akp ye emperyalist destek 



  1. Amerika ve Avrupa emperyalistleri, "biz taraf değiliz" aldatmacasını bir yana bırakarak seçimlerde AKP'yi desteklediklerini açıkça ilan ettiler

    -Amerika ve Avrupa emperyalistleri, "biz taraf değiliz" aldatmacasını bir yana bırakarak seçimlerde AKP'yi desteklediklerini açıkça ilan ettiler
    -AKP, emperyalistlerin ve işbirlikçi tekellerin hükümeti olmaya devam etmek için halkın oylarını gasbetmek istiyor
    -Ancak AKP karşısında yeralanların da hiçbiri bağımsız Türkiye özlemini temsil etmiyor, bu özlemi kendilerine oy olarak havale etmeye çalışıyorlar.

    AKP'ye Emperyalist Destek
    Deliğe Süpürmeyip Kullanacaklar!

    Cumhurbaşkanlığı seçimi ile tırmanan ve Genelkurmay'ın 27 Nisan muhtırası ile şiddetlenen iktidar çatışması bir erken seçimi zorunlu kılarken, Amerika ve Avrupa emperyalistleri "biz Türkiye iç politikasında taraf değiliz" türünden açıklamalar yapmışlar ve ne kadar "demokrat" olduklarını, bu arada Türkiye'nin de "bağımsız" bir devlet olduğunu göstermişlerdi.
    'Tarafsızlık' oyunu uzun sürmedi. Seçimde saflar ve söylemler netleşirken, emperyalizmin de kimi iktidar koltuğunda görmek istediği daha açık hale gelmeye başladı. Emperyalist tekellerin denetiminde basında AKP'ye övgü furyaları birbirini izlerken, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'tan ilk kez AKP'ye 'net destek' olarak yorumlanan açıklamalar geldi.
    Rice, "Türkiye'yi AB'ye taşıyan, önemli reformlar yapan bir hükümet" diye övdüğü AKP'nin "halk tarafından seçildiğinin" altını çizdi ve "AB içinde bir Türkiye'den yana" olduklarını kaydetti.
    Muhtıracılar karşısında yapılan "Bu hükümet halk tarafından seçildi" vurgusu, iktidara demokratikleşme reformları övgüsü, "Türkiye'yi Avrupa'ya doğru götürmeye kendini adadığını" söylemesi ve Türkiye'nin AB'ye üyeliğini desteklediklerini hatırlatması, "biz bu seçimde AKP'yi destekliyoruz" demekten başka bir anlama gelmiyor.
    Benzeri bir destek de Avrupa'dan geldi. Bendit gibi dönek solcuların da yeraldığı, AB'nin eski yeni bürokratlarından, parlamenterlerinden oluşan bir grup, ortak imzalı bir bildiri yayımlayarak, AKP'ye açık destek verdiler.
    Emperyalist tekellerin dergisi 'The Economist'in Türkiye'yi kapak yaparak "Demokrasiye en büyük hizmet AKP'yi seçmektir" diye manşet atması, emperyalist tekeller cephesinden tercihi sanırız tarife gerek bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. Burada belirtelim ki, emperyalistler AKP'yi Türkiye halkına pazarlamak durumda oldukları için "demokrasi" gibi kavramları makyaj malzemesi yapıyorlar, yoksa tekellerin baş kriterinin demokrasi olmadığı bilinir.
    Şimdi şu tabloya bakın! ABD bir yandan Avrupa öte yandan, emperyalist basın diğer yandan bas bas bağırıyorlar: Ey Türkiye halkı, 'AKP'ye oy vererek demokrasiye bağlılığını kanıtla'!
    Hâlâ Türkiye'nin bağımsız bir ülke olduğunu söyleyen var mı acaba? Halkına nasıl davranması gerektiği direktifi "dışarıdan" verilen, emperyalistlerin buna hiç duraksamaksızın cüret edebildikleri ve yönetenlerin "siz kim oluyorsunuz" diye çıkışmayı aklından dahi geçirmediği bir ülke bağımsız olabilir mi? Aslında onları da külfetten kurtarıp, bu 5 yıl için şu parti yönetecek diye seçimsiz atamalar yapsalar daha iyi! Ya da IMF programının bir maddesini de bu konuya ayırsalar...

