anne kafamda ocu var 


kapat
  1. aksiyon dergisi'nin tarık akan'ın ''anne kafamda bit var'' adlı kitabına bulunduğu atıf.

    ----------------------------alıntı-------------------------

    aksiyon dergisi, Osman iridağ - Sayı: 384 - 13.04.2002

    işkenceden sonra bana masaj yaptı

    12 Eylül döneminde sorguda geçen günlerini kitaplaştırarak yayınlayan Tarık Akan'ın anılarına tekzip geldi. ''Beni bu faşistle aynı yere koyamazsınız.'' dediği için polisten yumruk yiyen Akan'ın, faşist diye tanımladığı Hasan Hüseyin Şener'in sorgu sırasında feci şekilde dövülmesinden sonra el ve ayaklarına masaj yaptığı ortaya çıktı.

    Adı Hasan Hüseyin Şener. Eski bir ülkücü... Hâlâ öyle... Ama 80 öncesi gibi değil. Herkes gibi o da değişmiş ve artık kendini, vatanını seven iyi bir milliyetçi olarak tanımlıyor. 12 Eylül döneminde birkaç ayda bir tutuklanıp serbest bırakılmış. Hiç cezaevinde yatmamış ama sık sık tutuklandığı için sorgu odaları bir dönem ikinci adresi olmuş. Şimdilerde kırklı yaşlarını yaşayan olgun bir baba ve aynı zamanda bir doktor. Türkiye’nin yeniden gündemine gelmesi ise ünlü bir yıldızın hatıralarıyla oldu. Tarık Akan 12 Eylül’de sorguda geçen 2.5 ayını kitaplaştırırken Hasan Hüseyin Şener'in şahsında bütün sağcıları ''faşist''likle itham etti ve bir faşistle aynı yerde kalmamak için polisten nasıl dayak yediğini anlattı. işte ''Anne Kafamda Bit Var'' ismiyle yayınlanan kitapta Şener ile ilgili anlatılanlar...

    ''Polis, hücreye getirdiği çocuğa sordu:

    'Sen neden geldin lan?'

    Ayaktaydım. Merak ve heyecanla izliyordum. 'Benim bir suçum yok' dedi çocuk.

    'Ne yani lan, suçun yok da seni camiden mi aldılar, p.........., neden aldılar?'

    'Evden aldılar... Ders çalışıyordum... Tıp Fakültesinde okuyorum. Beni aramıyorlar aslında, abimi arıyorlar; ama beni aldılar.'

    'Abin kimmiş lan?'

    'Mehmet Şener. Ben de Hasan Hüseyin Şener.'

    'Başlatma lan Ahmet'inden Mehmet'inden! Kimmiş lan Mehmet Şener?'

    'Ağca'ya silah veren' dedi çocuk, övünerek. O ana kadar çocuğu çiğ çiğ yiyecekmiş gibi bakan polisin tüm hırsı tükenmişti.

    Ben araya girdim; öfkeyle:

    'Bu çocukla beni aynı yere koyamazsınız' dedim.

    'Sen de kimsin lan?'

    'Ben Tarık Akan';ım.'

    2Ne olmuş Tarık Akan'san? Neden kalamıyormuşsun bununla? Bu insan değil mi?'

    Çenemi tutamadım, ettim lafımı:

    'Ben bu faşistle kalamam, beni başka yere...'

    Mideme bir yumruk yedim. Ayaklarım yerden kesildi. iki üç tekme de yerde yedim...''

    Akan kitabının sonraki bölümlerinde Şener ile anlamsız, saçma sapan şeyler konuştuklarını, hücrede birbirlerini kontrol ederek kaldıklarını anlatıyor. Ve bir de kahvaltı öyküsü. Sabah bakkal gelip siparişleri alır. Tarık Akan'ın parası vardır ve gün içinde yetecek kadar bol malzeme sipariş eder. Bakkal, Hasan Hüseyin Şener'e de ne istediğini sorar. ''Benim param yok'' cevabını alır. Verilen siparişler geldiği zaman Tarık Akan kendi ifadesiyle ''Aç kurtlar gibi'' yemeye başlar. Sonra bakar ki Şener'in de gözü yediklerindedir. Dayanamaz onu da çağırır ve kahvaltıyı paylaşırlar.

