atatürk ile ilgili anılar

  1. 0.
    atatürk bir seyahatinde, kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir mehmetçik gördü. çağırdı ve iltifat etti. sordu:

    - sen güreş bilir misin?

    yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle, mehmetçiği güreştirdi.

    genç asker daima galip geliyordu. çok neşelendi, ayağa fırladı. ceketini çıkarıp mehmetçiğe ense tuttu:

    - haydi, bir de benimle güreş!

    genç mehmetçik, ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:

    - ata'm, dedi; senin sırtını yedi düvel yere getiremedi, bir mehmet mi bunu başaracak?

    o anda ata'nın gözleri doldu.. ağlamamak için gülmeye çalıştı..
    #971007 :)
  2. 1.
    Cumhuriyet'in ilanindan sonra, Istanbul'da bir resepsiyon verilir.
    Tum dunya ulkelerinin elcileri ve ataseleri de davet edilir.
    Davet guzel bir sekilde devam etmektedir, fakat Ingiliz atasesi olan
    Binbasinin bakislari Mustafa Kemal'in gozunden kacmaz.
    Butun davet boyunca kendisine dik dik bakmistir ve bakmaya devam
    etmektedir. Ne oldugunu ogrenmek icin yaverini gonderir.
    Yaver Mustafa Kemal'e soyle der:
    - Pasam; kendisine neden ters bir tavir takindigini sordum, o da bana
    Mustafa Kemal'in Canakkale'de babasini oldurdugunu soyledi.
    Bunun uzerine Mustafa Kemal soyle der:
    - GiT SOR BAKALiM BABASiNiN CANAKKALE'DE NE iSi VARMiS ?
    #1321827 :)
  3. 2.
    Birgün italyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve
    huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında
    konuşulduktan sonra, büyükelçi "Ekselans, dün Roma ile yapmış oldugum bir
    görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem
    söylendi" der.
    Odada buz gibi bir hava eser. Ata, büyükelçiye birşeyler daha ikram
    eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri,
    üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına
    gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve
    Çakmak'a: " Paşa, italyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. Hazır
    mıyız" der. Fevzi Çakmak durmu anlar ve "Biz hazırız Paşam" diye
    yanıtlar...Ata büyükelçiye döner ve: "Biz hazırmışız. Hükümetinize
    söyleyin, isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler" der..
    #1322150 :)
  4. 3.
    Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır. Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir.

    Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi´ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu. Yolda bie bedevi´ye rastladılar. Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi. Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı. Sıra Mustafa Kemal´e gelince, o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi´ye açtı. Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde;
    'Sen padişah olacaksın' dedi ve ilave etti '15 yıl hüküm süreceksin.'
    Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler.

    Aradan yıllar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti´nin Cumhurbaşkanı oldu.
    Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı. Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" dediler.
    Atatürk onlara birzamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi´yi hatırlattı ve gülerek ;
    'Arap vaktiyle söylemişti, Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek. Hesapça bu son senemizdir...'

    Yıl 1938 ´di... *
    #2776158 :)
  5. 4.
    Atatürk daima yakın arkadaşlarına:
    "Beni Reisicumhursun diye Çankaya'nın kayalıklarına ve Dolmabahçe'nin rutubetli karanlık odalarına hapsediyorsunuz. sonra da siz istediğiniz gibi geziyor ve eğleniyorsunuz. Buna hakkınız yoktur" diyerek şikayetlerde bulunurlardı.
    Bu üzüntülerini bazen öyle hüzünlü ve samimi bir tarzda, acındırıcı şekilde anlatırlardı ki muhatabını adeta müteesir ederdi.
    Bir gece bir iki arkadaş izinsiz olarak Dolmabahçe'den bir arkadaşın evine gitmiştik.Bizim yakın dostumuz olan ev sahibini Atatürk hiç tanımıyordu.Orada yiyip içiyor, hoşça vakit geçiriyorduk. Saat oldukça gecikmişti. Birdenbire gözüme, Ataürk'ün pek sevdiği köpeği Foks ilişti. Rüya görüyorum zannettim.
    Bu köpek, odalarında yatar, gittiği her yere beraber gider, gireceği salona herkesten ve Atatürk'ten daha evvel koşar girer, adeta Atatürk'ün geldiğini haber veriyormuş gibi hareket ederdi.
    Ben de Foks'u görür görmez arkasından ne çıkacağını beklerken Atatürk'ün levent gibi endamı ve güzel yüzü ile içeriye girişini görünce hepimiz birden şaşırdık, kaldık.
    Kapıdan girer girmez hepimize birden ilk söyledikleri söz şu oldu:
    "Bravo size! Beni Dolmabahçe'ye tıkınız, siz burada eğlencede...Nasıl bastırdım!

