Kapat

anadolu nun türkleşmesi

  1. 2 -2
    esasen anadolu'nun müslümanlaşması anlamına gelir. ama doğru tabir anadolunun türkleşmesidir. anadolu türkleşmiştir, ama bugün neden bunun aslında müslümanlaşma şeklinde anlamamız gerektiğini söylemek zorunda kalıyoruz? çünkü, bu tarih evresi şiddetli bir biçimde manipüle edilen bir alandır. türkleşmekle müslümanlaşmak biribirinden ayrıymış gibi düşünülüyor, öyleymiş gibi öğretilmeye çalışılıyor. halbu ki, türkleşme aslında müslümanlaşmadır ve herhangi bir müslümanlaşmadan da farklı bir şey olup, bizzat islam olduğu için bir kimlik edinmek anlamına gelir. ancka, ilkokuldan beri farklı bir şekilde öğretilmekte ve doğrunun yerine konan doğru dürüst bir bilgi de henüz ortaya konabilmiş değildir.

    gelelim olgusal gerçekliklere; orta asya göçerleri aslında bir kaç yüzyıldır müslüman oldukları halde, sanki ilk defa malazgirt meydan muharebesi sırasında birden müslümanlığı kabul etmişler ve hemen yiğitlikleriyle bizans imparatorlığuna kök söktürmüş ve müslümanlığı da anadoluya yaymış ve islam'ın bayrağını taşıyarak büyük bir lütufta bulunmuşlar. bize milliyetçi sentezcilerin öğrettiği şey budur. bildiğim kadarıyla bu sentez, en büyük oyundur milletimize karşı.

    halbu ki, orta asya göçerleri yığınsal olarak anadoluya gelmeden önce en az 2-3 yüzyıl boyunca müslümanlar anadoluda savaşmışlardır bizanslılarla. kimi zaman istanbula kadar gitmişler, sonra geri gelmişler ama her gittiklerinde bir kısım müslümanlar oralarda kalmıştır. malazgirt meydan muharebesinden çok önceden beri, akdeniz ve hatta ege denizinde donanma üstünlüğü müslümanlardaydı. kıbrıs bir iki kere ele geçirilip sonra geri kaybedilmiştir. aynı şekilde girit adası da benzer şeylere şahit olmuştur. müslümanlar bir kaç kere istanbul'u kuşatmışlar ama başarısız olmuşlardır. bir keresinde 1800 gemiyle, bir keresinde de 780 gemiyle saldırıda bulunacak kadar büyük donanmaları vardı yani. doğu ve günedoyğu anadoluda devamlı savaşım içerisinde olmuşlardır. bu savaşımlarda bütün müslümanlar görev almışlardır. orta asyadan gelen müslümanlar, orta doğu'daki müslümanlar, iran'daki müslümanlar hep bulunmuştur. öyle az sayılarla da değil. örneğin bir ordu 80.000 kişiyse, bunların bir kaç 10000'i orta asyalı bir o kadarı iranlı bir o kadarı da arap (ortadoğulu müslüman) vb.dir. aynı şekilde malazgirt meydan muharebesi olduğu zaman da veyahut daha önce ve sonra da orta asyadan gelme müslüman komutanlar komutasındaki ordularla bizanslılar arasında yapılan sayısız savaşta hep bir çok yerden müslümanın katılımı söz konusu olmuştur.

    gelelim türkleşme prosesine... evet bir çok savaş olmuştur, savaşlar kazanılmış veya kaybedilmiştir. ama bu savaşların nihai sonucu, örneğin bir yerdeki bütün insanların birden bugünkü gibi bir devletin vatandışlığından çıkıp başka bir devletin egemenliğine geçmesi şeklinde olmamıştır. örneğin bir savaş olmuştur, savaş sonusunda bir kale veya savunma üssü, ele geçirilmiştir. veya karşı tarafın ordusu silinip süpürülmüştür. savaşı kazanan, hemen, okul hastane, darphane kurup kamu kurumları tesis etmemiştir. mümkün olduğu kadar sadece ganimet toplamaya çalışmıştır etraftaki insanlardan.