    Cebimde 3 tane 20 binlik vardı

    Tarık Akan'ın faşist olduğu için insan yerine bile koymadığı Şener'le kahvaltısını paylaşması onun toz kondurmadığı sosyalist kimliğini oldukça iyi yansıtıyor. Kitapta Robin Hood masalı gibi anlatılan olayın ne kadar doğru olduğu ise birazcık tartışmalı. Çünkü kahvaltısını paylaştığını söylediği kişi Tarık Akan'ı yalanlıyor. Şener, Birinci Şube'de görevli polisleri ve o dönem kendisiyle birlikte yatan arkadaşlarını şahit göstererek hiçbir zaman parasızlık sorunu çekmediğini söylüyor; ''O dönemde çoğu zaman beraber olduğumuz arkadaşların masraflarını da ben karşılardım. O yiyor ben bakıyorum, kesinlikle böyle bir şey olmadı. Çok iyi hatırlıyorum, param yok demedim. Şubeye götürüldüğüm gün 20 bin liralıklar yeni çıkmıştı ve cebimde 3-4 tane 20 binlik vardı. Asla böyle bir şeyi kabul etmiyorum.'' Hasan Hüseyin Şener şimdilerde Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir müdürlükte doktor olarak çalışıyor. Yaptığımız sohbette Tarık Akan'ın kitabına almadığı daha pek çok şeyden bahsediyor. Mesela Tarık Akan'la iki farklı hücrede bir haftaya yakın bir süre kalmışlar. Bu süre içinde yemekler ise çoğunlukla birlikte yenmiş. Aralarında sıcak bir ilişki başlamış, üstelik birbirlerine dışarıda da buluşup konuşma sözü vermişler. Tarık Akan ise kitabında sadece bir geceden bahsediyor. Şener'le birlikte geçirdikleri diğer günleri es geçiyor. Akan'ın es geçtiği günlerin cevabını ise ''hücredaş''ı Şener'den alıyoruz.

    Polis tekme atmadı, itti

    Şener, Tarık Akan'la aynı günde hücreye geldiklerini söylüyor, aralarında sadece saat farkı varmış. ilk buluştukları hücre su kaplı imiş ve iki tahta varmış. Tahta üzerinde ayakta durmak ya da oturmak mümkün olmadığı halde sürekli su içinde kalmamak için sırayla ayaklarını tahtaya dayamışlar. Tarık Akan'ın anlattığı ''faşist'' olayının büyük kısmını doğruluyor Şener. Ama bazı kısımların abartıldığını düşünüyor. Mesela polisin Tarık Akan'ın midesine yumruk attığı, yere düşünce de tekmelediği kısmının yanlış olduğunu söylüyor ve polisin sadece iteklemekle yetindiğini belirtiyor. Peki kendisinin insan yerine bile konmadığını duyunca neler hissetmişti Şener. işte cevabı; ''Hem sanatçıyım hem de solcu bir entellektüelim diyen biri böyle dediği için yadırgadım. Demek ki kardan adam dedim. Zoruma gitmesine rağmen gülümsedim ama gençlik gururunu da elden bırakmayarak 20 yaralama, 15 cinayetim var diye reaksiyon gösterdim.''

    Başlangıçta birbirlerine kötü yaklaşsalar da sonrasında aynı dili konuşmaya başlamışlar. ikisi de yaşadıkları ortak kaderde birleşmiş. Tarık Akan neden tutuklandığını anlatmış. O da bunun ne kadar saçma bir gerekçe olduğunu söyleyerek destek olmuş. Şener'e göre ilk gün dışında birbirlerini rakip olarak değil, ortak kaderi paylaşan insanlar görmüşler.