    Emperyalizmin AKP'yi
    Sahiplenme Nedenleri

    Öncelikle belirtelim ki; Amerika, Avrupa desteğinin AKP'ye ne kadar "oy" olarak döneceği; ABD karşıtlığının yükseldiği ve Avrupa Birlikçiliğin geri çekilme sürecinde olduğu bir dönemde bu açıklamaların "destek" mi yoksa "köstek" mi olduğu tartışılabilir.
    Ancak gözden kaçırılmaması gereken; politikalarını, kimi destekleyeceğini emperyalist tekellere, ABD ve Avrupa'ya bakarak netleştiren kesimlerin tutumunda belirleyici olacağı ve bu kesimlerin ellerinde tuttukları medya gibi propaganda araçlarını AKP lehine seferber edecekleri ve "ey halk Amerika AKP'yi destekliyor siz de destekleyin" demeyecekleri, bunun yerine halkı aldatacak çok daha farklı yanları ön plana çıkarıp pazarlayacakları açıktır.
    Asıl üzerinde durulması gereken ise, emperyalizmin tercihinin altında yatan nedenlerdir.
    2002 seçimlerini ve hemen öncesini hatırlayın. RP bir operasyonla "karpuz" gibi bölündü. Daha siyaset yasaklı iken Tayyip Erdoğan Beyaz Saray'a kabul edildi. Bir siyasal parti için kısa sayılabilecek bir süre içinde oligarşi tarafından açıkça desteklendi ve iktidara taşındı. O gün için Erdoğan'ın verdiği teminatlar emperyalizm ve işbirlikçi tekeller için tercih nedeni olmuştu. Bugünse AKP'nin 4.5 yıllık icraatı en büyük referans durumundadır. 4.5 yılda emperyalizmin ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin isteyip de yapmadığı bir tek icraat yoktur.
    Siyasi, ekonomik, askeri birçok açıdan emperyalizmin desteğini getiren nedenler sıralamak mümkündür. Bunların ön plana çıkanları üzerinden ele alalım.
    ABD emperyalizmi için 'Büyük Ortadoğu Projesi' olarak dillendirilen imparatorluk hesapları yaşamsal bir öneme sahiptir. Türkiye BOP içinde bölgede önemli bir yer tutmaktadır. Amerika, Türkiye'de artık başına çuval geçirmek durumunda kalmayacağı bir iktidar istemektedir. AKP, böylesine bir tam biat etmekte zorlanmayacağını kanıtlamıştır. Emperyalizm, Cüneyt Zapsu'nun teklifiyle söylersek, Erdoğan'ı deliğe süpürmeyip kullanmayı tercih etmiş görünmektedir.
    Elbette mesele BOP ile bitmiyor. Başta IMF politikaları olmak üzere, tekellerin çıkarlarını gözetecek ekonomi politikaları uygulamaya devam edeceğini düşündüğü içindir bu destek.
    Tam üyelik ya da başka biçimde, Türkiye mutlaka AB'ye bağlı kalmalı diye açıkça söyleyen Avrupa emperyalistleri de, bölgesel ve Türkiye pazarı açısından siyasi ekonomik çıkarları nedeniyle desteklemektedir AKP'yi. Hemen belirtelim ki, bu destek nedenleri arasında "demokrasi" yoktur. Çünkü onlar da pekâla AKP'nin demokratlıkla zihniyet olarak, ideolojik olarak kan uyuşmazlığı içinde olduğunu bilmektedirler. Emperyalistler için, demokrasicilik oyununun sürdürülmesi yeterlidir.
    Mevcut partiler içinde 'ulusalcılığı' kimseye birakmayan CHP dahil olmak üzere, tüm partiler bir şekilde emperyalizme ve işbirlikçi tekelci burjuvaziye güven vermeye çalışmaktadırlar. Ancak AKP'nin "denenmiş ve sadakatinden emin olunmuş" bir güç olması, iktidara en yakın parti olması, egemen güçlerin tercihinde önemli bir yer tutmaktadır. Bir başka deyişle, mevcut durumda alternatif olarak öne çıkaracakları bir parti yoktur.

