amerikan tarihi 


  1. * temel olarak 13 baslik altinda tek tek ve ozenle incelenmesi gereken genis ve enteresan bir tarihtir - soyle ki;
    - amerika'nin ilk yillari
    - koloni donemi
    - bagimsizliga giden yol
    - ulusal bir hukumetin kurulusu
    - batiya dogru genisleme ve bolgesel anlasmazliklar
    - kesimler arasi catisma
    - buyume ve donusum
    - huzursuzluk ve reform
    - savas ve bunalim
    - yeni duzen ve dunya savasi
    - savas sonrasi amerikasi
    - degisim yillari
    - 21. yy'a dogru
    #3606628 (bozuk vantilator, 01.07.2008 20:22)
  2. bir arkadaşım var kendileri bilgisayar mühendisi olmaktalar. ülkemin en taşaklı fakültelerinden birinden mezun yurtdışı ve içi seyahatlerin insanı lakin büyük bir boşvermişlik ve mühendishane mezunu tadında bir geyik başlattı.

    - milyonlarca bufalo sayesinde amerika zenginleşti. insanın ilk ihtiyacı nedir?
    + mala vurmak.
    - yok lan onun için barınma gerekli.
    + o senin hüsnükuruntun mirim açık havada banklarda yiyişmek mümkün.
    - ehehe her neyse dağıtmayalım konuyu insan yemek zorunda. yedikten sonra barınacak. barındıktan sonra tarım alanlarına akacak. bufalo var milyon ton et işte mürtecim. bunun için emek harcamak zorunda kalmadılar hayavancılıkla vakit harcamadılar ve sanayiye hızla atladılar.
    + sektör ol git böyle bir sektörel analiz yaptıran mühendis mantığına takayım.

    ***
    native american or indians had been...
    boşver şimdi.
    kızılderili kabak yetiştirerek yerleşik hayata geçmiş miş miş. kimse önemsemiyor bu masalları. kolomb'un pusulası şaştı ve her şey bundan sonra başladı. hiç bir zaman kıtaya ayak basmadı kristof. adalar vapuru gibiydi yandan çarklıydı her devletin cafcaflı bayrakları salınıyordu rüzgarlara teslim tahtadan salıncaklarında. teksas'da bir çiftlik kurmadı, boy boylamadı soy soylamadı ama adı kaşif olarak kaldı. o gitti adı kaldı dostları onu hatırladı. gerçi ondan parmak hesabıyla 4 asır önce vikingler kanada sahillerinde balık tutuyordu, so new foundland yeni buluntu diyarlarda salınıyorlardı ama vikingin yani iskandinav götünün ılıyan havaya alışmamışlığından buraları mesken tutmadığını düşünmekteyim.

    de soto olsun coronado olsun en hispanic tavırlarıyla güney amerika içlerinde ilerlediler. fransızlar ve ingilizler bizim neyimiz eksik diyerek kuzeyde sidik yarıştırdılar. ispanyol matador buna kızdı. gulf stream'de en sıcak akıntılarda devran eyleyen frenk deyyusların ailecağızlarının konuşlandığı kolonilerini kan tarlasına çevirdi. tarih sen de 16. yüzyılda bir zaman ben diyeyim 1565.

    koloni koloni içre, sömürü sömürü içre. 17. asıra geldiğimizde evropa ekonomik bunalım içinde.
    iş yok amele çok. tarlalar ölüm devrinde. biz burada açlıktan öleceğimize haydi canıtın ve markos gidelim yeni kıtaya. nerede işsiz güçsüz varsa amerikan yollarında.
    nerede katliam bezgini hristiyan varsa amerika yollarında.
    nerede bir heretik varsa amerika yollarında.
    hırsızı kalleşi keleşi gebeşi.
    avrupa safrasını atıyordu yeni kıtaya.

