25 m2 lik konut 


/ 2
kapat
  1. ülkemin yeni ayıbıdır.
    yirmibeş metrekarelik yerlerde yaşamasını istediği yoksul kesimin bunun için sevinerek takla atması durumudur.
    kapitalist sistemin kaçınılmaz sonucudur.
    hepimiz insanız. vatandaşın köle hayatı yaşamasını layık görmek dahada büyük ayıptır. madem beceremeyeceksin, madem adam gibi yönetemeyeceksin ne işin var başta.
    dünyada eşi benzeri olmayan zenginliklere sahip bir ülkenin bu durumda olması her gün yaralar yürekleri.
    #4308773 (yes comment, 02.12.2008 14:33)
  2. (bkz: en az üç çocuk doğurun) >*
    #4308779 (edip sharabi, 02.12.2008 14:36)
  3. başını sokacak bir evi olmayan muhtaç vatandaşı mutlu etmeye yetecek evdir. ayrıca;
    http://www.hurriyet.com.t...89115.asp?ref=f5haber.com
    #4308790 (tu kaka bana, 02.12.2008 14:43)
  4. ayda 100 ytl'ye verileceği iddia edilen konuttur büyük ihtimalle.
    100 ytl ile anca bu kadar.

    hem, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 222 ytl olduğu iddiasına bakarsak, bu 4 kişilik ailemiz bu evde de enine boyuna, yayıla yayıla yaşayabilir. 222 ytl ile karnını doyuran, bunu da yapar değil mi. hatta 222 ytl'nin 100 ünü de evin (kümes mi desek) taksidine verir, gül gibi geçinir gider. (bkz: rüyalar gerçek olsa)
    #4308793 (filozofil, 02.12.2008 14:45 ~ 14:46)
  5. türk aile sisteminden haberi olmayan zihiyetlerin ortaya sıçtığı düşüncedir. şöyle ki; türkiye'de genel olarak insanlar ailesinden tam olarak kopmaz. bayram ziyaretiymiş, hastalıkmış, düğünmüş vs. gibi sebeplerden herkes birbirine gider gelir, akraba ilişkileri önemlidir. yani kimi sığdıracaksın 25 m2 lik eve. avrupa ülkesi sanki burası; insanlar aile kurumu kavramını ikinci plana atıyor sanki bu ülkede. bu birincisiydi.

    ikinci olarak ve en zorlayıcı olan yeri ise; ortalama bir türk ailesinin iki çocuğu olur. anne baba ile etti mi 4* kişi. hadi nerde kalacak bu insanlar o kadarcık evde, yatacak, yemek yiyecek, banyo yapacak. bu evlerin yayla gibi olmasını isteyen yok ama en azından 4 kişilik ailenin sığabileceği şekilde tasarlansaydı.