    peki türkleşme nasıl olmuştur? her şeyden önce belirtmek gerekir ki; türkleşme islamlaşmakla aynı şeydir. şöyle ki; türkler dediğimiz insanlar zaten müslüman olduktan sonra türk ismini almışlardır. ondan önce türk değildiler. anadolunun türkleşmesi de bu çerçevede düşünülmelidir. örneğin, bir kasaba halkı eğer türkleşecekse, onlar aslında müslüman adet ve davranış kalıplarını benimsiyorlardı. yoksa gidip orta asya pagan kültürünün belirsiz kurallarına uymuyorlardı. hatta türkleşmeş o derece müslümanlaşmaktı ki; orta asyadan gelmeyip ortadoğu'dan veya iran'dan gelen müslümanlar da türk diyorlardı kendilerine, çünkü müslümanlaşmaktı yani bu. türkleşirken, orta asya dan gelen müslümanlar, oh ne güel bu adamlar da bize benziyorlar demiyorlardı. birbirlerine benziyorlardı sadece giderek.

    kaldı ki, anadolu'daki hiç bir akın veya müslüman savaşı halifenin istekleri hilafına gerçekleştirilmemiştir. halife gerektiğinde mesela selçuklu hükümdarı tuğrul bey'e ne yapması gerektiğini bile bildirebilirdi. bu anlamda selçuklular sadece müslüman ordularının komutanları durumundaydılar, ama orduları tüm müslümanlardı. zaten, müslümanlıkları olmasa, herhangi bir orta asya akınında olduğu gibi bu sefer de bu göçerler gittikleri yerin kültürü içerisinde erimiş olurlardı. eritmedikleri şey, türklükleri değil. sahip oldukları bir hedefti. bu hedefe sahip çıktıkça da türkleşmişlerdir.

    netice itibariyle osmanlıya kadar olan süreçte, anadolunun türkleşmesi/müslümanlaşması, yedinci yüzyıldan 14. yüzyıla kadar aslında hemen hemen aynı prototipi seyretmiştir. bir bizanslılar kazanmış bir müslümanlar/türkler. müslümanlar son derece ahenkten yoksun bir şekilde savaşmışlardır. anadolunun her yerinde kendi başına savaşan bir komutan bulmak mümkündür. etrafında daima savaşacak adam da bulurlar nedense... her savaşta, kazanan bizanslılarsa, oralardaki müslümanları ezmiş onlara bayağı zulmetmişlerdir. müslümanlar kazanmışsa, bayağı ganiamet toplayıcı eylemlerde bulunurlardı. ama sonuç itibariyle, bir eok yerden bir çok müslüman anadoluya yavaş yavaş daa fazla sayıda yerleşiyordu. bazen bu yerleşen müslümanlar veya komutanlar biribirleriyle de savaşıyorlardı. biribirlerinin kuyuunu da kazıyorlardı. bazen de birbirileriyle ittifak kuruyorlardı düşmana karşı. bazen, bizansla ittifak kuruyorlardı birbirlerine karşı, bazen de bizansın düşmanlarına karşı ittifak yapıyorlardı.

    bazı kasabalar artık mesela müslüman oluyordu, onlar savaşçı müslümanlara lojistik sağlıyorlardı, ama bazen de bu sebeple zulma uğruyorlardı bizans tarafından. bizans gittikçe düzenini ve ideolojisini ve topluma vereceği mesajı kaybederken, varlık sebebi olarak da bir şey bulamadığı için psikolojik olarak hep kabeden taraftaydı, örneğin bir savaşı kazandıkları zaman, bu savaşı kazanmanın anlamı üzerinde çok fazla öyleyecek sözleri yoktu. savaştıalr, kazandılar, ama akıllarına sadece savaşmak geldiği için böyleydi. halbu ki eskiden bu doğu roma imparatorluğu, bir üstünlük güdüsüyle bir uygarlık kibriyle hareket ederlerdi. hayatlarına anlamlandırabilir, varoluşsal açıdan kendilerini tatmin edebiliyorlardı, ama şimdi hristiyandılar ve hristiyanların mesajını taşıyan tonla insan vardı ve bu hristiyanlardan bazıları da kendilerine düşmandı. bu nedenle stratejik derinliği kaybetmiş bireysel çekişmelerin odağı haline gelen bir imparatoluk olmuşlardı.