    Sağcıların torpillisi ben, solcularınki sen

    Hücrede geçirilen ilk gecenin ardından Tarık Akan’ı başka bir hücreye götürmüşler. 5 saat sonra da Hasan Hüseyin Şener’i. Yine iki kişilik bir hücre imiş ama diğerinden farklı olarak yeni hücre çok daha lüks imiş. Çünkü burada döşek varmış. Şener ikinci odada da 4—5 gün kaldıklarını söylüyor. Hatta bir de espri yapmış ve ''Gördün mü döşekli odaya verdiler bizi. Demek ki solcuların torpillisi sen, sağcılarınki de benim'' demiş.

    Tarık Akan masajı

    Hasan Hüseyin Şener bir gün sorgudan elleri ayakları tutmaz yarı baygın halde hücreye getirilir. Polisler bırakıp gittikten sonra Tarık Akan, Şener'e masaj yapmaya başlar. Üstelik çok da üzgündür. Şener şimdi bile bu konudaki minnet duygusunu ifade etmekten kaçınmıyor. Ama Akan'ın bu bölümleri neden kitabına almadığına anlam veremiyor. Einstein'ın bir önyargıyı ortadan kaldırmanın atomu parçalamaktan çok daha zor olduğu prensibini kendine şiar edinen Şener, kitapta anlatılanların aksine solcu tutuklularla ülkücülerin arasının iyi olduğunu, yüzde 90'ından fazlasının ülkücülerle ilgili kötü bir düşünce içinde olmadıklarını söylüyor.

    Tutuklandığı dönemde istanbul Tıp Fakültesi 3. sınıfta okuyan Şener, pek çok solcu tutukluya ilk tıbbi müdahaleyi yapmış ve bunu da bir insanlık görevi olarak görmüş; ''Polisler bazı günlerde beni sorgu odasına çağırır ve sorgulanan kişiye yardım etmemi isterdi. Yine sorgudan gelip de baygın halde olanlara gerekli müdahaleleri yapardım. Üçüncü Yol'a mensup solcu bir arkadaşı hatırlıyorum. Hüseyin adında zayıf, cılız biriydi. Tıbbi yönden epey yardımcı olmuştum. Hücrede beraber kaldığımız solcu arkadaşlarla gayri nizami hiçbir ilişkimiz olmadı. Şunu biliyorduk; üç metrekare, dört metrekare yerde aynı kaderi paylaşılıyorduk. Onlar öbür taraftan biz başka bir taraftan gelmişiz. Özeleştiri yapıyor, dışarıda yaptıklarımızı tahlil ediyorduk.''

    Tarık Akan'ın kitabında vurgu yapılan noktalardan biri de polislerin sağcılara daha toleranslı davrandıkları idi. Şener bunu da şiddetle reddediyor. Sağcılar torpilli olsa Aydın Demirkol ve Mehmet Kazgan gibi iki üllkücü işkenceden ölmezdi diyor ve soruyor; ''Allah var; ben dayanılmaz derecede işkence görmedim. Ama Birinci Şube'de, Brejnev'i öldürdüm diyen ülkücüler çıktı. Eğer bir insan çok ağır işkence görmese Brejnev'i de ben öldürdüm der mi?''
    #3215534 (caldion, 31.03.2008 22:28 ~ 22:38)
  2. Keşke önyargılı olmasaydı

    O dönemde yaşanan acıların anlatıldığı bir kitabın yayanlanmasından o dönemi yaşamış biri olarak son derece mutlu olduğunu söyleyen Hasan Hüseyin Şener kitapla ilgili bir sitemini de iletmek istiyor; ''Yazarken araştırsa daha iyi olurdu. Çünkü bize ve bizim gibi düşünen arkadaşlara karşı hâlâ önyargıdan kurtulamamış. Eğer sorsaydı, hatırlamadığı konularda kendisine yardımcı olurdum. Böylece daha objektif bir yayın ortaya çıkar ve daha çok kabul görürdü.''