    eğer zor durumdaki insanlar gerçekten düşünülmüş olsaydı; ortalama yaşam standartları dahilinde bir ev tasarlanır ve insanlara çok fazla yük olmayacak şekilde ödeme sistemi getirilirdi. ama nedir asıl dert? para kazanmak, insanları küçücük evlere sokmak.
    #4308814 (fiammetta, 02.12.2008 14:54 ~ 14:55)
  6. reklamlarında görüldüğü kadarıyla, yapılı$ı esnasında deriin beyin fırtınalarına sebep olmu$ tasarım.
    $öyle ki efenim;
    bu projeyle övünen rte'nin, vaktin birinde ettiği "en az üç çocuk doğurun" kelamı unutulmadı. ee, bu evi satın alan her aileden de üçüz yapmasını beklemek, scofield'ın yakalanmasını beklemek kadar salakça olacağından, geriye tek bir $ey kalıyor: bu çocuklar teker teker, bu 25m2'de yapılacak. peki nasıl? tamam, octavio yeğeninin önünde yengesiyle sevi$mi$ olabilir. hatta rte bunu izleyip "tamam mnskym. inarritu yaparda, benim halkım neden yapmasın" deyu, bu evlerin tasarımına onay vermi$ olabilir. lakin, hem bizim aile kültürümüze hem de çocuk geli$imine pek uymaz bu olay. ama i$te burada devreye akp yaratıcılığı giriyor ki, $ukela diyorum ben. bu evlerin yer aldığı sitelerin etrafını oyun parklarıyla, futbol/basketbol sahalarıyla doldurmu$ adamlar. ilk çocuğu yap, büyüt, sal parka. haydi $imdi ikinci. vakit geçirme, haydi $imdi üçüncü...
    biliyorum amk. dü$ünen mi var bunu?.. acı olan $udur ki; göt kadar yere layık görülenler, kendilerini buna layık görenlerin götlerine ba$larının üstünde yer veriyorlar.
    #4311789 (harvey jacobs, 03.12.2008 07:46)
  7. ona da 15 kişi sığar bizim millet.
    #4311794 (darksideofthepink, 03.12.2008 07:52)
  8. türk ölcü birimlerinden göt kadar'ın uygun kullanılabileceği yer.
    #4311811 (pentagram464, 03.12.2008 08:28)
  9. argümana gel.
    her ne kadar göt kadar olduğu gerçek olsa bile, dünya'nın çeşitli yerlerinde görülebilecek konut'tur.
    gel viyana'da belediyelerin toki misali yaptırdığı binaları gör.

    hayır, akp'li değilim. çok da haz ettiğim söylenemez.
    ama bu ne saçmalıktır birader?
    yani hepimiz eleştiriyoruz ama bu resmen bokunu çıkarmaktır.
    adam akıllı argüman üretin bari monaco yiyim.

    lan 125m2 yapsa bu seferde devletin parasıyla kendine oy topluyo diyeceksin olm!?
    çok biliyosan sen ayda 100ytl'ye villa yaparsın ondan sonra eleştirirsin.

    biliyoruz senin savunduğun zihniyetin hükümet olduğu dönemleri de.

    daha unutulmadı karneyle ekmek almalar, hırsız maliye bakanları.

    üstelik onlar hem çalıyodu hem millete-inancına sövüyodu.

    (bkz: lan bi sigigit)
    #4311831 (zivallione, 03.12.2008 08:46)
  10. (bkz: sevilişmeyecek mekanlar)
    #4311844 (azarath, 03.12.2008 08:56)
  11. japonyada halkın yüzde 70a yakınının oturduğu konutlardır. geri kalanlar arasında yüzde 10u ise daha kötü konutlarda oturur.

    dipnot: öncelikle verilen haberi tv'den izledim, böyle satır arası diyebileceğimiz şekilde, konutlar 25 m2 değil 39 ila 50 metrekare arasında değişiyor. düz hesap 45 m2 diyelim ki gazetelere de 45 m2 diye yansımış.

    geniş bir anektot: japonya finlandiya vs. gibi ülkeleri örnek vermemizin sebebi böyle bir yaşam dünyada yok, ayıp insafsızlık terbiyesizlik vs. denmemesi için. sanki türkiyede herkes minimum 120 m2 veya eski türk evleri gibi dubleks tripleks evlerde mi yaşıyor Allahınızı severseniz, sanki 45 m2lik evler şu an yok mu? var. Eğer istanbul, ankara, izmir, bursa, adana, diyarbakır gibi nüfus yoğunluğu fazla olan şehirlerde yaşıyorsanız, çok fazla var bunlardan.

    sonra japonya'nın yüzölçümü türkiye'nin yarısı kadar olabilir, ancak japonya'da nüfus nerdeyse ülkenin her köşesine yayılmış, bizim koskoca yüzölçümümüz içinde de nüfusun 4'de 1i göt kadar tabir edilecek istanbulda yaşıyor, tabi bu nüfus sayımına göre, ikametgahı başka şehirlerde olup, istanbul'a okumak çalışmak için gelenleri de düşünürsek, bu rakam gittikçe artıyor. yani en az japonya kadar içiçe yaşıyoruz, alanımız bu kadar çokken.

    ben şahsen şehir dışı tabir edebileceğimiz yerlere, veya şehrin trafiğinin yoğun olduğu bölgelerin dışına ve tarımda sanayide faydalanamadığımız bölgelere bu tip konutların fazlasıyla yapılmasından yanayım. çünkü bir türkiye vatandaşının, başını sokacak bir ev bulamama endişesini yaşamasını istemem, boş kalsa da bu daireler, el altında olmalı, durum kötü olan vatandaşlar veya kötüye gidenler çıkıp bu dairelerde oturmalı belli bir müddet, belki de sürekli...

