angela s ashes 


/ 2
kapat
  1. yazarı frank mccourt olan kıtap.pulıtzer odulludur.kalın,surukleyıcı ve guzel kıtaptır.ekonomık krız sırasında amerıkaya yenı gelmıs gocmen bı aılenın kucuk cocugunun anılarını ıcerır.okunulasıdır
    #447728 (twor, 21.07.2006 19:06)
  2. "umuda doğru" isimli ikinci kitabı ayrıca filmi de vardır.
    #447805 (doğrucudavud, 21.07.2006 19:29)
  3. epsilon yayınevi tarafından türkçeye çevrilen kitap. bir de filmi çekilmiştir
    #447806 (darkolog, 21.07.2006 19:29 ~ 19:30)
  4. Frank Mccourt imzalı inanılmaz eser. irlandanın limerick kentinde yasayan fakir, 5 cocuklu koyu katolik bir ailenin en büyük oğlu olan frank'in gerçek hayat hikayesi anlatılmaktadır. Frankin babası Malachy, genellikle çalışmadığı, çalıştığı zamanlar da aldığı parayı içkiye yatırdığı için, annesi Angela'nın çocuklarını bakıp besleyecek parası yoktur. Ancak aynı Malachy, sorumsuz ve garip bir adam olmasına karşın, Frankin hikaye yazma yeteneğini ortaya çıkaracaktır. Frank, babasının, irlandayı kurtaran Cuchulain hakkında anlattığı hikayelerle, annesine bebekler getiren, Yedinci Basamaktaki Meleğin hikayesiyle beslenerek büyür.Belki de Frankin hayatta kalmasının nedenidir bu hikaye. Frank, paçavralar giyerek Noel yemeği için domuz başı dilenerek, ateş yakmak için sokak kenarlarından kömür toplayarak, yoksulluğa, açlığa ve akrabalarıyla komşularının umursamaz zalimliğine katlanır. Katlandığı gibi, hikâyesini, yaşama sevinciyle dolu, olağanüstü bağışlayıcı ve etkili bir dille anlatmak için sağ kalır.Her sayfası, Frank McCourtun şaşırtıcı ve sevecen mizahı ile dolu olan Angela'nın Külleri, bir klasiğin tüm belirtilerini veren muhteşem bir kitap.
    #636428 (blackjack, 15.09.2006 13:14 ~ 13:24)
  5. frank mccourt'un harika bir eseridir fakat filmi hayal kırıklığına uğratmıştır. bu kitabın bir de devamı vardır o da umuda doğru'dur. sonra frank mccourt öğretmen isimli 3. kitabını yazmıştır.
    #636436 (scarlet, 15.09.2006 13:16)
  6. filminin sıkıcı olduğu eser.
    (bkz: sıkıcı filmler)
    #636465 (diyonsos, 15.09.2006 13:29 ~ 14:09)
  7. Küllerinden Doğan Anka

    Alan Parker'ı nasıl bilirsiniz ? Ne şekilde yer etmiştir bu usta yönetmen, biz sinema izleyicilerinin zihninde? Filmografisinde yer eden eserlere bakıldığında verilebilecek cevabı tahmin etmek, hiç zor olmasa gerek. Amerikalı yönetmen, genel hatlarıyla politize olmuş bir çizgi çekmiştir sinema yaşantısına. Kimi zaman savaşın insan ruhunda yarattığı yıkımı "Birdy" ile dışa vurmuştur. Kimi zaman toplum yapısını oluşturan farklı kökenden insanların renksel ve ırksal ayrıştırılmasına dönük eleştirilerini "Mississippi Burning"le yüzeye taşımıştır. Bazen ise tarihsel bir kişiliğin yada bir halk kahramanının doğuşunu ve batışını "Evita" ile resmetmiştir. Bize özgü akılda kalan yanı ise, "Midnight Express"i var etmesi ile gerçekleşmiştir. Bazılarına göre ırkçılık kokan bir filmdir, bazılarına göre ise var olan ve bilinen ülke gerçeklerinin yabancı bir gözle biçimlendirilmesinden ibarettir. Aynı zamandan Alan Parker toplumsal gelişimin ve o gelişimin çarklarında ezilen bireylerinde simalarını perdeye aksettirmiştir. Bunu hiç kuşkusuz, etkin bir sinema dili kullanan ve insanların yaşama tutunma ve varlıklarını sürdürme savaşımını en iyi betimleyen eserlerden biri olan; 1999 yapımı "Angela's Ashes" ile ortaya koymuştur. Bu ortaya koyuş, oldukça çarpıcı bir hüznü ve alkışlanası bir, küllerinden yeniden doğma ve kurtuluşa kavuşma mücadelesinin anlatımına dönüktür.