    Anne kafamda öcü var

    Aslında kitabın ismi ''Anne Kafamda Bit Var''. Yazarı çok tanıdık bir isim; Tarık Akan... Kitabı okuyunca Tarık Akan'ın kafasında ''bit''ten çok ''öcü'' olgusuyla karşılaşıyoruz. Kendisine yapılan ''Yılmaz Güney olmak için çabalıyor'' ithamlarını haklı çıkarırcasına 2.5 aylık sorgu dönemini bir kahramanlık romanı gibi anlatmayı başarmış. Kitapta bütün solcular demokrat, Türkiye'yi ve Türk insanını seven, yakışıklı ve dürüst insanlar olarak tanımlanırken, sağcılar ise jurnalci, çirkin suratlı ve faşist kişiler olarak niteleniyor. Solcu bir öğrencinin abisi vurulduğu için ona acıyan Tarık Akan, abisinin karıştığı olaylar nedeniyle tutuklanan sağcı öğrenciyi ise insan yerine dahi koymuyor. 12 Eylül askeri darbesini eleştirirken (çünkü bu darbeden bir solcu olarak kendisi ve kendi gibi düşünenler zarar görmüştü), postmodern darbe olarak nitelenen 28 Şubat'ı (ki bu darbeden zarar görenler o ve onun gibi düşünenler olmadı) alkışlıyor. Yani hakemin kendileri aleyhine düdük çalmasını eleştirirken demokratik bir tavır sergiliyor; ama düdük başkasının aleyhine çalınınca demokratlıktan vazgeçerek alkış tutuyor. Bir sanatçı ve entellektüel olarak başkalarının ne düşündüğünü anlamak yerine (Ki kitapta bunu fazlasıyla görüyoruz. Sağcıların neden orada olduğunu, tıpkı solcular gibi işkence gördüğü gerçeğini görmezden gelmeyi tercih ediyor) kendisi gibi düşünmeyenleri '2öcü'' gibi görmeye devam ediyor. Hasan Hüseyin Şener'le konuştuktan sonra Tarık Akan'ı aradım ve hem kafasındaki ''öcü'' yü sormak istedim hem de Şener'in söylediklerini.... Hâlâ aramadı...

    ----------------------------alıntı----------------------------

    asıl metin için: http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=12058
    #3215540 (caldion, 31.03.2008 22:29 ~ 02.04.2008 05:44)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

anne kafamda ocu var başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. anne kafamda ocu var ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu anne kafamda ocu var nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about anne kafamda ocu var. Copyright of the articles are belong to their authors.

» hic liseli gizli cekim porno izlememis olmak » alevilerin camiye gitmeme nedenleri » n harfiyle baslayan hayvan » pollyanna nin sozluge yazar olmasi » otobusteki liseli kizlar » adult video news » 2008 2009 sezonu trabzonspor formalari » am i evil » yeliz dogramacilar » cv sine penis boyunu yazan insan » tofu » kitana » kanks » turbanli kizlar » makosen » yahudi lere musevi demek » kina gecesi turkuleri » dapoxetine nedir » virgil donati » gizli etek alti cekim yapan muhendis » sabah ise yapili sacla giden hatun » w116 » letrizm » le parisien » uludag sozlukte yas seviyesinin dusuk olmasi » fk masalli » meydanbenim » chp nin sarik ve cubbe acilimi » kotu yola dusmek » agzini burnunu kana bosamak » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » morgan de sanctis » fk kebele » sut kardesler » three stories about joan » fewzi1907 » kurtlar vadisi mi ask i memnu mu » melike » uzulunce kalbin agrimasi » kopek » bir dus ki korkmamis zamanin karsisinda