    şimdi sürekli başka ülkelerden örnek veriyoruz, ingiltere'yi düşünelim, londra'nın bir kanadı tamamen benim dediğim gibi, 45 m2lik ama boş evlerle dolu, şehre çalışmaya gelen işçiler, okumaya gelen öğrenciler, işsiz kalanlar tamamen bu konutlara taşınır, nerdeyse bedavaya oturur. bu konutlar size göre bir bok etmeyecek "göt kadar konut" olabilir, ama gelişmiş ülkelerin halkına verdiği bir lüksdür bunlar. bizim de konut konusunda bir jokerimiz böyle bir lüksümüz olmalı.

    hem sonra finlandiya veya japonya'daki intiharlar gösterilip, bakın o adamlar göt kadar evde yaşıyor ve intihar ediyor, zaten ahlaksızlar vs. gibi yakıştırmalar yapmak mantıklı insan ürünü değil. sanki senin ülken sütten çıkma ak kaşık, sanki sende intihar olayları olmuyor. istanbul gibi japonyayı andıran şehirlerimiz, fahişe travesti pezevenk yuvası olmuş, uyuşturu çekmeden kendine gelemez bir şehre sahipiz. adamlar metropolitanda yaşıyor, ve geçinemedikleri için onurlu bir şekilde canlarına kıyıyorlar, senin ülkende geçinsen de geçinmesen de canına kıymak zorunda kalıyorsun, çünkü kıydırıyorlar. bunların nedeni senin büyük konutta oturup, onların küçük konutta oturması değil. tamamen kültür, yani konuyla hiçbir alakası yok, o yüzden saçmalamanın da manası yok.

    şimdi biraz olaydan soyutlayalım kendimizi, düşünelim, bu tip bir eylemi yani yoksullara yönelik, toki değil bir başkası yapsaydı, ve açıklamasını olduğu gibi alıyorum;

    "Ortalama 28-30 bin YTL’ye mal olacak konutların, gerçekten yoksul kesime satılması için kaymakamlıkların, valilerin, yerel yönetimlerin gereken önlemi alacağını anlatan Erdoğan Bayraktar, "vatandaş evine girene kadar, başvuruda bile para almayacağız. içine yerleşince 100 YTL taksit başlayacak ve 20 yılda geri ödenecek " dedi.

    Başvuruların alınmasından sonra, konut sayısından fazla başvuru olması halinde hak sahiplerinin çekilecek kura ile belirleneceğini kaydeden Bayraktar, 100 YTL’yi ödeyemeyecek durumdaki vatandaşların parasını da, kamuoyunda "FAKFUKFON" olarak bilinen sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonlarının ödemesinin öngörüldüğünü bildirdi."

    şu şekilde olsaydı, ulan ne büyük insaniyetlik vs. derdiniz. ancak "başbakanlık toki" adı geçiyor diye, patlıyorsunuz çatlıyorsunuz, ve alakası olmayan konularla geliyorsunuz.