    KILIÇ ALi
    #2776343 :)
  6. 5.
    --spoiler--
    (bkz: vatanımın toprağı temizdir)
    --spoiler--
    #2904351 :)
  7. 6.
    birgün atatürk, ben, yonca evcimik piknige gittik. sonra ben "atam soframızda bi tek kus sütü eksik, rakı bile var." dedim. atatürk de "artık ben ickiyi bıraktım doktorlarım yasakladı." dedi.

    öyle iste...
    #2904362 :)
  8. 7.
    benim hatirladigim kadari ile "karga" ile ilgili bir anisi vardi. karga kovaliyordu falan. cocukken de okurken gulerdim, simdi de gulerim. *
    #2904366 :)
  9. 8.
    ingiliz kralina verilen ziyafet
    ingiliz kralı 7. edward, istanbul'a Atatürk'ü ziyarete geldiği zaman Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti.
    ziyafetten önce:
    --"bana ingiltere sarayında verilen ziyafetlerin nasıl olduğunu bilen birini ya da bir aşçı bulunuz!" dedi.
    sonunda bu sofra düzenini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o biçimde düzene koydular. kral, akşam sofraya oturunca kendini kral sarayında sanarak memnun oldu.
    atatürk'e dönerek,
    --"sizi kutlar ve size teşekkür ederim.kendimi ingiltere'de sandım." diyerek memnuniyetini bildirdi.
    sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekteydi. bunlardan biri heyecanlanarak elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. yemekler de halılara dağıldı.Türk konuklar utançlarından kıpkırmızı kesildi. ancak Atatürk kral'ın kulağına eğilerek
    --"bu millete her şeyi öğrettim, ancak uşaklığı öğretemedim!"
    dedi.
    sofradaki herkes Atatürk'ün zekasına hayran olmuştu. Atatürk garsona da
    --"görevini sürdür.
    buyruğu verdi..
    #9223892 :)
  10. 9.
    Vatan Ufuklarında Doğacak Güneş



    Bir gece tatbikatından sonra Selanik in doğusunda bulunan Karaburun istikametinde yürüyüş yaptık. Mustafa Kemal Bey alayın (38. Alay) başında, bizim önümüzde yürüyordu. Ufukta aydınlık başladı, güneş doğmak üzereydi. Birden:



    - Çocuklar! dedi. Nerede ise şafak sökecek. Yıllarca bu vatanın ufuklarında doğacak bir parlak güneşin doğuşunu bekledim. Bakalım bu sabaha.



    Güneş doğdu, fakat geceden kalan bulutlar berraklığını peçeliyordu. Mustafa Kemal tekrar konuştu:



    - Hayır, hayır! Beklediğim böyle karanlık bulutlarla örtülü olan bir güneş değildir. Ben vatan ufkunda her türlü bulutlardan kurtulmuş bir güneşin doğuşunu bekliyor ve bekleyeceğim.



    Biz ister istemez dirseklerimizle birbirimize dokunduk.. Anlayamadığımız bir muamma karşısındaydık. Bu muammayı ancak 1923 senesinde Cumhuriyetin ilanıyla çözebilmiştik. Ziya KILIÇ H.Y. istanbul 1964
    #11219227 :)