    Yokluğun koynunda bitap ve sefil bir hayat bekler onları, kimi geceler açlığın katlanılması zor sancıları saplanır gövdeye yada soğuğun kemiğe işleyen sızısı dayanılmaz kılar, yaşamayı. Çaresiz savruluşlara gebedir, yurtlarından uzak bir ülkede sefaletin koynuna düşen insanların hikayesi. Oradan oraya giderler, aradıkları bir dilim umuttur ve buldukları her seferinde parçalanmış düşler. Sıcak bir aş yada kışın soğuğun da gövdelerini sıcak tutabilecekleri bir çatıdır, bulmaya çalıştıkları. Yada kimsenin bulamadığı mutluluğun resmidir, çizmeye uğraştıkları. Bu resmi Alan Parker oldukça iç burkan bir anlatım ile çizmeye çalışmaktadır. Bir çocuğun gözlerinden görülen ama bir adamın dudaklarından dökülen sözcükler ile. irlandalı bir ailenin resmidir bu, sadece görülen yüzeyin yans.ttığı bir hayata dairdir ve arkada kalan isimsiz ve sıfatsız nicelerinin de öyküsüdür aynı zamanda. Bu öykü ki, yaşamları altüst etmiş ve insanları ümitlerinin peşi sıra yollara vurmuştur. Bu öykü ki, dayanılması zor bir kalp ağrısıdır, minik gözlerin gördüğü sefaletin acımasız suretinden sebeplenmektedir ve her defasında yayılmakta, çaresizliğin sarmalına düşen gövdeleri çürütmektedir. Ama hiç dinmemektedir, inancın ve umudun günleri. Her doğan yeni gün yeni başlangıçların işaretidir. Çabaların, mücadelenin, ayakta kalmaya çalışmanın ve yılmamanın. içte yer eden azim, dışa vurmakta ve çocuk bedeninde olgun bir ışığa bürünerek, yüreklerde filizlenen umut kırıntılarını yeşertmektedir. Bir birlerine duyulan sevgi ve arada hiç kopmayan bağların olması, yaşama tutunmada onlara güç vermekte ve bir birlerinden aldıkları sevgi ile dört elle yaşama bağlanmalarına vesile olmaktadır.

    --spoiler--
    Filmde her şey bir çocuğun bakış açısıyla verilmiştir. Üç farklı suret, ilerleyen zamana bağlı olarak bu bakışı taşımakta ve anlatıya yol vermektedir. Yılların akıp gitmesine paralel çocuk bedenide değişmeye yüz tutmuştur. Ama her üç halde de çekilen yokluk ve yaşanılan tükenmişlik anlatılarak, ilerleyen süreçte hiçbir şeyin değişmediği gösterilmiştir. Bu açıdan bakıldığında filmin farklı bir yoldan gittiği ve çocuk baş karakterlerin ekseninden kopmayarak bütünlüğü sağladığı görülebilir. ilk olarak karşımıza, ilkokula giden "franki" çıkmıştır. Masum bakışlarından ve yüzünün aldığı mutsuz görünümden, çekilen sefaletin izleri görülmektedir. Sorgulamaktadır dünyayı yada içinde bulunduğu hayatı. Gözlerinin içinde yer eden anlam, adeta nedenleri aramaktadır, bilmediği ve belki de hiç cevabını bulamayacağı sorular sormaktadır, sessiz ve derinden. Yaşadığı yokluk her defasında karşısına çıkmaktadır, kimi zaman okul koridorlarında yüzüne vurulmakta kimi zamansa kilise kapısında hayalleri yıkmaktadır. Derken 5. sınıfa giden franki ile karşılaşırız. Yıllar akıp geçmiş, bedeni gelişerek büyümüştür. Her şey yine aynıdır, içine düşülen yokluk yenilememiş, saplanıp kalınan fakirlikten kurtuluş olmamıştır. Ama franki, artık dünyaya daha bildik gözlerle bakmaktadır. Nedenleri bilebilmekte ve verilmesi gereken cevapların neler olduğunun farkına varmıştır. Çocuk bedeninde yer eden sorumluluk duygusu ile ailesini koruyup kollamanın gereğini anlamış ve bunun için kendisini hiç bilmediği bir dünyada, yetişkinlerin dünyasında bulmuştur. Emeğinin karşılığını almıştır ve duyulan mutluluk ile düşlerini gerçekleştirme karalılığına sıkı sıkıya sarılmıştır. Zaman yine tüm acımasızlığı ile akıp gitmiş ve yanında, insanların camdan kulelerini de temelden söküp götürmüştür. Parçalanan bir hayat vardır, karşımızda. Baba karakteri bu hayatın yansımasıdır. Amaçsızdır, kabullenen gözlerle bakmaktadır hayata ve olanca yüklerin altında ezilmektedir. Bocalamakta ve çıkış yolu bulamamaktadır. Yenilgiyi kabul etmiş ve kendisini suyun akışına bırakmıştır. Artık franki 15 yaşındadır. Ama yaşadığı hayat onu erken olgunlaştırmış, çocukluğunu yaşayamadan yetişkin bir birey suretine büründürmüştür. Ne yapması gerektiğini bilen bir bireydir artık, hayata atılmış, sorumluluk almış ve düşlerinin peşi sıra, yürüdüğü yolda emin adımlarla ilerlemeyi başarmıştır.