    elde alet yok edevat yok ama koskoca topraklar. bedava ham madde ve bufalo hikayesi. ticaret başlar limanlararası. kızılderiliden çaldığını ingilize satar karşılığında teknoloji toplar. ispanyol tam şaşkoloz teknolojisi denizcilik ve askercilik oyunlarıyla mukayyet bana altın bulun kayfe toplayın %d+r/w= (sansür koydum) derdinde. ingilizin ve hollandalının arada bir mallaştığı da oluyor tabi. ispanyol gemisini yolda çeviriyorlar. aç lan ambarını diyor bir bakıyor içerisi koyun b.kuyla dolu. manyak diyor bu ispanyollara. kakaoyu koyun boku zannediyor dangalak! hiç sağına soluna bakmaz mısın hani bu koyunlar nerede diye. ispanyol kurnaz yedik onu biz der elbette... ispanyol şişti şişti indiyıns birikimini aldı gemilerle asıl diyarına taşıdı. hazinesi coştu. enflasyona koştu. merkantalizm diyordu lafazan enteller buna bense goldenism. fuck you man. ispanya batağın eşiğinde. portekiz boşalmanın ötesinde. altın içinde boğulmak her kula nasip olmaz.

    kontrolsüz zenginlik zenginlik değildir ve kontrolsüz güç güç değildir./ murteci.
    vs.
    altın için gerekirse götümü bile kaybetmeye hazırım./ robert bosch and laumb. teleskobik lenslerin komik efendisi.

    ingiliz bu nerede ne zaman ne yapacağı belli olmaz. kızılderiliye yavşar başta. ondan mısırı öğrenir sonra mısır ekmeğini. avcılığın incelikleri. kürk mantolar ve barış çubuğu. onun eline verir üç kadeh acı suyu. serkeş eder apalaçyalıları. pür püritenler şehirler kurarlar başkanlar seçerler. düzeni oturtmaya başlamışlardır bile. ayık kaldığı bir gün native american lan bunların alayı doğaya saygısız ipneler diye haykırır... savaş. savaş. savaş.

    eski kıtada dinsel bağnazlık kolonicileri ve nicelerini bezdirir. ilk isyanlar patlak verir. birleşen koloniler ve ayrışan cesaretler. bu arada wasp oluşmaya başlar ku klux klan'ın dudaklarda ilk ilahileri söylenegelir. bacon denen lale ihtilal yapmadığı vakitler indians öldürme eğlenceleri düzenler.

    güneyde ve kuzeyde koooca bitip tükenmek bilmez tarımsal ve ormanlık alanlarda kendi hesabına çalıştıracak insan ihtiyacı artar. afrikadan köle ticareti başlar. (17. yy)
    benim amerikalım işini bilir. yorgunluk çekmeden ekmeğini bulur./ tourgoth ozal.

    güney, kuzey ve orta koloniler örgütlenirler. kendi hükümetlerini kurmaya başlarlar. dünyada hemen hemen her toplumun magna cartası vardır amerikan yerleşimcinin neden olmasındır. yerleşimci dediysem yanlış anlama ticari şirketlerden bahsediyorum. büyük kumpanyalar kendi valilerini kendi seçmek isterler. tacirin devletleşmesi ve kapitalizmin mottosu sonunda gerçek anlamını bulmaya başlar. burjuva sınıfı dedikleri şey var ya hani avrupa'da protestanlarca kurulduğu iddia edilen bayağı eksik bir tezdir o iş amerikanyada oldu belki nüveleri eski kıtada atıldı. krallıklar tabi canım demediler elbette buna ama ilk olarak birbirleri ile çatışmaya giriştiler. frenkler ve dangalo saksonlar yedi yıl savaşlarında kozlarını paylaştılar. ingilizler frenistana parmak attılar. paris antlaşması imzaladılar.

    püritenlerin canı sıkılıyordu bu olaylar sırasında. hem de fena. cadı avına çıkıyorlar. hoşlanmadıkları tipleri yakıyorlardı. bu onları teskin ediyordu. roma'da aslanların önüne atılan ve türlü işkencelerden geçirilerek toplumsal muhalefeti bastırmanın bir örneğini yaşattılar şirket destekli kolonik ruh hastaları...