    ha olay bu, başbakan denen insan, tamamen devletin parasını kullanarak, bir toplu konut idaresi kurduruyor ki başbakanın görevlerinden birisi üstelik toki ondan önce de var, ancak rutin işlerini bırakıp, yani hiç bir şekilde alakası olmaması gereken bu toplu konut idaresinin sanki başkanıymış gibi, her türlü bu idareyi reklamında kullanıyor, kullandırtıyor, sanki kendi parası ve kendi kurumuymuş gibi sanki seçimle gelmemiş babadan kalmış gibi, sonra abuk subuk bişiler söylüyor, en az 3 çocuk yapın diye ki zaten bu devletin her bir bireyi 3 çocuk ister buranın kültürü de böyle, ondan sonra o toplu konut idaresi, belki mühendislerince belki ekonomistlerince bir karar alıyor, bizim ülkemizin fakirinin bu konutlara ihtiyacı var diyor, yapmaya başlıyor, sonra sizlerde sırf başbakanın sözleri yüzünden bu konutlara lanet okuyorsunuz.

    konutun suçu yok. yapanın da suçu yok. tamamen gerekli birşey bu, ancak reklamında kullananlara sövücekseniz sövün, fakat kalkıp başka ülkelerde benzerleri olan bu uygulamanın tamamen gereksiz ve boş olduğunu söyleyemezsiniz.
    #4311846 (in tyler we trust, 03.12.2008 08:58 ~ 11:28)
  12. argüman pardon tanım: viyana'da insanları bu evlerde ya$atıp, üstüne "en az üç çocuk doğurun" denmediğinden ta$ak konusu yapılmayan konutlardır.
    #4311856 (harvey jacobs, 03.12.2008 09:07 ~ 09:08)
  13. kendilerini oraya koysan bir dakika dahi durmayacak olan bir kısım böyyühlerimizin uber projelerinden biridir. ah bu gemicikler ah!
    #4311859 (bedevix, 03.12.2008 09:11)
  14. (bkz: at koşturmak)
    #4311861 (ulusozluk varisi, 03.12.2008 09:12)
  15. viyana'da insanları bu evlerde yaşatıp, üstüne de çocuk yapmaları için teşvik primi verildiğinden taşak konusu yapılamayacak konutlardır.

    (bkz: cahilsen sus adam sansınlar)
    #4311862 (zivallione, 03.12.2008 09:14)
  16. kapitalizmin prim(!)lerini, -tamam yalana gerek yok- köleliklerini azaltmak için verilen primlerini halka nimet sananların pek bir memnun kaldıkları konutlar. bilgelik bu olsa gerek.
    #4311869 (harvey jacobs, 03.12.2008 09:18)
  17. olmayacak iş değil aslında, zamanın en büyük mediniyetleri öyle yaşadı, biz de yaşayabilir, en büyük medeniyet olabiliriz.

    kabası bitmiş inşaat görüntüleri için;
    http://www.hotelist.biz/i.../kapadokya/kapadokya3.jpg +

    şu da camilisi (cami olmadan olmaz):
    http://www.dijitalsanat.c...a/media/118/Kapadokya.jpg +

    powered by toki.
    #4311887 (Kechi, 03.12.2008 09:34 ~ 09:35)
  18. babamın köyünün delisi kahveye girer ve ''hav hav'' dermiş. ahali de ''hoşt'' deyince; ''hoşt babanızdır ulan'' dermiş. ne anladık bundan?

    elimizde neler var? en az 3 çocuk doğurun emri ve hikmetinden sual olunmaz bayramlı seyranlı, aşiretvari örf ve adetlerimiz.

    peki bunlardan vazgeçmeden bir sihirbaz gibi bunları da sığdırmamız için bize sunulan mekan? banyo mutfak dahil 5m x 5m = 25m2 hane. şu elma-armut ayrımını neredeyse her entaride kullanmak zorunda kalıyorum ama: dünyanın her ülkesinde örneği oluşu elmadır, bize bu seçeneği sunanların aynı anda bu mekana sığmayacağını bile bile, dünyada örnekleri görülen diğer ülkelerindeki tek çocuklu, akrabalık ilişkilerinin sıfıra indiği sosyal hayatın tam tersi sicilya kalabalık ailesi ve aşiret kültürünü devlet eliyle dayatması armuttur.

