 26.07.2008 17:51)

© 2008 - uludağ sözlük

aydogan vatandas başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. aydogan vatandas ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu aydogan vatandas nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» dexter morgan » bizden kacmaz » moderatoru kutla butonu » yeni baslayanlar icin hayat » allen ginsberg » gri ekran » the book of illusions » 15 yil once sakird olan yazarlar » basima bir is gelmeyecekse ataturk u sevmiyorum » baton sucuk a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games