ahmet oktay 


kapat
  1. edebiyat dünyasına ilk kez ortaokul sıralarında yazdığı şiirlerle adım atmış olan şair-yazar-gazeteci kişidir.
    #648809 (yasak merve, 19.09.2006 18:06)
  2. tevellüd: ankara, 1933

    ikinci yeni'ye selamı çakıp sonrasında viraj almış ağır abi. şairliğindense eleştirmenliğinden daha çok söz edilir. gazete yazılarını derlediği medya ve hedonizm kitabı da kıymetle anılmaya değer. ama daha çok türkiye de popüler kültür kitabıyla bilinir. buna toplumcu gerçekçiliğin kaynakları, zamanı sorgulamak gibi yapıtlarını da eklemek gerek.
    #649386 (zibende, 19.09.2006 23:03)
  3. ''usulca bütün erkekler ölür''.
    #879218 (calderon de la barca, 19.11.2006 03:30)
  4. "leninist örgüt modeli, teorik ve pratik düzlemde çekiciliğini ve inandırıcılığını yitirdi. gelgelelim, tüm bu olumsuz saptamalara ve olgulara rağmen, sosyalizmin yine de bir geleceği bulunuyor. toplumsal ütopyayı her şeye rağmen yine sol temsil ediyor (...)

    kesin olan şudur: sol, daha çoğulcu, daha demokratik, daha özgürlükçü olmak zorundadır. zor ve şiddet üzerine daha dikkatli düşünmek zorunda herkes. slogancı düşünce biçimlerinden kaçınmak bir öngereklilik. radikal islam'ın ve milliyetçi hareketin emekçi ve yoksul kesimler arasında kazandığı mevzilerin yeniden ele geçirilebilmesi ve bu kesimlerin ikna edilebilmesi çok yönlü düşünebilmeyi gerektiriyor."

    biçim cümleleri kurmuş şair, eleştirmen, düşünür kişi.
    #899491 (vernon sullivan, 23.11.2006 18:54)
  5. 21 Ocak 1933'te Ankara'da doğdu. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı. Ankara'da istatistik Genel Müdürlüğü'nde (bugünkü DiE) görev yaptı. 1961'de Yeni istanbul gazetesinin Ankara bürosunda "parlamento muhabiri" olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. Ankara Ekspres, iktisat ve Piyasa, Vatan gibi gazetelerde muhabir olarak çalıştı. 1975'te istanbul Radyosu'na geçti. Siyasal iktidar değişince TRT'den istifa ederek önce Akajans, ardından da Dünya gazetesi haber müdürlüğü görevlerini yürüttü. 1978'de yeniden TRT'ye döndü. 1982'de emekliye ayrıldı. Daha sonra Milliyet gazetesine geçti. 1993'te yazıişleri müdürlerinden biri olduğu Milliyet'ten de ayrıldı. Yazmaya ortaokul sıralarında başladı. ilk şiirleri, 1949-1950 arasında "Gerçek" dergisinde yayınlandı. ilk yazısı 1950'de "Güney" dergisinde çıktı. "Dişi Kurt" adlı oyunu 1974'te Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelendi. 1950'lerde yazdığı şiirlerde Ahmed Arif'ten etkilendiği gözlenirken, 1960'lardan sonra toplumsal gerçekçi bir yaklaşımla ikinci Yeni'ye yöneldi. Zengin sözcük dağarcığını destansı bir söyleyişle ustaca değerlendirdi. Şiirinin olgunluk döneminde biçim gösterilerine kaçmadan yalın bir teknikle yazdı.
    #2152758 (leggare, 18.08.2007 02:29)
  6. önde gelen şiirleri;

    sığınak
    yapı
    tuhaf duygu
    sırada
    acı
    bütün erkekler ölür
    kadınlar çıkmazı
    ten orda yırtılır
    insanın gurbetleri içinde
    #2152765 (leggare, 18.08.2007 02:30)
  7. (bkz: hüznün ilk sözleri)
    (bkz: kısa mutluluk)
    #2714564 (vernon sullivan, 19.12.2007 02:44)
  8. Yağmur çiseliyor! Akıp gitsin üstümdeki küf! Yakam bağrım fora. Üç duble votkanın beklentisindeyim; dört şiddetinde bir deprem! 'Mal ve can kaybı: dokuz gökdelen çökmesi ve üç kalp krizi'.
    Gündelik nefretin maliyetini kurtarmasa da fena değil.