    bir devlet belki, türkiye'nin yarısı kadar toprakta iki katı nüfusa sahip ve dünyanın en şehirleşmiş ülkesi olan, nüfusun dünyanın en büyük metropolitanları tokyo, osaka ve benzeri dar alanlarında kısa paslaşmak zorunda olduğu japonya'daki sadece yatak ve televizyon içeren 2m x 1 m = 2m2'lik tabutu da önerebilir. ülkesinin şehirleşme şartlarına uydurulmuş! vatandaş profiline göre normaldir, ama insanını bu tabuta sığmaya ikna edecek kültürel dönüşümü sağladıktan sonra. yoksa alırsan geniş çayırların aslanını, kapatırsan kafese, seyredersin, intiharları ve cinnetleri. sonunda da hızlı tren faciasında olduğu gibi sorumsuz modunda inkar edersin sorumluluğunu ve havale edersin allahına, dilinden düşmez takdir-i ilahi. http://en.wikipedia.org/wiki/Suicide_in_Japan

    bir de melih gökçek'i sevmem ama melih başkan için çocuğumu keserim diyen, takiyyeci, militan, gazetelerin haber altı yorumcuları vardır. suyunu içmez, suyunu över, bu hayatı bir salona sığdırmaya çalışan eve soksan 5 dakikada bunalıma girer, kendine yakıştırmaz ama fakirine şükret ulan der, argümana boğar. aksini diyen elitisttir, bunlar halkçı.

    türkiye'nin yarısı kadar toprakta istanbul'un bir ilçesi kadar insan yaşayan finlandiya'da toprak bol olduğu halde bizdeki ailevi yapı olmadığından 18 yaşında evden ayrılan kız evlat için 25 metrekare sorun değildir ama en az 3 çocuk + 2 ebeveynlik, yani en az 5 kişilik gönlü geniş çayırlara göre dizayn edilmiş, çocukluğu köydeki evinin avlusunda geçmiş elemanı alıştırmadan bir kenarı 4-5 metrelik f tipi hücreye kapatmak vicdansızlıktan öte şark tipi düşünmeden ithal etmedir.

    batıda daha neler var. hepsini alabilir misiniz? basit bir örnek prezervatif otomatları ve binlercesi.

    ayrıca mekanları şekillendiren zihniyettir. siz zaten 25 metrekarede doğup büyümüş, alıştığı bu olan, akrabalık ve aile ilişkilerini buna göre düzenlemiş ve tek çocuğu olan 18 yaşındaki kızının evden ayrılıp başka 25 metrekarede yalnız yaşamasına göz yumabilecek insanları getirin, ben onları 20 metrekarede yaşamaya da ikna ederim.

    batının tekniğini alıyorsanız kültürünü de alacaksınız. o tekniğe yön veren, şekillendiren kültürleridir. bir yandan doğum kontrol hapını üretiyor veya ithal ediyorsanız, diğer yandan da ''korunma günahtır''ı empoze ediyorsanız, hatta daha fazlası neredeyse ya sev ya terket'in şartlarından biri olarak dikte ediyorsanız; entarinin başında bu duruma uygun bir anekdot var.

    yok ben örfümden adetimden, kalabalık ailemden vazgeçmem, batının aşiret, aile, birey, şizofreni, intihar, cinnet sürecine uymam diyorsanız 25 metrekare, o ailenin içine temizlikten temizliğe girilen misafir odası olmalıdır. dünyada veya ekonominizde ne olursa olsun.

    http://haber.gazetevatan....mp;Categoryid=4&wid=5
    #4311899 (edip sharabi, 03.12.2008 09:40 ~ 12:09)
  19. iç mimarisi için büyük uğraşlar verilecektir.
    25 m2 dediğin matematiği zayıf olanlar için 5 metreye 5 metre... salonunuza bir bakın ölçün biçin. oraya tuvalet, banyo, mutfak koymaya çalışın. sonra bir yatak, bir masa...
    ve bu alan 5x5 de olmaya bilir, 4x6,25 veya 3,5x7m gibi rakamlarda olabilir.

    veya hiç yerleştirmeyi düşünmeyin, düşünülmüşlerine bir bakın.

    http://www.bobiler.org/va...enlemece_sampiyonsip_1617
    #4311953 (Kechi, 03.12.2008 10:07 ~ 10:15)
  20. söyle bir durumdur. arz edeyim;

    Bir kocanın eşi, her gece kollarını bacaklarını açarak, sereserpe yattığından ötürü; koca, ikide birde yataktan yere düşüyormuş.

