ataturk filmi cekilememesi sorunsali 


kapat
  1. Atatürk'ün film neden çekilemiyor?

    Atatürk ne kadar tanınıyor?

    Mustafa Kemal çağdaş devlet kurucusu liderler içinde hayatı hakkında en az şey bilinenler arasında. Hatırasının ona saygı adına yasaklamalarla korunacağına inanılması da ayrı bir ayıp

    Doğumunun, Türkiye'nin kaderini belirleyişinin ve aramızdan ayrılışının üzerinden bunca zaman geçti. Her yıl ulusal bayramlar ve vefatının yıldönümlerinde törenlerle anıyoruz, her vesileyle ondan söz etmediğimiz gün yok neredeyse, hakkında onca kitap yazıldı, yüzlerce belgesel yapıldı. Ama bir soru hâlâ güncelliğini koruyor: Nasıl biriydi?
    Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran liderin, gerçek anlamda tanındığını söyleyememek, deyim yerindeyse acı vermesi, mahcubiyet hissi uyandırması gereken bir durum...
    Bu tablonun tek sebebi var: 'evham'...
    Ve bunun dayanağı da Atatürk'e duyulan sevgi...

    'Rakı içtiği gösterilebilir'
    Zaman zaman depreşen bir konu Atatürk filmi!.. Pek çok Batılı, Amerikalı sanatçı geldi gitti Ankara'ya beyazperdede Atatürk'ü canlandıracağı açıklamasıyla, ama bir türlü gerçekleşmedi o hayal. Türkiye resmi söyleme uygun masal/destan kıvamında bir yapım istiyordu, dünya sineması ise Mustafa Kemal'i insan özellikleriyle yansıtacak projelere açıktı... Bu konuda Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığı sırasında sempozyum düzenlendiydi... Evren'in orada yaptığı konuşmayı hatırlıyorum: 'Artık filmde onun rakı içtiği gösterilebilir..' diyordu...

    Amerika'ya yerleşmiş, ünlü silah tüccarı Adnan Kaçıkçı'yla iş ilişkisi olan ve Hollywood'da hayli tanınan bir Türk olan Adil Özkaptan'ın hayaliydi Atatürk filmi. ilk kez 1951'de gündeme geldi ve fazla yankı bulmadı... Ardından 1957'de proje cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın sahiplenmesiyle yeniden 'Galiba oluyor' noktasına tırmandı. O dönemde Amerikan sinemasının en popüler sanatçılarından Douglas Fairbanks üstlenecekti Atatürk rolünü. Charlton Heston'un oynadığı On Emir, Samson and Dalilah gibi filmlerin yönetmeni Cecil de Mille'yle de anlaşılmıştı... Ama sonuç çıkmadı. Ankara ' 'Yabancıların nasıl bir Atatürk filmi çekeceğinden emin olamayız' deyince adım atılamadı...

    istanbul'un fethinin
    yıl dönümünde gerçekleştirilmek istenen 'Çağrı' filminin Mısırlı yönetmeni Mustafa Akad'la Ali Müfid Gürtuna'yı buluşturan kişiydi Adil Özkaptan...
    Neticede Türk seyircisi TRT'nin gerçekleştirdiği 'Kurtuluş'la yetinmek zorunda kaldı...
    Bunları yazmaktan maksadım 'Atatürk filmi yapılsın' demek değil... Elbette yapılmalı ama bunu gerçekleştirmek için yeterli şartların bulunmadığını da biliyorum... Rahmetli Turhan Olcaytu paşanın Anıtkabir Derneği'nin başkanı olduğu sırada metin yazımını bana emanet ettiği belgesel de onun vefatıyla gerçekleşmedi.. O dönemde 'Anlatımın sınırları' konusunda uzun uzadıya gerekçe dinlemiştim...

    Oysa Atatürk bu endişe ve evhamlara hayatı boyunca 'pabuç bırakmamış' biriydi... Falih Rıfkı hayatını yazmak istediğini söylediğinde 'Dün geceyi de yazacak mısın' diye soran 'Tabii ki hayır, o sizin şahsi hayatınız' cevabını alınca: 'Olmaz, dün gece anlatılmayacaksa ben olmam oradaki...' diye itiraz eden insandır Mustafa Kemal. Aynı şekilde sağlığında çekilen 'Zafer Yollarında' adlı filmde fotoğraflarının kullanılmasına sinirlendiği bilinir.