    halbu ki müslümanlar, saip oldukları mesajın ne büyük ve ne manalı bir mesaj olduğunu görüyorlardı savaştıkça ve kazandıkça. kendilerine hem refah getiriyordu bu eylemleri, hem de hiç bir atalarının denemediği bir şeyi yapmanın verdiği tatmin duygusu. bu nedenle eylemleri bir büyük stratejiye hizmet ediyordu, bir şekilde. sonuçta da müslümanlar buraya renklerini verdiler. ancak, son derece yavaş dağınık ve koordinasyonsuz bir şekil verme olduğunu belirtmek gerekir. binyılların iranını bile kısa bir sürede dize getiren müslümanlar anadoluda çok oyalanmışlardır.
    #4155617
  2. 0 0
    (bkz: avrupalilarin muslumanlari turk diye nitelemeleri)
    (bkz: orta asya göçerleri)
    #4155706
  3. 0 0
    tarihi malazgirt'ten çok öncelere dayanan bir gelişimdir.

    batı göktürklerin yöneticisi, istemi yabgu'nun bizans elçisine verdiği cevap ilginçtir :

    "O Romalılar siz değil misiniz ki on dille konuşursunuz ve herkesi aldatırsınız. Siz Romalılar niçin bizim elçilerimizi Kafkaslar üzerinden Bizansa götürüyorsunuz ve Romaya gidilecek başka yol yoktur diyorsunuz. Yani biz, yollar geçilmez, her taraf arızalı, dağlık taşlık zannedelim de Roma imparatorluğuna hücum etmeyelim mi? Böyle düşüneceğimizi mi sanıyorsunuz? Fakat biz Dinyeper nehrinin nerede bulunduğunu, Tunanın nereye aktığını, Meriçin nereden geçtiğini çok iyi biliyoruz. Bize tabi olan kavimlerin Romaya nereden girdiklerini de çok iyi biliyoruz. Sizin kaleleriniz bizim için sır değildir..."

    hazarlar'ın kırım ve kafkaslar'ı türkleştirmesinden de yararlanarak hunlar ve avarlar, doğu avrupa'da üstünlük kurmuş ve bir taraftan balkanlar üzerinden istanbul'u kuşatmaya çalışmışlarsa da, diğer taraftan kafkaslar üzerinden anadolu, suriye ve azerbaycan'a seferler yapmışlardır.

    o tarihlerden itibaren anadolu ile bağlantısını koparmayan türkler, gerek seferlerde kalan gaziler olsun, gerek tüccar ahiler olsun, gerekse abdallar, bacılar olsun anadolu'nun türkleşmesinde önemli yere sahip olmuşlardır. 1048 pasinler ve 1071 malazgirt savaşları ile bizans'ın başta doğu ve iç anadolu'daki etkin gücünün sona ermesi ile birlikte 1176 miryokefalon savaşı anadolu'daki türk gücünün mührü sayılmıştır.

    orta asya döneminden osmanlı'ya kadar "kızılelma" ülküsünü yaşatan türkler, göçebeliklerinin de getirdiği kültür ve doğrultuyla birlikte sürekli dünyanın farklı bölgelerine doğru gitmek istemişlerdir. osmanlı'nın ilk başlarda bizans'ın da zaafından yararlanarak balkanlar'a, avrupa'ya açılması bunun bir devamı niteliğindedir. daha sonra anadolu'daki iç karışıklığın -karamanoğulları başta olmak üzere- çok başlılığa doğru gideceğini gördüklerinden anadolu türk birliğini sağlamışlardır.