    Bir gün koca, karısına:
    - Bak, demiş; her gece böyle kollarını bacaklarını açarak yatmayı sürdürürsen, en sonunda bağırsakların orandan dışarı çıkıverecek.
    Kadın:
    - Hadi canım sen de, demiş; dalga mı geçiyorsun benimle?

    Koca, birkaç kez yere düştüğü bir gecenin sabahında, usulca kalkıp erken açılan bir markete gitmiş ve bir kangal ufarak kokteyl sosisi almış.
    Sonra da eve dönüp, sosisleri hâlâ uyumakta olan karısının, yine usulca ayrık bacakları arasına koymuş.
    Arkasından da işine gitmiş.

    Aradan 2 saat geçmeden, cep telefonu çalmış kocanın. Karısı:
    - Korkunç bir şey oldu kocacığım, çok korkunç bir şey, diyormuş; uyanınca bir de ne göreyim, bütün bağırsaklarım dışarı çıkmış. Sen haklıymışsın meğer.

    Koca:
    - Hay Allah demiş; peki ne yaptın?
    - Ah bir bilsen, onları geri sokmaya çalışırken neler neler çektiğimi...
    #4311972 (mulayim, 03.12.2008 10:18)
  21. onun yerine herkese karavan verseler, daha makbule geçecek çalışma. hem istediğin yere de, çeker götürürsün. bir gün dağ, bir gün deniz, öbür gün dere manzarası. mis, mis...
    #4311973 (montajelemani, 03.12.2008 10:19)
  22. - amerikan mutfak,
    - amerikan kenef,
    - amerikan dolap,
    - amerikan çekyat,
    - amerikan seks,
    - amerikan ensest.
    #4312011 (liberalisticcommunist, 03.12.2008 10:46 ~ 10:52)
  23. (bkz: 25 m2 lik donut)

    o ebatlara ancak donut olur herhalde.
    #4312014 (CerquannE, 03.12.2008 10:49)
  24. sözlüklere geç geldim, yazacak bir şey bırakmamışlar. arada tek tük gözden kaçan oluyor. biri de edit ahlaksızlığı'ydı sanırdım. yazdım, sonra sağlaması için ekşiye baktım ki ne göreyim: yazılmış ama başka haliyle. ben entarimi editlerken ana fikri bozmadan aklıma geldikçe ekler, onu daha anlaşılabilir yapmaya çalışırım. buna da kendi kendime taş atarak ''edit ahlaksızlığı'' demiştim. ama ekşideki tarifi alttaki, üstteki entrilere editle cevap vermekmiş. edit ahlaksızlığının habersiz entari yontan modelini tercih ettiğimden yazayım dediğim entariciktir.

    25 metrekare, matematiği zayıf olanların kafasında canlandırılmak için bir kenarı 5 metre olan bir kareye benzetilebilir ve geleneksel kalabalık haliyle, bu hücreyi yapan devletce istenilen türk ailesi bu kalıba sığmaz, saçmadır. bu tanım olsun. 25 değil de 49 metrekare olunca da karemizin bir kenarı 5 metreden 7 metreye çıkar. hepsi bu. salon oldu büyük salon. biz hala en az 35 yıl 5-6 kişiyiz.

    yüz binlerce liralık 1+1 stüdyo daireler yıkılsın, tripleks yakışır bize diyen mi var? 2 metrekare, 15 metrekare, 25 metrekare, 45 metrekare isteyen gider alır. alan da tek tabanca hovarda ya da öğrenci vs dir. burada sorun ''devlet''in vatandaşlarını bir yandan tek çare olarak bu kümese sokması, ağzıyla da en az kaç çocuk yapacağını dikte etmesidir. aynı lafın değişik versiyonlarını yazmaktan bıktım.