    "Angela's Ashes", sadece yoksulluğun resmini çizmemektedir, aynı zamanda dinsel boyunduruğun altına girmiş bireylerin ve sınıfsal yada ırksal ayrımcılığı kendine amaç edinmiş beyinlerinde suretini yansıtmaktadır. Filmde yer eden, dinin hayatın her kademesine sızmasına dönük eleştirel yapı kolayca kendini göstermektedir. insanların kurtuluşu dünyevi hayatta değil ruhani yolda araması ve mantıksal kopukluğun içine savrulması, dinin yetkin olmayan ellerde sömürü aracı olması tehlikesini ihtiva ettiğinin bir göstergesi olarak sunulmuştur. Dönem filmi olduğu için o dönemde yaşanılan dinsel çatışmalara derinlemesine olmasa da yüzeysel bir bakış atılarak, kilisenin ve diğer kurumların taraflı davrandığının ve kilise kurumunun aslında hiçte görüldüğü gibi hoş görülü olmadığının, bilakis toplumun geri bırakılmasında ve çatışma ortamına sürüklenmesinde etkin sorumluluğu bulunan kurumlardan biri olduğu ifade bulmuştur. Örümcek ağı gibi sarmaladığı toplumu kendi dünya görüşleri doğrultusunda şekillendirme uğraşısı ise değinilen bir başka sorundur. Ayrıca ifade bulan bir başka nokta ise alt-üst sınıf ayrımının yaratılması ve bireylerin farklı katmanlara ayrılarak, yaşama durumunda bırakılmasıdır. Gözlerden kaçmaması gereken bir başka altsal unsur ise ırkçılığa karşı yer eden duruştur. Özellikle çocuk karaktere söylettirilen bir şarkıdaki;"sünnetliler diye Yahudiler bizim düşmanımız değildir" nakaratı, yüzeye yansıtılmadan ve hissettirilmeden yapılan, karelerin arasında kalmış ırksal ayrımın olmamasına dönük bir niyetin göstergesidir.
    --spoiler--

