arpalikta panik var 


kapat
  1. sinan gumus

    Gözün alabildiği her yerin yemyeşil otlaklarla, altın sarısı samanlarla, çeşit çeşit meyve ağaçlarıyla dolu olduğu, hayvanlar âlemi için adeta bir cennet olan Arpalık; uzun bir dönemdir inek ve öküzlerden oluşan kalabalık bir sürü ile beygirlerden oluşan daha küçük bir sürüyü ağırlamaktaydı. Arpalıka gelebilmek öyle kolay değildi. Arpalıkın dışında, çevrede yaşayan köylüler tarafından özenle seçilen hayvanlar buraya getirilerek bırakılıyordu. Burada beslenen bir hayvan, tarlalarda çok daha güçlü çalışabilir, etiyle sütüyle çok daha verimli olabilirdi.

    Arpalıkta şu an var olan iki sürüye mensup hayvanlar, bir önceki karmaşadan çıkarılan derslerle özenle seçilerek Arpalıka gönderilmişti. Çünkü bir öncesinde, çok daha karmaşık hayvan toplulukları vardı Arpalıkta ve her biri yiyip içip semirmekten başka bir şey yapmaamıştı. Ne köylerine gitmiş, ne köylülere bir faydaları dokunmuştu. Köylüler de bu hayvanları bir güzel kesip yemiş, yerlerine bu yeni hayvanları getirmişti.

    Gerçi bu döngü on yıllardır süregeliyordu. Köylüler her defasında bir umutla hayvanlarını buraya gönderiyordu. Ama Arpalıka gelenler, burayı yağmalamanın, burasını kendi keyfini sürmesinin bir alanı olarak görmenin dışında bir şey yapmıyordu.

    Arpalıkın yapısı da bunun dışında bir şeye izin vermiyordu zaten. Adı üstünde, arpalıktı burası.

    Köylüler buna rağmen hep bir umut besliyor, hayvanlarını buraya gönderiyordu, ısrarla. Ama yine kendi tarlalarını kendileri sürüyorlardı. Ne sütten faydalanıyorlardı, ne yağdan.

    Bu son hayvan sürüsünde de farklı bir şey olmadı. Onlar da kendilerine yüklenen umutları Arpalıka adım atar atmaz hızla terk etmiş, telaşla otlaklara saldırmışlardı. Zamanla hepsi besili, iri-yarı ama tembel, miskin, hiçbir işe yaramayan, sadece yiyen birer öküze, ineğe, beygire dönüşmüştü.

    Bu gönderilen hayvan sürülerinin de bir faydasının olmayacağı artık anlaşılıyordu. Başlarına gelecek sonu iyi bilen inek ve öküz sürüsünün ileri gelenleri (bkz. Tavır 2002-Kasım "Arpalıkta Telaş Var", Tavır 2002-Aralık "Arpalıkta Heyecan Var"), köylüler henüz net bir kanıya varmadan bu işin içinden sıyrılmanın yolunu aramaya koyuldular.

    Buraya geldiklerinden bu yana yıllar geçmişti ama ne bir işe katkıları olmuş, ne bir yaraya derman olmuşlardı. Arpalıktan çıkmaz olmuşlardı. Göstermelik olarak zaman zaman köye iniyor ve süt veriyorlardı ama bu o kadar sembolikti ki, köylüler yıl içinde sütsüzlükten ve dolayısıyla yağsızlıktan, peynirsizlikten, sürülmeyen tarlalar nedeniyle de sebzesizlikten kırılıyordu.

    işte bu durum, kaçınılmaz sonlarını hazırlıyordu. Buna bir dur demek gerekliydi. Burası cennetten bir bahçeydi ve asla dışına düşmemek gerekliydi. Bu nedenle, yeniden burada kalabilmenin yolunu yöntemini aramaya başladılar.

    Tartışmalar çok hararetliydi. Öküz ve inek sürüsünün başı, geldiği andan itibaren verdiği hiçbir sözü tutmamış olmayı unutturmak, kendini sempatik göstermek derdine düşmüştü. Ve kendisi ile birlikte hareket eden, tüm otlaklarda onun arkasında yürüyen, kendi samanını onunla paylaşan diğer inek ve öküzleri de kendisi ile birlikte kurtarmak istiyordu. Onun izinden giden diğerleri de aynı dertten muzdarip, onun iki dudağına bakıyordu. Her biri, yapacağı plana kendisini de dâhil etmesini umuyordu.

    Baş öküz, kendisinin ve diğer bazı arkadaşlarının orada kalabilmesi için içlerinden bazılarının feda edilmesi gerektiğini biliyordu. Yine zayıf kalanlar, fazla semiremeyenler öne sürülecek, bir nevi harcanacaklardı. Onlar hastalıklı olarak gösterilecek, böylelikle kendileri sağlıklı, güçlü kaslara sahip hayvanlar olarak orada kalmaya devam edecekti.

