ayce idil erkmen 


kapat
  1. DHKP/C militanı
    #1227663 (debian, 29.01.2007 14:27 ~ 14:51)
  2. 1970de Kırklarelide doğdu. istanbul Üniversitesi iktisat Fakültesinde okuduğu yıllarda devrimci düşüncelerle tanıştı. Bir iYÖ-DERli olarak öğrenci gençliğin akademik-demokratik mücadelesinde yeraldı. 1990 yılında Ortaköy Kültür Merkezinde çalışmaya başladı. Özgürlük Türküsü müzik grubunun ilk elemanlarındandı. Ayşe Gülen Halk Sahnesinde ve Kültür ve Sanatta Tavır Dergisinde çalıştı...
    #1227703 (brcyzdm, 29.01.2007 14:38)
  3. yasamis sayilmaz zaten yurdu icin olmesini bilmeyen diyen ve dünyada ilk ölüm orucunda şehit düşen kadındır.
    #1227720 (LocK, 29.01.2007 14:41 ~ 20.08.2007 08:27)
  4. adına idil kultur merkezi açılarak olumsuzleştirilmiştir. ayrıca bir rivayete göre nihat sirdar'ın akrabası oldugu soylenir.
    #1227786 (adini unutan adam, 29.01.2007 15:01)
  5. halkın gelinidir kendisi. dhkp-c militanıdır. devlet iradesine karşı silahlı mücadeleyi elzem görmüş bir kadın. ölüm orucunda ölmüştür.
    #1227804 (ganya, 29.01.2007 15:05)
  6. dünyada ölüm orucunda şehit düşen ilk kadın direnişçidir. adını ünlü piyanist idil biret'ten almıştır. yanılmıyorsam hacettepe üniversitesi mezunuydu. kavgasını da orada tanıyıp sahiplenmiş ve daha sonra kızıl bandı göğüsleyip ön saflarda yerini almıştır. şimdi ise bir kızıl karanfildir idil.

    (bkz: idil kültür merkezi)
    #1490540 (ferfecir, 04.04.2007 15:37 ~ 30.05.2007 23:38)
  7. Temmuz'da, Yine Seninleyiz...
    Tavır

    idilimiz....

    Sevgili idil,

    Tam bir yıl oldu yanına gelip, bir taraftan gölgende soluklanırken, karşılıklı kana kana su içip, bir taraftan da candan bir sohbet etmeyeli... Bir oof çekip, parmaklarımızı yüzünde, saçlarında dolaştırmayalı... Yalnız sen değilmişsin bizi bekleyen, Silivrikapıda su satarak kazandıkları üç-beş kuruşla evlerini geçindiren, tırnaklarının arasında çamurun, kıvrık paçalarında ıslaklığın hiç eksik olmadığı kara çocuklar da bekliyormuş yolumuzu. Bizim olmadığımız zamanlarda onlarla konuşuyormuşsun, onlar da sana anlatıyorlarmış dertlerini; okuyunca nasıl bir insan olacaklarını, gelecekteki hayallerini... Aralarında sanatçı olmak isteyenler de varmış duyduğumuza göre, ama senin gibi bir sanatçı olmayı, halkını seven ve gerektiğinde yüzünü bile görmediği milyonlarca insan için ölmesini de bilen bir sanatçı...

    Canımız idil, Ayçe idil Erkmenin yoldaşları olma gururunu ve onurunu, yüzündeki o tarifsiz gülümsemeyle bizlere bırakıp gittiğin o günün ardından da tam on bir yıl geçti. Biz yine yakıp kavuran bir Temmuzdayız; sendeyiz, sizdeyiz, seninleyiz, sizinleyiz. Zaman nasıl da hızla geçiyor değil mi? Hani haylaz bir çocuk olsa şu zaman denilen şey, kolundan tutup durdururduk, soluklansın diye. Ama değil işte. Bizden alıp götürdükleri, sadece bir rakam olmadığının mührü. Zaman her geçişinde içimizden bir parça koparıp, canımızdan bir can yolup götürüyor. Götürmesine götürüyor ama hani uğruna feda edemeyeceğimiz tek bir şey olmayan sevdamız, umudumuz var ya! Sosyalizm! Her geçen gün biraz daha yaklaşıyor, her geçen gün biraz daha önümüzü aydınlatıyor, her geçen gün bahçemizdeki bağımızı, soframızdaki aşımızı, yuvamızdaki sıcaklığı, çocuklarımızın elma rengindeki yanaklarını sadece masallarda duyduğumuz o can kırmızısı renge büründürüyor.