    Alan Parker, dokunaklı anlatımı ile kurguladığı bu filmi, etkin bir senaryo ve benzersiz alt ve yan metinlerle destekleyerek, kaybediş sonrası doğuş temasını kullandığı etkin bir hayat hikayesine büründürmüştür. Hiç kuşkusuz bu oluşum, tarihsel gerçeklerin ışığında vücut bulduğu için ve yaşanan gerçekler olanca çıplaklığıyla betimlendiği için izleyici üstünde yaratılmak istenen etki tutturulmuş ve film; görsel bir şölenden öte edebi ve yaşamsal öğretilerin serpiştirildiği bir hayata tutunma ve azim ile inancı yürekte var ederek, zorlukları bertaraf etme yetisine haiz olabilmeye yetkin olunacağına vurgu yapmıştır. Dönemin gerektirdiği yaşamsal mekanların şekillendirilmesinde ki tutarlılık ve gerçeklik, filmin atmosferini karanlık bir surete büründürmüş, verilmek istenen ana fikrin verilmesinde belirleyici olmuştur. Bir çok unsurun birleşmesi ile bütünsellik kazanılmıştır. Kostümlerden, mekanlara, aksettirilen fakirliğin maddesel görünümünden, dinsel bağnazlığın kucağına düşen insan formlarına, bezginlikten, yılgınlığa, bunun yanında içte yer eden umutlardan, peşinde koşulan düşlere ve nihayetinde bu düşlerin var edilmesine kadar. Oyunculuklardaki başarı unutulmamalıdır. Sadece çocuk karakterler değil, tüm baskın karakterlerin güçlü tasviri açıkça görülmektedir. Ama bir yerde aşırıya kaçan bir Amerika vurgusu gözden kaçmamaktadır. Methiyeler dizilmesi ve kurtuluşa giden tek adres olarak gösterilmesi, eleştirilebilecek noktalardan biridir. izleyicinin hüzünlü bir hikaye karşısında savrulduğu çaresizlik halleri karşısında vurgulu bir Amerika övgüsü, soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Bir de filmde baskın bir görünümde olan dinsel olgular, her ne kadar eleştirel bir yaklaşımla var edilmiş olsalar da, aşırıya vardırılan argümanlar ile hissettirmeden gerçekleştirilen bir misyonerlik vurgusu mu yapılıyor, yönlü düşünceleri akla getirme olasılığı mevcuttur. Tabi bunlar birkaç zafiyet noktasıdır, bütünselliğe bakıldığında filmin gerekli etkiyi gereğinden fazla yaptığı rahatlıkla görülebilir.
    işte bu görünüme tanıklık etmeniz, bu filmi izlemenizi gerektirmektedir.

    ---- Angela's Ashes( angela nin kulleri ) ---- *

    edit: gizli bakınız eklendi.
    #832199 (bluevelve, 08.11.2006 19:23 ~ 06.03.2008 22:20)
  8. aynı isimli romandan çekilen, sinema tarihinin en iyi dram filmlerinden bir tanesi belki de en iyisi...
    #1392711 (paleface, 09.03.2007 15:46 ~ 15:47)
  9. mükemmel kitap.bence herkes en az bir defa okumalı
    (bkz: pulitzer ödülü) (bkz: ulusal kitap kritikleri çevresi ödülü)
    (bkz: los angeles times kitap ödülü)
    #1525906 (bi sus, 14.04.2007 13:15)
  10. bir oturusta bitirilen kitaplardandır. öyle yalın bir dille anlatım ve sürükleyicilik var ki okunduktan yıllar sonra bile etkisi kalıyor. konu gerçek bir yaşam hikayesinden yola çıkarak yazılmış olup amerikadan irlandaya göç eden bir ailenin çektiği acılar ve hayatta kalma mücadeleleri anlatılıyor. asıl kahraman frank, Size çok üzücü bir şey anlatırken bile sanki biraz sonrasındaki iyi bir şeye hazırlıyor. devam kitabı ise okunarak kesinlikle bu kitabın yarım bıraktığı yerler tamamlanmalı!
    #1721059 (invincible, 03.06.2007 19:37)
  11. iki kitaptan oluşmaktadır, kapak resimleri çok otantiktir.
    #1721062 (motosikletli kiz, 03.06.2007 19:38)
  12. Küçük Emrah havasında yazılmış bir kitap olsa da yazarın edebi yeteneği bu kitabı duygu sömürü aracı olmaktan çıkarmış ödüllü bir kitap haline getirmiştir. Gene de mutlaka okuyunuz denebilecek bir yapıya sahip değildir. Okunması gereken onca roman varken bu romanı ilk sıralarınıza yerleştirmenizi tavsiye etmem.
    #1721080 (fehimsiz ekmek, 03.06.2007 19:40 ~ 19:42)
  13. kitabından sonra sinema filmi de çekilen eser.
    #1721336 (kurnazz7, 03.06.2007 20:39 ~ 20:55)
  14. türçe çevirisini çok beğendiğim frank mccourt otobiyografisi.
    #1849954 (Sıfırın Altında, 01.07.2007 21:47)
  15. kitaptan sineamaya uyarlaması en iyi eserlerdendir. kitapta frank mccourt un muazzam tasvir yetenegini kullanarak anlattıgı irlanda sokaklarını kafamda canlandırdıgım gibi ekranda gormek beni haylı sasırtmısti.
    #1862016 (saduman, 04.07.2007 12:16)
  16. hepsini okumadım ama mahalli ağız çok fazla. küfür dizboyu.
    #1926112 (minti, 13.07.2007 16:15)
  17. yanılmıyorsam 2 ciltlik tuğla gibi bir kitaptı. lakin okuyucuyu sıkmayan bir dili vardı yazarın. 2 yaz gününde ilk bölümü bitirmiştim. tam hatırlamıyorum ama sanırım 5 kardeşini çeşitli hastalıklardan dolayı kaybediyordu rakamın artmamasını yazarın otomatiğe bağlayıp, ilerleyen sayfalarda bu hüsrana değinmemesine bağlıyorum..
    #1926122 (zabalayn, 13.07.2007 16:19 ~ 16:21)
  18. yalın bir dille yazılmış lise yıllarında okuduğum mükemmel bir roman. herkese tavsiye ederim. yoksulluğu bu kadar acıklı ve güzel dile getirebilen başka bir roman tanımıyorum.
    #1926281 (dibi dibi rek, 13.07.2007 17:02 ~ 30.08.2007 12:11)
  19. 'sefiller bile bu kadar acıklı değildi.' şeklinde tepki vermeme yol açmış, çok güzel, okunası kitaptır.
    #1926329 (turkuaz, 13.07.2007 17:17)
  20. 'geriye bakıp cocuklugumu anımsadıgımda, nasıl hayatta kalabildigime hala sasırırım. kötü bir cocukluktu;mutlu bir cocuklugun pek kayda deger yanı yoktur zaten. sadece mutsuz bir cocukluk gecirmis olmak da,mutsuz bir irlandalı cocuk olmak kadar kötü degildir. bundan da kötüsü, mutsuz bir irlandalı katolik cocuk olmaktır.'
    #2186801 (uurtskn, 23.08.2007 23:05)
  21. filmdeki karakter tasvir ve suretleri kitap ile çok iyi örtüştürülmüş.
    dramı sadece bakarak bile hissettirebilen oyuncuların arasında ilk dikkati çeken, frank'ın en küçük halini canlandıran joe breen olmuştur.