    yine de devletin sınırlarını viyana'ya, otranto'ya kadar genişletmeye çalışmışlardır. bir taraftan balkanlar'a doğru açılırken diğer yandan ortadoğu ve afrika'ya - hatta daha sonra endonezya'ya kadar - yayılan topraklar, anadolu'yu merkezi bir konuma yükseltmiştir. sürekli göç ederken geride bıraktığı topraklarda da güçlü devletler kuran türkler'in (cengiz, timur, akkoyunlu, safevi, babür...vs.) asya'da kalan nüfusu bir süre sonra geçici olarak başka devletlerin himayesine girmiştir. (rusya, çin, farisi iran) fakat anadolu, türk devleti olarak kalmıştır.
    #4155755
  4. 2 2
    (bkz: since 1071)
    #4155780
  5. 0 0
    (bkz: türklerin anadolulaşması)
    #10943025
  6. 2 0
    başlangıcı 1071'de çok daha eskiye dayanır. onca sürede ne selçuklu ne osmanlı bunu becerememiş, hatta becermeye çalışmamıştır bile. anadolu'nun türkleşmesi'ni beceren bugün moğol dediğimiz cengiz han ve emir timur sayesinde gerçekleşmiştir. inanmayanlar osmanlı, anadolu selçuklu ve selçuklu'nun başlarındakilerin adlarına baksın. kaçı türkçe?
    #10943172
  7. 0 0
    - anadolu'nun kapıları türklere açılmış, böylece anadolu türkleşmiştir.
    + hocam kapı tam olarak nerde?
    - ...
    + selçuklu filan dediğinize göre konya'dadır kesin.
    #10943187
  8. 0 0
    oğuzların anadolu'ya akması ve anadolu yerlileriyle karışması sonucunda ortaya çıkmış olaydır. bu dönemde yerlilerden kız almak özellikle teşvik edilmiştir. yerliler kitleler halinde müslüman olmuş ve akabinde türkleşmiştir. kılıçla olmaktan çok, horasan erenleri denilen evliyanın toplum içinde oynadığı yapıcı rolle ortaya çıkmış olaydır. böylece bu karışmalar sonucu, bugünkü anadolu -ve trakya'nın- yöre yöre farklılıklar gösteren türk tipi ortaya çıkmıştır.

    bunun timurla moğolla falan alakası yoktur. sosyal ve tarihi bir olaydır.
    #10943219
  9. 1 1
    Ön ek: bu girdinin yazılmasına neden olan muhteşem mi muhteşemmodların ağzına layık argümanlardan daha beter argümanlar varmış onları görmemişiz. Tuğrul bey Halife'nin dediğini yapıyormuş Kendi ordusunun komutanı değilmiş islam ordusu komutanıymış he aynen öyle, büyük türk Hülagü de Bağdat'a girdiğinde halife'ye metreslik yaptırdı o zaman, Halife Hülagünün metresiydi. la havle. Müslüman olmadan önce Türk adı yoktu ama Göktürkler Hz Muhammed'den önce müslümandı, o yüzden türk adını kullanabilirler Koskoca abdulkerim Satuk buğra Han'ın aslında Müslüman ismi buğra han değil de Bilge Kül Handı, Müslümanlıktan önce buğra handı, müslümanlığa uygun olarak bilge kül ismini aldı.

    anadolu'nun Türk hakimiyetine girmesi Malazgirtle başlayıp Osmanlıyla pekiştirilir sonrasında osmanlı hanedanının işe aldığı siyasetçilerin, yönetici sınıfın gayri türkleşmesiyle son bulur, (akabinde ittihat ve Mustafa Kemal'le Türk hakimiyeti tekrardan sağlanır) lakin bu anadolu'nun Türkleşmesi değildir. gerek selçuklu gerekse Osmanlı zamanında Türk halkla diğer topluluklar bazı etkileşimler haricinde birbirine yoğun olarak karışmamıştır. Hristiyan hristiyan kalmış, müslüman müslüman kalmıştır yavuz'dan önce de anadolu'da kürt yoktur, çerkezler rusların sürmesiyle anadolu'ya gelmiştir.

    En basiti her daim örneğini verdiğim Canik sancağının nüfus oranlarıdır. Ermeni sürgünü ve yunan nüfus mübadelesinden önce Hristiyanlarla Müslüman sayıları hemen hemen eşittir hatta hristiyan sayısı daha fazladır. Bu örnek anadolunun birçok bölgesinde de hemen hemen aynıdır.

    bu nüfus bilgilerini bilmeden Anadolu'yu müslümanlaştırmak için gavur kız aldırılması bir politikaydı demek kendi aşağılık kanına ortak aramaktan öteye gitmeyen "çok mübarek mi mübarek modların ağzına layık" soysuz zırvasıdır ki Karadeniz'in Türk nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Çepni Boyu daha düne kadar çepni haricilerden bile kız almazlardı. bununla beraber Yavuz'dan önce Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Bektaşi müslümanlar da öyledir ki bu geleneklerini şuan bile kimileri modernleşmeye rağmen şuan bile bu geleneklerini devam ettirmeye çalışmaktadırlar.

    ayrıca öyle bir müslümanlaştırma politikası vardı da vardı da Neden anadoluda hristiyan sayısı Müslüman sayısından daha fazlaydı birçok bölgede he Osmanlı boyunca?