    idil, yanına gelemediğimiz zamanlarda içimizde, beynimizin bir köşesinde zulamızda saklı tuttuğumuz, anlatmak için sabırsızlandığımız bir şeyler var hep; kimi zaman sevinçli, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman acı... Hani mendiline elinde avucunda ne varsa sarıp, sevdiklerine götürenler var ya, işte biz de mendilimizin içine sardık saklımızdakileri sana getirmek için. Mendilimizde ne varsa dökeceğiz ortaya bir bir, dökeceğiz önümüzde duran kağıdın ak yüzüne. Hayat işte, her zaman acı ve tatlı anlarla dolu. Biz anlatırken sen de her zamanki mütevazılığınla gözlerini bizden ayırmadan dinlersin; huyundur biliriz. Biri söze başladı mı, ta ki sonunu getirene kadar sen sabırla beklersin.

    Yozlaşma... Acısını damarlarımızı çatlatırcasına, kanımız çekilircesine hissettiğimiz çürümüşlük yani. Bir kültür olarak giriyor yaşamımıza, karabasan gibi çöküyor gecelerimize, bir katil gibi giriyor kanımıza Gençlerimiz her geçen gün kirleniyor idil, gelecekleri ellerinden alınıyo. Kimisi uyuşturucu batağına saplanmış, kimisi fuhuş tuzağına düşmüş, kimisi başkalarının pis hesapları için beline silahı kuşanmış Kapitalizm beyinlerini çalmış insanların, bunun için bütün bu rezilliğin içinde çırpınışları. Bir anne evine ekmek götürmek için etini satmayı haklı görüyor, çaresizliğine yanıyor. Bir baba “çocuklarını okutmak için göz gözü görmeyen izbe mekanlarda, kumar masalarında sabahlıyor. Oynadığı kumar değil aslında, çocuklarının, ailesinin geleceği.

    Hatırlarsın, sen ve yaşıtların şimdiki çocukların çağında iken harçlığınızı biriktirip kitap almaya uğraşırdınız, ama şimdi paralarını uyuşturucu için biriktiriyor çocuklarımız. Modaya uygun giyiniyor, modaya uygun şarkılar dinliyor, modaya uygun seviyor hatta yiyip-içmenin, gezmenin bile modası var şimdi. Hayallerdeki yaşama kavuşmak için de her şeyi mübah görüyor insanlarımız.

    Bir taraftan Haklarım var! diyenler okullarından atılırken, bir taraftan amfilerde uyuşturucu partileri yapanları da görüyoruz. Onlara bu fırsatı tanıyanları ve göz yumanları da Yani anlayacağın bu sistemin adalet denen tartısında onursuzluk, ahlaksızlık, çürümüşlük her zamankinden daha ağır basıyor. Yakında zincirleri kopacak o tartının, tüm pislikler saçılacak her bir yana...

    Ya bir anne nasıl, çocuğunun ölümünden sorumlu olanların vereceği üç kuruşa satar onurunu, o vakit çocuğunu öldüren kendisi olmaz mı? Belediyenin açtığı kanalizasyon çukuruna düşen Dilaranın annesinden söz ediyoruz. Kulaklarımızı sağır edercesine uğuldatan, yaşıtlarını her gördüğümüzde utancı canımızı acıtan bir olaydı bu. Yozlaşma denilen şeyin kültürleşmesi, iliklerimize kadar sokulması.

    Bir babanın kendi canından/kanından kızını pazara sunması, hem de adına çaresizlik diyerek... Kalemimizden utanarak akıtıyoruz mürekkebi bu sayfalara, o da yazamaz oluyor, ikinci kez geçiyoruz üstünden yazdıklarımızın; sadece kâğıttan değil, belleklerimizden de silinmesin diye. Bütün bunlar yaşanılanların belki de çeyreği değil ama konusu gerçek ve sansüre uğramamış olan bir filmin bir iki karesi, fragmanı belki de. Genelde izlememeyi tercih ediyoruz bu filmi ama gelip kapımızda bekliyor işte, açtığımızda üstümüze saldıracak kuduz bir köpek gibi bulaştırıyor mikrobunu.

    Sadece bunlar değil anlatacaklarımız, her zehirin bir panzehiri vardır ya, işte bu çürümüşlüğün panzehiri de sosyalizm... Bir düş değil, uzak ama gidilmesi imkânsız olmayan bir şehirde kavuşmayı bekleyen bir can, bir eş, bir dost, bir yar gibi.