    Filme ilişkin şu tespit ona ait: "Ben hayattayım. Milli Mücadele'ye ait bütün evrakım, kılıcım, çizmem halihazırda mevcut. Göreve çağırdınız da bana düşeni yapmadım mı? Bu milli bir vazifedir. Böyle bir teklif karşısında kalsam memnuniyetle kabul eder, bir artist gibi filmde rol alır, hatıraları canlandırırdım..."

    Çevrilmesi yıllardır gündeme gelen ancak bir türlü hayata geçmeyen 'Atatürk' filmi için Douglas Fairbanks ve Yul Breyner'in de adları geçmişti.

    Yasaklar, yasaklar...
    Atatürk'ü 'himaye altına alma' arzusu daha onun sağlığında ve ona rağmen başladı. Cumhuriyet'in kurucusunun içki içen, eğlenen bir insan olarak anlatıldığı kitapların yurda sokulması Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı... inönü'nün bu tavrını öğrendiği vakit Atatürk'ün Armstrong'un 'Bozkurt' adlı kitabıyla ilgili olarak: 'Okudum, yasaklanacak ne var... Az bile yazmış. Yasaklayınca millet kim bilir neler var sanacak...' diyerek çıkıştığı biliniyor.

    Ama ne o kitaba konulan yasak kalktı ne de yasakçı anlayış geri adım attı... Hatta bu tavır 1951'de yasalaştı... Ticani Tarikatı lideri Kemal Pilavoğlu'nun çevresinde toplananlardan bir grup şeyhin heykel aleyhindeki sözlerinden etkilenip Atatürk heykellerine bir dizi saldırı düzenlemeleri üzerine Celal Bayar'ın girişimiyle halk arasında Atatürk'ü Koruma Kanunu diye bilinen kanun çıkarıldı...

    Kodekste, Atatürk Aleyhine işlenen Suçlar Hakkında Kanun adıyla kayıtlı yasanın ilk maddesinde şöyle tarif ediliyordu suç: "Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir, bu suça azmettirenler asli fail gibi yargılanır".

    Yasanın 2. maddesi ise "Bu suçun iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumî veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasıyla işlenmesi halinde verilecek cezanın iki kat artırılacağını" amirdi.

    Bu kanun görüşülürken CHP'nin muhalif kaldığını kaydetmeliyim... Ticani şeyhi Kemal Pilavoğlu CHP'nin kayıtlı üyelerindendi. Ve hakkında açılan dava sırasında Pilavoğlu'nun avukatlığını yapan Yılmaz Akpınar, CHP Balıkesir Milletvekili Muzaffer Akpınar'ın oğluydu.

    Elbette Celal Bayar'ın bu yasayı çıkarırken maksadı Atatürk'ün iyi tanınmasını sağlayacak eserlerin yazılmasına engel olmak değildi ama sonuç bu oldu. Özellikle emniyet güçleri ve yargıçlar 'Atatürk karşıtlığı suçlamasına' muhatap olma endişesiyle yasayı en muhafazakâr anlamıyla yorumlayıp ona göre uygulama eğilimini benimsediler...

    Ve neticede Mustafa Kemal'in herhangi bir sözünü veya tavrını eleştirmek kadar onun özel hayatıyla ilgili bilinenden farklı bir portre çizmeye imkân verecek beyanlarda bulunmak kişileri suçlu konumuna düşürür oldu...
    Bu tutumu benimseyenler arasında Atatürk'ün manevi kızı Afet inan da vardı... Mustafa Kemal'in vefat ettiği gün kendisinde kalan Karsbad'da tuttuğu not defterini yıllarca beklettikten sonra ve bazı cümleleri sansürleyerek yayımladı... Sağlığında kendisine bu konuyu sorup merak ettiğimi söylediğimde, üstelememe kızmış ve " Neden merak ediyorsunuz, biraz eğlenmiş işte..." diyerek geçiştirmişti...

    Not defterleri bekliyor
    12 Eylül askeri müdahalesinin ardından cumhurbaşkanı Kenan Evren hayırlı bir iş yaptı ve kimi konuşmalarında atıf yapacağını söyleyerek Atatürk'ün tuttuğu not defterlerinin yeni harflere çevrilmesini sağladı. Ancak defterlerin Tarih Kurumu'nca yayımlanacağı kongrede açıklanmış olmasına rağmen bu da gerçekleşmedi... Yetmezmiş gibi vasiyetinde koyduğu süre sınırının dolmasına rağmen Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın özel mektupları da bir yandan basında estirilen hava, diğer yandan bürokrasinin çekingenliği yüzünden gün ışığına çıkamadı... Atatürk'le evliliğini yürütememiş ama bunu değerli bir anı olarak muhafaza etmiş ve hayatının sonuna kadar onunla ilgili olarak hiç konuşmamış bir kişi olan Latife Hanım'ın dahi yazdıklarıyla 'Atatürk'ün hatırasına zarar verebileceği' düşünüldü... Oysa evrakın içeriğinde karşılıklı sitem, pişmanlık, sevgi ve telafi çabası dışında bir şey yoktu...