    Küreselleşme Mömürgelere
    'Uyum' Siyaseti Dayatıyor

    Oligarşi seçimler için "halkın iradesinin yansıdığı mekanizma" derler, "demokrasinin temeli" sayarlar. Tayyip de "söz milletin dedik" diyerek seçim kararını duyurmuştu. Peki gerçekten böyle mi? Söz milletin mi olacak? Böyle ise, emperyalistlere ne oluyor?
    Türkiye'de 1950'lerden sonra burjuva politikasının şekillenmesine bakıldığında hiç de böyle olmadığı görülür. istisnaları dışında iktidarları emperyalizm belirler. Ancak emperyalizmin küreselleşme süreci, daha önce olmadığı düzeyde ülkelerin iç politikalarını da belirler olmuştur.
    Ekonominin, bir üst yapı kurumu olan siyaseti de belirlediği gözönüne alındığında, ülkelerin ekonomisi küresel emperyalist ekonominin birer parçası haline geldikçe, siyaset de buna göre şekillenmekte ve küresel ekonominin iplerini elinde tutan güçlerin (emperyalist tekellerin ve onların devletlerinin) daha fazla güdümüne girmektedir.
    insanlığın "yararına" diye pazarlanan küreselleşme bir anlamda emperyalist merkezlerce belirlenen bir "zorunlu uyumu" da dayatmaktadır. Bizim gibi sömürge ülkelerin ekonomileri nasıl ki IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla emperyalist tekellere bağlanıyorsa, siyaseti de aynı şekilde bağlanıyor. "Demokrasi", "özgürlükler" gibi kavramlar bu gelişimi gizlemek için kullanılan argümanlar olmaktan öte bir anlam ifade etmiyor. Altı çizilmesi gereken bir başka nokta ise, metropol kapitalist ülke ekonomilerine endekslenen bizim gibi ülkelerde burjuva siyasetin de bu yolla bir anlamda tek tipleştirilmesidir. Bugün AKP'den CHP'ye, MHP'den 'Yeni DP'ye bütün düzen partilerinin, ekonomi politikalarının neredeyse nüans farklar dahi bulunmadan aynılaşması da bu sürecin getirdiği bir sonuçtur. Burjuva düzen partileri emperyalizmin bu dayatmasına direnmeyi değil uyum sağlamayı tercih etmektedirler. IMF karşıtı söylemler ya da AB karşıtı sloganlar sadece göstermelik, oy avcılığı içindir.
    Siyasetle emperyalist ekonomi arasında özetle belirttiğimiz bu ilişki, emperyalist tekellerin neden AKP'yi tercih ettiklerinin bir başka boyutunu gözler önüne sermektedir.

    AKP'nin Koltuk Uğruna
    Satmayacağı Şey Yoktur

    AKP cephesinden bakıldığında ise, bu gerçeği görmemek, 4.5 yıl boyunca bu ülkeyi gözleri kapalı izlemekle eş anlamlıdır.
    iç-dış politikada, ekonomide, sosyal konularda emperyalizmin ve tekellerin isteği dışına çıkmayan iktidar, "dini" duyarlılıklarını kullanarak oyunu aldığı kesimleri de aldatmıştır. Çünkü AKP için aslolan dini inancı değil, koltuktur. Koltuğu korumak için satamayacağı şey yoktur, buna din de dahildir. ABD'nin 'Ilımlı islam' projesine boylu boyunca yatması bunun en açık göstergesidir. AKP liderleri de Amerikan emperyalizminin 'Ilımlı islam' ile bölgede yaşanan direnişi kırmayı, böylece tüm bölge ülkelerinin pazarlarını, kaynaklarını ele geçirmeyi amaçladığını pekâla biliyor. Biliyor ve "islam alemi"nin sömürgeleştirilmesinde dinini kullandırmaktan zerrece tereddüt etmiyor.
    Emperyalizmle kolkola vererek halkımızı yoksullaştıran iktidarın, bu sömürünün, sefaletin acısını yaşayan kitleleri dinle, tarikatlarla uyutmaya, öfkeyi nötralize etmeye çalışması da dinin bir başka biçimdeki kullanımıdır. Siyasal islamcı gelenek, kültür, ideolojinin böyle bir aldatmaya uygun olduğu bilinir.
    AKP iktidar koltuğuna ilk oturduğunda, 'AKP emperyalizmin partisidir' demiştik. 4.5 yıllık icraat ve bugünkü destek onun göstergesidir. Onların dini de satılık, her şeyleri satılıktır.

    http://www.yuruyus.com/www/news.php?h_newsid=2995
    #1674650 (LocK, 22.05.2007 20:08)

© 2008 - uludağ sözlük

akp ye emperyalist destek başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. akp ye emperyalist destek ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu akp ye emperyalist destek nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» abdullah catli » ernesto che guevara » landau kleffner sendromu » hipersomni » duellonun kurallari » erotomanik sanrilar » turkenmafia » ekstazi » izmir de denize ciplak giren kiz » kurdun gelini » kuzu devirmek » candan ercetin » ajda pekkan » solcu » uzun ince bir yol » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » canim evlenmek istiyor ulan » klip kisvesi altinda pornografik yayin » x e koyayim sana bir sey olmasin » sinava giren asistana asik olmak » hiperfaji » entry ve nick uyumu » carry on my wayward son » okan bayulgen in tv programlari » 21 inci yuzyilda slip mayoyla denize giren erkek » second life da dama cikip sevisen eski sevgili » istanbul a donmek » ciplaklar kampi uyari levhalari » taharet muslugunun cinsel kimligi etkilemesi » hosmerim » bes parasiz