    Bir tarafta tüm bunlar dururken, o gidilen yolun daha da yakınlaşması için önümüze çıkacak engelleri kaldıranlar da var, tıpkı Yaşamış sayılmaz zaten yurdu için ölmesini bilmeyen.diyen senin, sizin gibi. Hem kendi iki çocuğunun geleceği, hem de başka çocukların geleceğinin karartılmasına izin vermemek için mücadele edip, bu uğurda canını ortaya koyan babaları da anlatmak istiyoruz sana, Birol Ağabeyi O, bu kâğıttan örülü düzenin verecekleri karşısında sus-pus olmadı, yüzünü gördüğü gerçeklere dönmedi, aksine daha bir yakından baktı gördüklerine, ateşi onu da yaktı döşünü parçalayan kurşunlar gibi, onun ateşi de bizi yakıyor şimdi Temmuz gibi.

    Şöyle bir düşünüyoruz da, sanki bu çirkefliğe sürüklenen insanlar iki kişi arasında kalmışlar, bir kollarında kapitalizm, bir kollarında biz; tutup çekiyoruz, kim kazanırsa demiyoruz ama biz galip geleceğiz, kesip atacağız o kangrenleşmiş, çürümüş kolu, buna inancımız sonsuz. Bu inancın bedelini de canımızla, mahpuslukla, gözaltılarla komplolarla ödüyoruz. Dışarıda bir saat bile nefes almamıza tahammül edemiyorlar. Uyuşturucu, fuhuş ve yozlaşmaya karşı mücadele edenleri bütün bu pislikleri biz sıçratıyoruz insanların üstüne. Pisliğin asıl kaynağı biziz dercesine tutukluyor ve yargılamaya çalışıyorlar, hatta yargılamaktan bile korkuyorlar. Çünkü biliyorlar ki yargılanacak birileri varsa o da bu sistemi yaratan kendileri, pisliği yayan varsa bu sistemin kendisi. Onun için bir yıl sonrasına erteliyorlar duruşmaları. Yıl, ay, gün, hatta saat hesabı yapıyorlar. Ama biz belki de çocuklarımıza, ya da onların çocuklarına armağan edeceğimiz bir yaşamın sevdasını taşıyoruz içimizde gün, ay, yıl hesabı yapmadan, sadakatle ve sabırla.

    Bu arada Tavır da haylazlık yapmaya devam ediyor; iki kez para cezası aldık geçen bu sürede. Okmeydan9na gelişimizin üzerinden bir yıl geçti bile. Çalışmalarımız her zamanki gibi devam ediyor, sinema, tiyatro, müzik, sergi adını duymayan kalmadı herhalde. Etrafımızdaki idil bebeklerin sayısı da giderek artıyor bu arada.

    Ya sen? Başımızı kaldırdığımız, gözümüzü gezdirdiğimiz her yerdesin. Bizlesin. Biz aynı mayayla yoğrulmuşuz, ondandır yüreklerimizi yangınlara atışımız, ondandır başkalarının acısını acımız, sevincini sevincimiz bilişimiz. Ustalarımız ne de güzel yazmış yaşadıklarımıza ve yaşayacaklarımıza dair. Sen hepsini ezbere bilirsin şimdi bütün şiirlerini, Nazımın, Ahmed Arifin, Enver Gökçenin, Hasan Hüseyinin Ne de güzel okursun, etinde hissederek, hissettirerek.
    Unutma idil, biz hep seninleyiz, sizdeyiz.

    http://www.grupyorum.net/...govde=&s_sayi_id=& ;
    #2032835 (LocK, 29.07.2007 16:55 ~ 16:59)
  8. türkiyenin ilk kadın ölüm orucu şehidi. sol grupların 96 da hapisanelerdeki koşulları düzeltmek işkencelerin sonbulmasını talep etmek için başlattığı ölüm oruçlarında şehit olmuştur. tiyatrocudur, kendi adını taşıyan kültür merkezleri vardır ankarada idilcan kültür merkezi, istanbul da idil kültür merkezi. gurp yorumun mitralyöz adlı türküsü idil yoldaşa yazılmıştır.

    bıçak canlandıran ayazda, türkü yakıp ısınıyorlardı...
    güneşi emzirirdi gözleri...
    çanakkale’nin en sıcak yeri onlardı...
    bayraklarımızın üzerindeki sarı yıldız, kına olup aktı ellerine...
    avuçlarına oturttular yıldızları...
    yıldızın sarısından ab-ı hayat içiyorlardı...