    Öküz ve inek sürüsü cephesinde bunlar yaşanırken, beygirler sürüsünde başka bir panik vardı. Öküzlerin bu hızlı kararı karşısında hazırlıksız yakalanmışlardı. Onların sayısı azdı ama yine de kendilerinden bir beklenti vardı. Dolayısıyla benzer bir eleme onlar için de yapılacaktı.

    Bu iki büyük sürünün dışında aygırlar gibi, mandalar gibi irili ufaklı başka sürüler, ya da çakallar gibi, tilkiler gibi tek tek hayvanlar da vardı. Bunlar da kendi çaplarında burada kalma hesapları yapmaya başlamıştı.

    Arpalık cennetten bir parçaydı. Dışarıya yani köylere iş yapma bahanesi ile gelinir ama sadece ve sadece kendin için yaşanılır, semirilirdi. Buraya girmek zordu, bu nedenle giren ömrü boyunca çıkmak istemiyordu.

    Sürülerin en yağlanmışları, en besilileri, Arpalıkı en fazla yağmalamış olanları, her zamanki gibi yine bir araya geldiler. Vücutlarıyla güç gösterisi yapacak, köylülerin gözünü boyayacaklardı. Taktik bu şekilde belirlenmişti. Zayıf ve çelimsiz olanlar ise kendilerinin burada kalışının teminatı olacaktı. Çünkü onlar, görüntüleri ile hiçbir işe yaramayacaklarını bağırıyorlardı adeta.

    Bu duruma içerleyen zayıflar, her zaman olduğu gibi bir araya gelerek güç oluşturmaya ve böylelikle Arpalıkta kalabilmeye çalışıyorlardı. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, sonları daha öncekilerden farksız olacaktı. Dışarıda işe yaramıyor olmalarının cezası olarak balta ve satırlar onları bekliyordu. Bari etleri ile bir işe yarasındı.

    Arpalıkın içindekiler, kendi sürülerinden elediklerinin yerine, dışarıdaki köylerden kimleri alabileceklerini de çoktan belirlemişti. Arpalıkta kalabilmek için her yolu deniyorlardı. Hatta bunun için aslında kendi cinslerinden olmayan hayvanların dahi kendi sürülerine katılmasına ses çıkarmıyorlardı. Yeter ki bu durum köylülere sempatik gelsin. inek, öküz sürülerinin içinde beygirler, beygir sürülerinin içinde mandalar, mandaların içinde eşekler görülüyordu tek tük. Ve hepsi de bu durumlarını gayet normalmiş gibi göstermeye, her şeyin aslında köylülere en iyi hizmet için yapıldığına ikna etmeye çalışıyordu.

    Eşekler inek sesi çıkarmaya çalışıyor, onlar gibi davranmaya gayret ediyordu örneğin. Ondan bir farkı olmadığını kanıtlamak için neredeyse süt vereceklerdi. Aynı durum kişnemeye çalışan bir öküz için de geçerli olabiliyordu. Ya da anıran bir inek Arpalık tarihinin en komik görüntüleri oluşmaya başlamıştı bu defa.

    Her şey Arpalıka girebilmek, Arpalıkta kalabilmek içindi. Bunun için her türlü saçmalığa imza atmaya dünden razıydı herkes. Çünkü oraya girdiğinde bütün dertlerinden kurtulacak, zevk-ü sefa içinde yaşayacaktı.

    işte bu saçmalığı gören kimi köylüler, Arpalıkın hiçbir dertlerine çare üretemeyeceğini anladılar. Hayvanların kendi doğasına aykırı davranışlarda bulunmaları, garip garip sesler çıkarmaları bunun en somut göstergesiydi. Arpalık, giden hayvanın akıl sağlığını bozuyordu. Ve böyle bir hayvandan da fayda beklemek saçma olurdu.

    Bu nedenle Arpalık, varlık değil yokluk demekti. Bolluk değil kıtlık demekti.
    #1962322 (LocK, 18.07.2007 21:17)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

arpalikta panik var başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. arpalikta panik var ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu arpalikta panik var nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about arpalikta panik var. Copyright of the articles are belong to their authors.

» gavur dagi » secularism » evaporasyon » van ercis itimat » hıyanet i vataniye kanunu nedir » muslu cocuklara oyuncak yagdiralim kampanyasi » 19 eylul 2008 denizlispor trabzonspor maci » seytan ridvan » aslinda butun turkuculer milletvekili falan ols » blowjob » friv » mustafa islamoglu » butik » posta gazatesi ve haydar dumen efanesi » ataturk un gittigi okullar » bursa ya kar yagisi » ruyada olmus yakinini gormek » milfler » morgan de sanctis » ama benim cigerim yanar » ayrilik » lastik yakmak » bairam hoshtempo » tear » imper » yalnizca sinirlenince guzel entry girebilmek » koylu » kocaelispor » uludagdaki orumcek kafalilar » bouvet adasi » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » komunizm » bu ulke » yaran entryler » cep telefonu kullanmayi bilmeyen insanlar » homer simpson » muhabazakar » basliklari alt alta okumak » bir erkekten en nefret edilen an » 22 kasim 2008 ankaragucu fenerbahce maci » der meister