    http://www.cinemovies.fr/...ms/Pfilm7826799608441.jpg
    #2227387 (Eqin, 30.08.2007 08:39)
  22. -yaşanmıştır-

    hebeley e. ii : film izleyelim lan sıkıldım
    arkadaş: angela nın küllerini izledin mi
    h: yoo
    a: büyük kayıp hemen izleyelim
    h: olur

    filmin yarısında

    h:şimdi bu çocuk ölecek mi?
    a: yok iyileşecek

    biraz sonra

    h: bu çocuk bu veremli kadınla yattıği için verem mi olacak
    a: hayır lan izle işte

    biraz sonra

    h: bindiği gemi titanic miymiş yoksa?
    a: ulan yepyeni bi film çektin ya. bi sus

    film biter

    h: bu ne mına koyyim ya başladığı gibi bitti.
    a:ruhsuz herif.
    #2227785 (hebeley episode II, 30.08.2007 12:11)
  23. (bkz: angela s asshole)

    (bkz: serbest cagrisim)*
    #2227835 (Butch Coolidge, 30.08.2007 12:22)
  24. yemek yerken bi daha düşünürsün. çayı sevdirir bu kitap. irlandanın sokaklarında yalınayak koşmak istersin. seni içine alan bir kitaptır.
    #2486727 (kugu golu canavari, 18.10.2007 22:06)
  25. kitapta anlatılan cok farklı yada ucuk bir konu yoktur. irlandalı fakir bir ailenin yasam savasını küçük bir cocugun gözünden anlatmaktadır.
    Fakat Frank mc'court kelimeleri öyle harika bir sekilde kullanmıştır ki Sonuçta sizi üstünüzdeki yorganın varlığına sukredecek hale getirir.
    kesinlikle okunması gereken bir eser.
    *Ayrıca kitaptan uyarlanan aynı isimli sinema filmi de mevcuttur. Kitabın gölgesinde kalmayan bir filmdir.
    #2571701 (Seytanin Fisildadiklari, 09.11.2007 01:20)
/ 2
© 2008 - uludağ sözlük

angela s ashes başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. angela s ashes ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu angela s ashes nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» bursa da neden zirve yapilmiyor zirvesi 2 » the mind s eye » ertugrul kurkcu » hulya kocyigit in akp den baskan adayi olmasi » antik yunan » eroin » 1915 olaylarina soykirim demek » ermenistan milli marsinin yuhalanmasi » ataturkcu dusunce dernegi » regent street festival a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games