    Ayrıca anadolu'ya oğuzlardan sonra asıl yoğun türk göçleri önce Çengiz Kaanla akabinde de Timurla olmuştur ve bunlar bölgedeki hristiyan, gayri Türk çoğunluğun zamanla kuracağı üstünlüğü önlemişlerdir. (ki bunlardan biri de benim ailemdir, Temurla Anadolu'ya göçen kara-tatarlardandır bir tarafım.)

    Ha ama asıl türkleşmeye ve müslümanlaşmaya gelince ittihat ve terakki'nin anadolu'dan ermeniler defetmesiyle başlar akabinde de Başbuğ Bozkurt Mustafa Kemal'in rumları defetmesiyle devam eder.

    Yani öve öve bitirilemeyen Osmanlı Anadolu'yu hristiyan, müslüman karışık bir coğrafya olarak kabullenirken ve Hristiyanlara gerek ticari gerekse siyasal açıdan daha iyi davranırken ittihat ve Mustafa Kemal Müslümanların, Türklerin önce geçmesini sağlamıştır Anadolu'yu yüzde 99 oranında müslümanlaştırmıştır.

    Nüfus sayıları, anadoludan ve anadolu'ya göçler ortadadır, boş konuşmak, temelsiz konuşmak da cahil yobaza özgüdür.

    Ha ben niye kürte, araba, soysuz arnavuta benziyorum diyen varsa eğer gitsin onu dedelerine sorsun uçkurunu hangi gavur karısına bozduğunu veya hangi bedevi, feodal kavimden kız kaçırıp tecavüz ettiğini hiç olmadı kaç paraya satın aldını. ne bilim senin neden dünyanın en üstün ırkı, Mod gibi kürte araba, soysuz arnavuta benzediğini. Bizim oralarda Ne kürte ne ermeniye, ne araba adam gözüyle bakılır. Kız almayı bırak muhattap bile olmaktan kaçılınılır.
    #10943321
  10. 1 1
    bizans imparatorluğu eliyle başlatılmış süreçtir.

    güneyden gelen araplar'a karşı hazar hanlığı'yla işbirliğine giren bizans imparatorluğu doğu anadolu'ya türkler'i yerleştirmeye başlamıştır.

    gene bizans imparatorluğu döneminde bu kez karadeniz'in batısındaki* türkler anadolu'ya yerleştirilmişlerdir.

    büyük selçuklu devleti döneminde de selçuklular'dan kaçıp bizans'a yerleşen türkler de ortadadır.

    haaa, bir de cengizli devleti ve timurlu devleti dönemlerinde anadolu'yu egemenliğine alan türkler de vardır.

    yani, türkler sanıldığı gibi malazgirt savaşı'ndan sonra değil bu savaştan çok önce anadolu'ya yerleşmişlerdir.
    #13114485
  11. 3 3
    bu konuda çok büyük bir ihtilaf var türkiye türklerinde. bu durum tabi ki sözlüğe de açık bir şekilde yansımış durumda.

    türklükle ilgili ek çok sayfada görüyorum:'' türkler anadoluya çok az geldi, burda yaşayan insanlarla karıştı, o yüzden bizim sadece adımız türk kendimiz değiliz'' gibi söylemler dönüyor ortada.

    o yüzden buraya bu konuyu açıklamak istiyorum.

    gerçekten aslında bu söylenen konu türk tarihine çok uzak değil.
    pek çok dönemde, pek çok şekilde görüldü bu tip şeyler.
    attila avrupa'yı yönetirken, babür hindistanda ve hatta türkler iranda dahi böyle bir durum yaşadı.

    sadece ordu ve yönetici tabaka türklerden oluşuyordu, halkın ekseriyeti bölgenin yerel halklarıydı.
    bu devletlerin ömürleri genelde bir hanedan ömrüyle sınırlı olurken anadoluda türkler bir çok kez hanedan değiştirmesine rağmen anadolu'yu yönetmeye devam etmişlerdir.
    çünkü bu topraklarda türk nüfusu hep fazlaydı ve hiç bir zaman karışacak azınlığa düşmedi.

    peki bunun sebebi neydi ?