    batının ahlaksızlığı başka konudur, ezikliğin hırsıyla tek dişi kalmış medeniyet çamuru başka konudur, dünyanın her yerinde aynı olan insan ruhuna dar gelen hücrelerde yaşamayı, mecburiyeti bahane göstererek de olsa teşvik etmek ayrı. zeitgeist addendum'un bu konuda uçuk fikirleri var.

    japonya türkiye'nin yarısından küçük ve neredeyse iki katı nüfusa sahiptir. yani nüfus yoğunluğu türkiye'nin 4 katıdır. bizden 4 kat kalabalıktır diğer bir matematiksel anlatımla. öyle nüfusu dağınık falan da değildir. sadece tokyo megapol alanının nüfusu 35.3 milyondur. yani ne kadar abartsanız da istanbul ve çevre nüfusunun 2 katı. ya da osaka 17 milyondur. intiharların sebebi insanların bu karınca kolonilerinde hücrelerde yaşamalarından dolayı girdikleri depresyon da olabilir, robotik düzen de, ama bu cümleden ahlaksızlık anlamı çıkarmak için ne gerekir ben bilemedim.

    finlandiya, japonya gibi, intiharlarda başa güreşen bir ülkedir. intihar gibi kompleks bir konunun tek sebebi yoktur. bardağı taşıran damlası vardır. kaamos da olabilir ağırlıklı sebep, hücrelerde ömür tüketmek de. insanları belki de daha mutlu olacakları teneke mahallelerden, sorumlusu olduğunuz ''üreyin emuğa goyam, rızkını verir allah'' zihniyetleriyle bu hücrelere ışınlarsanız, hayvanat bahçesinde yetişmemiş bir aslanı masai mara'dan alıp kafese hapsetmiş olursunuz. evet, hitler'in bile gerekçeleri vardı. buna mı gerekçe bulunamayacak. yaparız bir fakir edebiyatı, parmaklarınız yersiniz.

    garibanların evi yok, buna şükretsinler apayrıdır, o evlere yerleştirdiğiniz insanlara aynı anda tavşan gibi üreyin talimatı vermek ayrı. bunlar aynı yetkili ağızdan çıkıyorsa buna çelişki diyoruz. insanları şu an bunu okuduğunuz odanız kadar yere hangi ulvi gerekçeyle hapsederseniz hapsedin, aynı anda diyeceğiniz ilk laf en fazla tek çocuk yapın olmalı. yok en az 3 çocuk yapın diyorsanız bunun önlemini alacaksınız. 5-6 kişiyi 5-6 metrelik duvara hapsetmeyeceksiniz. ahlaksızlık olarak anladığınız 18 yaşında evden ayrılan evlatı tolere edecek kültüre sahip olacaksınız. türkiye gibi 35 yaşında evlenene kadar ailesiyle kalan ''en az 3 çocuk''la bu iş zor yonca. balık da yemiyorum ki fosforlu zekalı artistik laf edeyim. kuru soğan ekmekle bile anlaşılır sanırım.

    zülfü livaneli'nin konuyla ilgili gördüğüm yazısıdır:

    http://haber.gazetevatan....mp;Categoryid=4&wid=5

    bu da intihar oranları(evleri güccük, ondan trenin önüne atlıyolar anlamı çıkaranı ninja tosbağalar kovalasın)
    : http://en.wikipedia.org/w...countries_by_suicide_rate
    #4312269 (edip sharabi, 03.12.2008 12:58 ~ 13:28)
  25. http://www.zaman.com.tr/h...i-turkiye-apartmanlasiyor
    #4378385 (edip sharabi, 18.12.2008 10:56)
/ 2
Copyright © 2009 - uludağ sözlük

25 m2 lik konut başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. 25 m2 lik konut ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu 25 m2 lik konut nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about 25 m2 lik konut. Copyrights of the articles are belong to their authors.