    Düşünün ki yeni yeni bazı fotoğraflar, belgeler çıkmaya başladı ortalığa... Örneğin 'Büyük Nutuk' başlığı altında bildiğimiz ve 'resmi tarih' diyebileceğimiz çerçevenin neredeyse 60 sayfalık bir girizgâhı olduğundan, bunun Atatürk tarafından kaleme alındıktan sonra Almanya'nın yansıttığı tepki dolayısıyla TBMM'de okunmadığından kaç kişinin haberi vardı?

    Bu anlayışın günümüzde çok az gevşemekle birlikte aynen devam ettiğinin göstergesi açık göstergesi Türk yazarlar tarafından kaleme alınmış kitaplar hakkında ardı ardına açılan davalar...

    Yazıyı bitirirken sizlere sanırım ancak kütüphanelerde veya sahaflarda bulabileceğiniz seneler önce var olan Hürriyet Yayınları'nın bastığı bir kitap önermek istiyorum... Cumhuriyet'in kurucusunu siyasetçi, yazar, komutan, arkadaş, manevi evlat olarak onun yanında bulunanların dışında bir hizmetlinin kaleminden okumak bana keyif vermişti.

    Kitabın adı 'Atatürk'ün Uşağıydım.' Anlatıcısı, Çankaya Köşkü'nün emektarlarından Cemal Granda. Orada Atatürk'ün duygu ve haz dünyasından izler bulacaksınız... Ve eminim ki Atatürk'e duyduğunuz sevgi daha derinleşecek...