    ingilizler fransızları süpürdükten sonra şimdiki kanada'da mevcut fransızlar ile iyi geçinmeye karar verdiler. bunda kolonilerin artık alternatif güç olması gerçeği yatmaktaydı. ingiliz krallığı yandaş bulma telaşındaydı. üstüne mali sıkıntılar baş göstermişti. kolonilerdeki vergi oranlarını arttırıyordu bir de şeker yasası. tacirler burnundan solumaya başladı. pul yasası da tuz biber ekti. pul yasası dediğimiz zımbırtı birinci elden entelektüel klasmandakileri, ruhban sınıfı mensuplarını ve gazetecileri etkiliyordu. bunları da kendilerine düşman etmeyi başardılar nihayetinde kuniller ve devrim adı verilen tacirler devletinin krallığa direnişinin ateşi bir 1775 gecesi yakıldı. silahlı çatışmalar giderek kanlı olmaya başladı. kongreler toplandı. kölelere özgürlük vaadi verirsek ne olur aceba tartışmaları yaşandı. ingiltere kurnaz tabi. güneyli kolonileri yöneten asilzade hopdedikslere bu kuzeyliler kölelere özgürlük verecek çalıştıracak adam bulamayacaksınız diyerek gaz verdi. güneyliler azap içerisinde buna rağmen 1776 yılında bir gündönümünde jefferson denen masonik kunil'in önderliğinde bağımsızlık bildirgesi kabul edildi. ingiltereye de get kıyılarımızdan seni tanımıyoruz havasına girildi. fransızlar amerikalıların yanında yer aldı. savaşlar oldu bitip tükenmek bilmez. sonunda zafere kavuştular. devrim dedikleri olay bir devrim değildir burjuva'nın eylemidir ve iç savaştır. esnaflardan ve toprak sahiplerinden oluşan kralcılar ile burjuvanın didişmesidir.

    her federal devlet kendince anayasalar hazırlar. örnek anayasalara baktığımızda demokratik bir açılım hedeflendiği görülebilmektedir lakin onlar da aynen bizim gibi kendilerine demokrattırlar. çobanın oyuyla benim oyum bir mi olcek ayol durumu mevcut. ödediğin vergi kadar adamsın. köleysen zaten sen sus ellerin konuşsun... yıllar süren tartışmalar başlar. federalist-antifederalist kavgaları görülür. birleşik devletlerin kuruluşu kongrelerce tescillenir. washington portakalı başkanlık koltuğuna kurulur. operasyonel masonluk spekülatif masonluğa dönüşür ve ladinileşme başlar. bundan bir 50 sene sonra amerikalılar içlerinde büyük ruhi bunalımlar hissederler. bu kadar materyal mahkumluğu sıkmaya başlamıştır cümlesini. yeni hristiyan mezhepleri doğar. bunlar o kadar kuvvetlenir ki eyaletler içerisinde şehir kuracak potansiyellere kavuşurlar. yusuf smith kardeşimizin ben vahy alıyorum isa'dan ilanatı ve mormonların doğuşu da tam bu zamana denk gelmektedir. hey gidi yusuf hey. yusuf yusuf. yus. uf. amerika dünyanın en dindar ülkesidir. din sivil toplum kuruluşlarına terk edilmiştir. laiklik anlayışımızın farklılığı buradan kaynaklanmaktadır. türkiye cumhuriyeti dinin devletin tekelinde kontrol altında tutulması çabasındayken amerikanya'da laiklik devletin dini şiddete başvurmadıkları müddetçe tamamen özgür kurumlara bırakmasıdır. bu demek değildir ki amerika her dine eşit mesafede. hayır bu kendi halkı için geçerli bir durum yoksa hoşuna gitmediği için kendi toprakları dışında her an her yerde eylem adımlarıyla fitneler yayabilmekte. soğuk savaş sonrası yeni düşman ilan ettiği islam ve bir de 11 eylül icraatı ile fobik bir toplum oluşturulması ise bambaşka bir konu.