    Yine de güneşlik bir yer istiyorum. Yeşillik bir yer. Herkes Kır'a sığındı. Kent'i bana, benim gibilere bıraktılar: Pisliğim, Çukurum! Hayalin ve Güzelliğin rahmi!
    Dört yanına yayıldım.
    Yatıyorum bütün mezarlarında.

    Benim gezinti alanım iki küçük saksı. Yetiyor bu gümrah arazi: Balkon, bahçe ve kabir:
    üst kattaki dul her sabah ve akşamüstü sularken çiçeklerini beni de suluyor çünkü.
    #4253640 (m ilginc olsun istedim, 19.11.2008 22:41)
  9. beş kuruşa aşk şarkıları

    Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda
    kalandı çok eski günlerden
    bir bana yetsin, hıncımı arttırsın
    aşkımı pekiştirsin diye sevince.
    Günüydü, gelip durdu hüznümün önünde
    gidilmemiş bir saklı deniz sandım.

    Kıpırdamazdı yapraklar geceyle
    tüketirdi çiçeği, kuşu sevdiremeyen konyak
    bana neydi gülmeler, şarkılar
    otobüs durakları, alandaki kalabalık
    geldi durdu, alana merhaba dedim.

    Bir göz bozgundur yerine göre
    vururdu pencereme rüzgâr,
    ben hep öyle bir gözdüm
    çığlığını kendine saklayan.
    Düş kurmazdım, beklemezdim şurda burda,
    çiçek demetleri, bisikletler geçmezdi
    apansız geliverdi sokağıma.

    Hıncım bana kalsın gayrı
    sen yalnızlığımı götür.
    Bana çay demlemeyi öğret
    elimi yüzümü yıkamayı,
    ağzıma rakı koydurma.
    Hıncım bana kalsın diyorum
    çünki ben bu kenti kendimde büyüttüm
    bir barbarın vahşi ateşiyle,
    çünki yapılarının taşında onulmazlığım
    çünki şarkılar kanımın bedeli.

    En sevdiğim kelimeler gibisin
    örneğin öfke gibi
    hani bir zamanlar
    dağda ve sokakta açan.
    Örneğin umut gibi
    günde, gecede yitip durduğumuz
    zeytin dalını dal eden.
    Örneğin aşk gibi
    denizlerin üzerinde yürüten.
    Örneğin kavga gibi
    yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan
    kayaları yumuşatan kavga gibi.

    Denizler benim kadar kıpırdayamaz
    bak şimdi parklardayım
    bir çocuğun menevişli gözlerinde.
    Hüzünleri bırakmanın günü
    günü çığlığı olmak dünyanın,
    hüznümü iki kat ediyor ama
    gecede alnıma dayalı alnın.
    #4888069 (iremim, 20.03.2009 01:48)
  10. GöLGELERi KULLANMAK

    işte bir ses geçiyor sıkıntıdan
    baksam pencerede yağmur da var,
    hani saçlarını ya da göğsünü
    çok ince bir hüzünle bezeyen.
    Oyuncaklar da var yalnızlıktan
    bir parkta ölümü güzel kılar,
    hani sarmaşıkça uzandığın yatakta
    durmadan aşıladığım sana.

    Hayır yaşamıyor suda o balık,
    bir yanıltı daha çiçek aldığım.
    Herkesin bebeği var odalarda
    ölüme ve daha sıkılmak için.
    Uzayan sakalım sabaha kadar
    uçup giden bir kuş koynundan,
    belki yanında bile olmadım.

    Eğildiğin sular da yalan
    salınıp duran gemilerle aldanma.
    Demiyorum hiç mi olmasın kokun, o yatak.
    Ben umutsuzluğun domino taşı
    şimdi açım, suskunum bak.
    Hele bir çağırsın kanın türküsü
    hele bir kıpırdasın kumsalda
    ağları ve renkli balıklarıyla halk,
    silâh tutarım dağlarda.

    Bu oda emanet, hadi uzan,
    şimdi ellerim de çok nazlı
    bir karanfille kanar.
    Sunduğum bu yalnız, çocuk ülke,
    bak, gece de göğsümde çok ağır,
    şaşkın değilim ama silahımı yitirdim.
    Gelsin leylâkların açma zamanı
    mümkün silâhımı halkımla bulmak.

    Hadi uzan özlemim kadar,
    bulutlar gidiyor, şimdi işim
    çoğaltıp gölgeleri kullanmak.
    #5351339 (iremim, 08.06.2009 00:53)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

ahmet oktay başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. ahmet oktay ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu ahmet oktay nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about ahmet oktay. Copyrights of the articles are belong to their authors.