    il olarak zaten yukarıda da fazla fazla anlatılmış.
    türkler malazgirt öncesinde de pek çok sebeple( bir kısmı bizans ve arapların eliyle) anadoluya yerleştirilmeye başlanmıştı.
    tabi ki burda bahsedilen sayı bir yeri türk yurdu yapmak için yeterli olmaktan çok uzaktı.
    ancak malazgirt sonrasında türkistanda(orta asya) da çok ilginç gelişmeler yaşanmaya başlamıştı.

    zaten yüzyıllardır kuraklaşmış topraklar bir de bölgede ki kıpçak birliğinin dağılmasıyla iyice kaosa sürüklenmişti.
    bu savaş ve kuraklığın yanı sıra bir de yeni yeni palazlanmaya başlayan moğollar türkler için bölgede yaşamayı iyice zor hale getirmişti.
    ve orada bulunan türkler için tek çare yeni bir vatandı.
    üstelik bu seferki göçler öncekilere benzemiyor. yağma ve ya akın göçü gibi değil. çoluklu çocuklu topyekun bir göç söz konusuydu.
    ve hiç bir şekilde geri dönüşü olmayacaktı.

    elbette ki türkler için gidilecek en doğru coğrafya yeni türk yurdu olma yolu açık olan anadoluydu.
    bu olağanüstü kalabalık bizans kaynaklarında şöyle anlatılır; '' kara ve deniz sanki bütün dünya,kafir barbarlar(türkler) tarafından işgal edildi.onlar doğunun(anadolu) bütün köylerini evleriyle birlikte istila ettiler.

    moğol imparatorluğu genişledikçe anadoluya olan göç arttı. hatta bu göç öyle bir boyuta ulaştı ki 16.yüzyıla geldiğimizde artık balkanlar da türk yurdu olarak anılmaya başlanmıştı.

    peki bu sırada anadolu'nun yerlilerine ne oldu ?

    rumların zaten çok büyük çoğunluğu malazgirt sonrasında yurtlarını terk ederek batıya doğru kaymaya başladılar.
    süryaniler ve ermeniler türklerle sıcak ilişkiler kurarak bu topraklarda kalmaya devam ettiler.

    süryani tarihçi mihail bu durumu şöyle anlatmıştır;
    '' türklere yenilen rumlar bir daha onlara karşı duramadılar.imparatoru korku aldı ve türklerin karşısına çıkamadı.hristiyanlara adamlar gönderdi ve pont(amasya sivas yöreleri) bölgesinde kalmış bakiyelerini, eşyalarını arabalara yükletip denizin ötesine(balkanlara) taşıdı.böylece ıssız kalan bu bölgeler türklerin yerleşmesine yardım etti.''

    yani demem o ki:
    ''anadolu bir melezler yuvası değil türk yurdudur.''

    sloganı mı da attım ben giderim arkadaş...
    #27543086
  12. 4 2
    çinistan'dan gelen zalim ve barbar türkler yüzündendir.

    40.000 yıldır bu topraklarda yaşayan kürtleri denize döküp medeniyetlerine el koymuşlardır. Vıyy qotil tece.
    #27543108
  13. 2 2
    Birbirini takip eden sürekli bir göç dalgası ve genellikle önce taşranın Türkleştirilmesi ile gerçekleşmiştir. Türklerden din konusunda kesin bir şekilde ayrılan gayrimüslimler genellikle çareyi şehirlere kaçmakta bulmuştur. En sonunda Başbuğ Atatürk'ün memleketten Rum'u kovması ile tamamlanmıştır.
    #27543131
  14. 2 2
    bizans kaynaklarında ermenilerin malazgirt savaşında bölgesel savunma görevlerini yerine getirmediklerini yazar.
    bu günün literatürüne bu durum malazgirt savaşını ermenilerin bizans baskısından kurtulmak için fırsat olarak gördükleri şeklinde değerlendirilir.

    süryaniler için de benzeri bir durum söz konusudur.
    o yüzden türklerin ermenilere katliam yaptıkları (11.yüzyıl için konuşuyorum) hiç bir yerde yazmıyor.
    malazgirt savaşında rumlardan, ermenilerden, süryanilerden hep bahsedilir. ama kürtlerden hiç bahsedilmez. o yüzden kürtlerin ne yaptıkları beni pek ilgilendirmiyor.
    #27543234
  15. 0 0
    Zaten türk. 1500 yıldır allah a şükür.
    #27543256
anadolu nun türkleşmesi ile alakalı başlıklar
Advertisement