    19. yüzyılda eyaletlerarası banka savaşları başlar. para ve kan işte amerikan tarihi. kontrolsüz bir şekilde para basma enflasyona neden olur. karmakarışık finansal durum başkanlık seçimlerini şekillendirir. bir tarafta yüksek faizle kredi kullandıranlar öte tarafta para basın faizleri düşürün ulan diyen çiftçiler. neylesinler ceksınlar ve caksınlar namıyla meşhur demokratlar türer. karşılarında da whigler. u s a political life'ın önder siyasal partileri bir bankasal halden doğmuştur. dert finansal sermaye dağılımı anlayacağın. aralarında felsefi olarak çok büyük zıtlıkları olmamasının temeli temellerinin; içerisinde bileşim farkı olan burjuvaya ve aralarındaki parasal muhalefet konularına dayanmasıdır. sınıfsal bir çatışmadan çok etnik ve dinsel kökenlere ve tek bir sınıfın içindeki klikler arasındaki mücadeleye dayanmaktadır.

    kölelik ve bölgecilik amerikayı ikiye böler. bir başkanlık seçimi ve yine iç savaş çıkar. sevgili amerika'nın bu başkanlık seçimlerinde iç savaş çıkartma geleneği bize de sirayet etmiş gibi. batının teknolojisini değil siyasal ahlaksızlığını aldık denebilir. darbe ihracaatı ile amerikanya ile olan tarihsel bağlarımız kuvvetleniyor... amerika iç savaş dolayısıyla savaş teknolojilerini keşfetti. korumacılıkla götünde patlaması gereken hammaddeyi akıllıca işlemek aklına geldi. silah sanayisini geliştirdi. tarım versus sanayi ikileminde kuzey eyaletleri seçimini yaptı ve hızlı bir yükselişe geçti. aradan çok zaman geçmedi rockefeller denen canavar piyasaya çıktı. standart oil company ve petrocountry... iletişim ve nakliye sorununa da demir ağlarla yurdu dört bir baştan örmek fikriyle aşmaya çalıştılar ve hala kızılderililer sistemli bir şekilde katledilmeye devam ediliyordu... 20. asırın başlarında işçiler coşuyor, çiftçiler coşuyor bir takım geçici tedbirler alınarak talepleri öteleniyordu. halkçı düttürülerle halkın kandırılmasının siyasal mekanizmada yeri ve önemi keşfediliyordu. sonuçta bir keşif ülkesi koduumun memleketi... kölelik sonrası dönemde amerika'da büyük bir işçi açığı doğar. demir yollarını herhalde biz yapmayalım biz müteşebbisiz biz bokumuzda boncukluyuz derler tedavi olarak göç almaya başlarlar dünyanın dört bir yanından. elbette tepkileri de beraberinde getirir ol durum.

    1. dünya savaşına geliyoruz. amerikanya durumdan vazife çıkartır. silahlarını ihraç etmeli tabi. boşuna mı kurdu o kadar fabrikayı. bir büyük abi olmanın zamanı gelmiştir artık. ahkamlar keser wilson denen saçını danaya yalatmış zat. milletler cemiyeti kurulur filan feşmekan. dışarıda politika tayini derdine düşmüş hükümete rağmen ona savaş çığırtkanlığı konusunda gaz veren rockefeller ve avanesi bankacılık sistemini ellerine geçirirler.

    1. dünya savaşı sonrası amerikanya'da washington'dan sonra tekrar bir elitist grup yönlendirmeci konuma geçiyor. rockefeller/fuckifeller ailesi. bunların amerikanya kökenleri de orta kolonilerde/eyaletlerde alman nüfuzuna ulaşır. 3. george adlı ingilizce bilmez alman asıllı bir ingiltere kralı devrinde güç kazanmışlardır. yahudilikten hristiyanlığa geçtikleri hikayesini yaymışlardır. işin aslı ne yahudi ne hristiyanlardır kendilerini tanrı zannetmektedirler. 1919'da cfr'nin temellerini atarlar. cfr dünya politikasını yönlendirmek derdiyle oluşturulmuş bir kulüptür. eski kıtada da rotschild'lar çevresinde bir güç şebekesi oluşuyor. rotschild hanedanı mühimdir. kendilerini seçilmiş ırk zannederler bir rivayete göre de kendilerini isa'nın soyundan geldiklerine vehmine kapılmışlardır. hitler'in ninesi/ebesi bunların hizmetçisiydi. ebesini sktiler çalışırken ve gebe kalınca kadını kovdular. ciddiyim bak geyik değil. evropa'da boy boy bu konuda kitaplar vardır. bizim bir hitlerimiz varsa antisemitizmin tarihsel dayanakları varsa da hitler faşosu yönlendirilmiştir. bir çok yahudi finansörüyle birlikte yahudi saflaştırması telaşının etkisinin yanında bu mazinin tozlu raflarına saklanmış kinin etkisi de yadsınamaz. ne diyorduk rockefeller ve rotschild münasebeti evet. birbirlerinden kız alıp veren bir sürüngenler tayfası. karşılıklı iki kıtayı sömürmekteler. dünyanın en büyük mafyası cfr'dir. nice savaşlar başlatıp sona erdirir. üyeleri ilk kuruluş anından beri finansal ve reel piyasaları kontrol edenlerdir ve onların uşakları devlet yöneticileri. medeniyetler çatışması tezinin mimarları da bu cemiyetin ortalığa saldığı kuduz bilim adamlarıdır.