    halkımızın gelini
    kınalamış elini
    haydi halay çekelim
    zılgıtlar sarsın bizi

    mitralyöz mitralyöz
    halay başı mitralyöz
    zafer bizim olacak
    can yoldaşım sana söz
    (halkımız kazanacak
    can yoldaşım sana söz)

    vur ha vur ha vur ha vur
    mitralyözle vur ha vur
    sevdamız kurşun olsun
    zulmün üstüne yağdır

    idil can çiçek olmuş
    toprak ona tutunmuş
    hasreti vatan olmuş
    kavgasına tutulmuş
    #2372377 (libertiy, 24.09.2007 15:46)
  9. ''yaşamış sayılmaz zaten, yurdu için ölmesini bilmeyen'' *
    #2372421 (iplik, 24.09.2007 15:53)
  10. mecbur olmadığı halde zincirler kırılsın diye can verendir. ölümünün ardından verilen sözler tutulmamış; 122 can daha erimiştir. şimdi anne olabilecekken, idil kultur merkezi'nin adı hala ortaköy kültür merkezi (okm) olabilecekken ve idil okm'de hala çalışabilecekken açıkcası hiç için ölmüştür. '96 sonrası pek çok idil'in isim annesidir. ortaköy kültür merkezi çalışanı olması sebebiyle grup yorum'da ayrı bir yeri vardır.

    (bkz: halkımızın gelini) *
    (bkz: sahnedeydi idil ve ölüme açılıyordu perde) *

    her sene mezarı başında türkülerle anılan ölüm orucu direnişinin simgesidir;

    http://www.grupyorum.net/...ilivrikapi.jpg&idx=16
    http://img232.imageshack..../436/idilanma200522cf.jpg
    #3071782 (meredith, 28.02.2008 19:05 ~ 29.06.2008 21:28)
  11. grup yorumun kurmuş olduğu idil kültür merkezine adını vermiştir.
    #3348783 (eticin, 02.05.2008 20:28)
  12. tutuklu arkadaşlarının kendisi için şöyle bir şiir yazdığı kadın;

    AYÇE
    Hiç bir uykudan
    sensiz düşlerle kalkmadık ülkem
    bundandır tenimizin
    yanık ete benzer esmerliği...
    Ayçe
    Çiçek ismi olabilir
    Asi ve halklar renginin
    en güzelinde
    Ayçe..
    Bir ulusun dili olabilir
    bütün dünya lehçelerinde
    ''DiRENÇ'' demek mesela
    belki yalınca kavga
    Ayçe...
    Geceyarıları suskunlukta
    kan içinde uyandırılan halkımın
    boğum boğum terleyen sabrı
    yumruklarıyla dövmesi
    tanrıların
    mermer direkleriyle ihtişam saçan
    bir o kadar korkak, şarlatan kulelerini
    halk bıçağının kesmesi gırtlağını
    vatan satanların..
    Ayçe..?
    Bir türkü olabilir
    evladı kaybolmuş analara ait
    Halk türküsü
    "Belimizde kılıncımız kirmani hey" deyiveren
    coşkulu cesur...
    Ayçe, her doğan çocuğumuzun alın yazısı
    Ayçe, yoksulluğa, başkaldırı
    Ayçe, adaletsizliğe isyan..
    Ayçe...?
    bir ses olabilir
    slogan
    -mert, namuslu-
    haykırış
    barut
    namlu...
    12 kez daha
    -ZAFER! Ayçe MiTRALYÖZ...

    http://www.ozgurluk.org/k.../www/k_ozelsayi/ayce.html
    #3473822 (meredith, 31.05.2008 14:47 ~ 29.06.2008 21:30)
  13. güzel canlı ne varsa bizimdir insanın bir kat daha kendisinin olur suyuna toprağına karıştıkça yasamis sayilmaz zaten yurdu icin olmesini bilmeyen
    #3915957 (lucarelli99, 04.09.2008 17:43 ~ 17:46)

© 2008 - uludağ sözlük

ayce idil erkmen başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. ayce idil erkmen ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ayce idil erkmen nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» emre belozoglu » army of me » sozluk yazari olunca kendini ordinaryus sananlar » aydin sayili » yusuf simsek » pasif mukavemet akimi » mevlut erdinc » fenerbahce nin ikinci lige dusmesi » emegi gecen herkese tesekkurler » recep tayyip erdogan » ros hasana » ankara universitesi » anadolu rock » dede » the man who sold the world » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » hayal kirikligi » sevgilinin eski sevgilisi » kopek kovalarken ters takla atan insan » imlec » takimi tarafindan deplasmanda unutulan futbolcu » nembutal » rodezya » tuna kiremitci band » fenerbahce nin alay konusu olmasi » sorumluluk benim » dun yine sokaktaydim » taye taiwo » harley davidson botlar » metroda kadinlara okuz gibi bakan okuz » savasmak