    kaynak: http://www.haberpark.com
    #848166 (kirmizi baslikli istasyon sefi, 12.11.2006 13:17)
  2. (bkz: kurtuluş)
    #848208 (arude50, 12.11.2006 13:33)
  3. Tüm dünyanın izleyebilecegi bir Atatürk filmi yapmanın elimizdeki teknolojik imkanlar dahilinde zor olması yüzündendir. günümüzde film çok iyi bir propaganda aracıdır. ABD yapımı filmlerin bir cogunda ABD bayragını görürsünüz. adamlar en azından bayraklarının propagandasını yapıyorlar. hiçbir anlamı olmamasına yada en azından çanakkale ve kurtuluş savaşlarıyla kıyaslanamayacak olmasına ragmen adamlar onlarca Vietnam filmi yaptılar. düşünsenize ABD nin sinema teknolojisi ile bir Atatürk filmi yapılsa ve bütün dünya izlese, böyle bir işe ABD girer mi? mümkün değil girmez.
    #850047 (unexpected paradox, 12.11.2006 21:23 ~ 02.01.2008 14:23)
  4. öncelikle
    bu film olayı daha öncelerde gündeme gelmişti bürokratik engellemelerdir filmi hayata geçirtmeyen evet. değerlerimizin hiç birine sahip çıkmadığımız için yine yabancı bir yapıt olacak tabiki bu film. bu tür filmleri yapabildik mi bu zamana kadar şöyle bir baştan alsak. istanbul'un fethini yapabildik mi şunuda tahmin etmek zor değil tabiki böyle destansı bir fetihe amerika sahip olsaydı ne kadar şahşalı bir film yapardı öyle değil mi. burda üstünde durulması gereken bu noktadır. atatürk gibi asrın liderine sahip olsaydı film sektörü gelişmiş bir ülke nasıl bunu anlatırdı beyaz perdeye dökerdi değil mi. ama kafalardaki endişe bir atatürk filmi yapılsa ve bunu yabancılar yapsa bu filmde ufak noktalarda yanlışlıklar olsa atatürkle ilgili ne derece bir infial yaratır ülkede öyle değil mi. belkide bu bürokratik engellemeden kasıt budur. bizim atatürk'ü anlatacak kadar kaliteli bir film yapacak kadar sinema sektörümüz gelişmemiştir ve bu filmi yabancılar yapsın demişizdir ama bir türk'den daha iyi anlatabilir mi bir yabancı atatürk'ü. bir türk oyuncu kadar duygularını yansıtabilirmi filme mel gibson. bir türk kadın gibi cepheye silah taşıyabilir mi julia roberts. asrın askerini , asrın devrimcisini , asrın cumurbaşkanı'nı yansıtabilir mi asrın sinema oyuncusu. gözleri çakmak çakmak bakabilir mi atatürk kadar. hayatını milletine adamış türkiye cumhuriyetini kurmuş bir insan gibi durabilir mi o oyuncu.10 kasim dokuzu bes gece onun kadar gururlu olebilir mivatanına yapabileceği bütün fedakarlıkları yaptıktan sonra. bunların hiçbirini yapamaz yabancılar çünkü onun tekrarı yeryüzüne gelmemiştir ki bir oyuncu onu oynayabilme yeteneğine sahip olsun varsın kafamızdaki atatürk böyle kalsın. en azından türkler bu filmi yapana kadar..
    #850193 (Aktif matkap, 12.11.2006 21:59)
  5. bu sorunun muhattabı "kurtlar vadisi ırak" filminin çekimi için 12 milyon dolar harcayan aydın doğan tüccarıdır! o kadar şanlı tarihimizde çanakkale gibi, kurtuluş savaşı gibi, istanbul'un fethi gibi önemli olaylar varken; atatürk gibi fatih sultan mehmet gibi adamları konu edeceğine, aşiret-tarikat çocuğuna başrol verip "çuval rezaletinin" mastürbasyonunu yaptrıtan bir film çekenlerdir bu sorunun muhattabı!
    #850227 (kerameti kendinden menkul, 12.11.2006 22:05 ~ 22:07)
  6. ÇÜNKÜ BU FiLM GERÇEKLERE UYGUN ÇEKiLMELiDiR VE GERÇEKLERE UYGUN OLMASI EMPERYALiST GÜÇLERiN iŞiNE GELMEZ. MUHTEMELEN TÜM DÜNYA NIN iZLEYEBiLECEĞi BiR FiLM UZUN SÜRE YAPILAMAYACAKTIR.
    #917830 (kurremkarmerruk, 27.11.2006 18:55)
  7. bence bu konuda özenli davranılmayışı bu duruma neden.
    mustafa altıoklar kurtuluş savaşını anlatan bir film yaptığını ve çekimlerini bir sene içerisinde bitirip sinema severlerin beğenisine sunacağını belirtmişti iki sene önce katıldığı bir televizyon programında.
    #917892 (puldüşü, 27.11.2006 19:10)
  8. vakti zamanında atatürk le ilgili bir film yapılması yine gündeme gelmiş ve ciddi ciddi bu işe el atılmıştı. yapımcılığın herhalde yanılmıyorsam amerika da yaşayan alinur velidedeoğlu yapacaktı. rol için antonio banderas uygun görülmüştü. kafa ve yüz yapısı atatürk e en benzeyen aktör olarak. ancak film hayata geçirilemedi. banderas da rumlardan ve ermenilerden bu filmde oynamaması yönünde yoğun uyarı ve tehdit almış ve vazgeçmişti .geniş kapsamlı bu haberde banderas konusu son paragrafta yer almaktadır. http://www.milliyet.com/2002/11/24/pazar/paz02.html
    ve diğer baltalama örnekleri
    http://www.milliyet.com/2006/09/21/yasam/yas02.html
    http://www.milliyet.com/2...06/06/guncel/axgun01.html
    #917960 (balsikeste baysungur, 27.11.2006 19:24 ~ 19:34)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

ataturk filmi cekilememesi sorunsali başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. ataturk filmi cekilememesi sorunsali ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ataturk filmi cekilememesi sorunsali nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about ataturk filmi cekilememesi sorunsali. Copyright of the articles are belong to their authors.

» adese » trance muzik ve ecstasy iliskisi » the bourne ultimatum » turgut ozal bulvari » disgoc » ergen kizlarin guzin abla ya sordugu tarihi sor » disko krali » fiat palio » ispanyol para birimi » kronik faranjit » christopher johnson mccandless » wireless access point » 1978 maras olaylari » dogu ekspresi » phonerotica com » bir komedi unsuru olarak turk amator porno » aglatan siirler » 11 aralik 1985 real madrid b monchengladbach ma » remeron » turk ve rus kizlari nufus mubadelesi yapsin » 100 feet » fram » velayet hakki » ozz le grand » sevisme sirasinda hatundan parmak yemek » abdication » drogba fener de » yazar nicklerinin bir alt versiyonlari » uludagforum com » facebook fuck turkey grubu » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » kb24 » gazel » notrinova ile sporx keyfi » this i love » nitratex » cari se » windows nt » welcome to the jungle » bir entry yi birkac parcaya bolmek » icime bosalma