    bu aileler katakulliler çevirirler ve amerika'da ekonomik durgunluk dönemi başlar. parasız kalan amerikan halkı hırçınlaşır ve kendilerinin de birer göçmen olduğunu unutmuş bu gara yürekli beyazların eski hastalığı nükseder. yabancı düşmanlığı artık alenen ortaya dökülür. modernizm karşıtlığı keskinleşir. 1929 yılında beklenen gerçekleşir. büyük kriz tüm ihtişamıyla kendini gösterir. piyasalar çöker. çöküş içerisinde tefeciler köşeyi döner. döndükçe de karınları büyür büyür büyür ve amerikan ekonomisi tamamen onların tekeli altına girer. 2. dünya savaşı finansörlüğüne girişirler.

    2. dünya savaşı'nda kendilerince planlanmış en iyi ihtimalle göz yumulmuş bir pearl harbour baskını ve intikam yeminleri ettirirler halka. son teknolojilerini denemek için japonları kobay olarak kullanırlar binlerce ölü. 5 yıl sonra kore. durmak yok yola devam. guatemala, endonezya, laos, kamboçya, küba. 1961 ve domuzlar körfezi çıkartması. yine bir pearl harbour aldatmacası bu defa guantanamo'daki kendi üslerine sahte bir operasyon düzenleterek işgale sebep yaratmak isterler. bu size başka bir şeyi anımsattı. zeki adamlarsınız vesselam. 11 eylül ve afganistan'ın işgali...

    kennedy diye bir herifçioğlu ortaya çıkar. kenedi abimiz katoliktir. aman tanrım. izolasyoncu bir havası vardır ve züppedir. marilyn monroe'yu düdüklemektedir. bütün bir kenedi ailesi bu marilynin üstünden geçmiş olabilir. kenedi abinin karısı tabi bozuk bu olaya. anlamak lazım hoş değil tabi. kenedi'nin hiç .ikinde değil. o vur geç telaşında. amerikan politikası varmış yok bilmem ne aileleri savaş istiyormuş koy hötüne rahvan gitsin havasında. adamı ortadan kaldırırlar.

    kenedi engelinden kurtulduktan sonra cinayetler devam eder. faşist cuntalara askeri eğitimler verilir suharto'ya milyon insan öldürtürler, pinochet'yi desteklerler. milton friedman'i çoğu iktisat öğrencisi bilir. o bir formülden ötesidir. pinochet'e kucak açan amerikan politikasının en rezil simalarındandır. sonra vietnam'dan kamboçya'dan ve laos'dan arkalarında en az 3 milyon ölü bırakarak çıkarlar. reagan başkanlığa gelir. tüm profilden verdiği artistik pozlara rağmen onun da diğer sırtlanlardan farkı yoktur. lübnan işgal edilir, libya bombalanır yine darbe destekleri. baba bush dönemi cinayet durmaz. bu kan hiç durmaz be. ırak işgali. körfez savaşı. cnn ve marifetleri. bir başka kıtanın karabatakları ne kadar da hüzünlüler petrole bulanmış şekilde. ağlamak istiyorum sayın seyirciler. harekata katılmış geri dönen askerlerde savaş sonrası sendromları ve seri katillerde artış. buna rağmen durmaz duramazki savaşa dayalı ekonomi. 11 eylül olayları. içeriden yapıldığı bariz. haçlı seferleri başlattığını ilan eder ibn-e bush. taliban'ın yetiştirilmesine engel olduğu uyuşturucu piyassası kırana girmiştir üstelik çin havalara girmiştir. yakından kontrol edilmelidir enerji yolları karar verilir afganistan işgal edilir. üstüne bir de ırak operasyonu.

    obama adlı bir beyazdan daha beyaz afroamerikalı amerika'nın bozuk imajını düzeltmek için ortaya çıkarılmış. herkes ondan büyük umutlar bekliyormuş.
    boşuna bekleme ey insan sadece yılan bir süreliğine uykuya yattı.
    endüstri işliyor.
    bu su hiç durmaz.
    bu kan hiç durmaz.

    ***

    - bitti mi sayın murteci?
    + ben yazmaktan sıkıldım adamlar öldürmekten yorulmadılar.
    *
    #6211890 (murteci, 06.10.2009 16:59 ~ 17:00)
  3. ingiltere den göçen ve buraya yerleşen daha sonra ingilizlerle savaşan, son olarak iç savaşlar yaşayan bir paranoya devleti olan birleşik devletler, yirminci yüzyılla birlikte iki dünya savaşına katılmış ve iki savaşında seyrini değiştirmiştir. soğuk savaş ve derken ırak, afganistan gibi ülkeleri işgal eden abd ile ilgili bir animasyon tüm paranoyaklığı anlatıyor.

    --spoiler--
    http://www.facebook.com/v...?v=89360583913&ref=nf
    --spoiler--
    #6350308 (reddiplomat, 25.10.2009 11:55)
  4. amerikalılar aslında avrupalılardır. neden mi? çünkü fatih sultan mehmet'in istanbulu fethi ile başlayan coğrafi keşiflerle bu amerika denilen yeni kıt'a keşfedilmiş, oradaki yerli ama medeniyet açısında çok çok ileri uygarlıklar (aztek, inka, maya) katledilmiştir. özellikle portekiz ve ispanya meksikanın ve perunun altın ve değerli madenlerini avrupaya taşıyarak burada 16-17yy'da çok büyük güç olmuşlardır. ekonomik yönden güçlü devletler yarattıkları enflasyonlar ile o güne kadar en büyük 8 müslüman uygarlığının (çin hariç) ekomilerini yerle bir etmişlerdir. portekiz ve ispanyadan halk yeni dünyaya göç ettirilmiş oraya yerleştirilmiştir. daha sonraları tarımda ve sanaayide çalıştırılmak üzere uğruna savaşların bile çıktığı köle ticareti yapmaya başlayan bu iki devlet, günümüze kadar etkileri süregelecek olan ırk (zenci köleler) kavgalarının yaratıcıları olacaklardır. yerli halkı tamamen ortadan kaldırdıklarında ise onların geride bıraktıkları eserleri hiç gözlerini kırpmadan dünyanın süper gücü olma hayalleri uğruna yakıp yıkacaklardır. nitekim 2.dünya savaşından sonrada bu hayalleri gerçek olacak ve dünyanın süper gücü olarak istediği bölgede istediği doğal kaynaklara sahip olacaklar, istedikleri ülkenin iç işlerini dolaylı yoldan yada örtülü olarak müdehalede bulunacaklar dahası 100 yıl sonrasını bile tasarlayarak insanlığı tek bir dünya devleti altında toplamaya çalışacaklardır. * * *
    #6350405 (ceylan2270, 25.10.2009 12:11)
  5. "çok acılar çektiler"

    evet, bu kadar.
    #6350478 (yozishanko, 25.10.2009 12:23)
  6. (bkz: hani nerde)
    #6350486 (filofobik, 25.10.2009 12:24)
  7. italyanların yemek kitabıyla birlikte, dünyanın en kısa kitabının konusudur.

    öyle bir geyik vardır efem. amerika tarihinde bir halt yoktur, italyanlar da makarna ve pizzadan başka bir halt bilmezler. ben demiyorum tabi.
    #6350504 (der meister, 25.10.2009 12:28)


Copyright © 2010 - uludağ sözlük

amerikan tarihi başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. amerikan tarihi ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu amerikan tarihi nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about amerikan tarihi. Copyrights of the articles are belong to their authors.