2046 


kapat
  1. Kar Wai Wong'un yönettiği,bir yazarın kadınlarla ilişkisini anlatan film.

    http://www.imdb.com/title/tt0212712/
    #183690 (pulp fiction, 20.04.2006 10:56)
  2. birisinden bu yıl, bir fincan kahve içersek, o kahvenin miadının dolacağı yıldır. *
    #183696 (trablus, 20.04.2006 11:00)
  3. 2046: Düş, Tutku ve Yalnızlık

    Tutkuyla örülmüştü her bir karesi, düş ile gerçek arasında sıkışıp kalan bir bedenin, çaresiz savruluşu vardı kollarında ve amansız bir aşk yarası kazınmıştı her bir satırına. Uzayıp giden yılların 2046'sında, her şey aynı kalmıştı ve acılar da hüzünler yada mutluluklarda yaşanılan anların bir tekrarı olup çıkıyordu hayatın karşısına. Donuktu zaman ve asılı kalmış, sadece gözlerde ki bakışlar değildi aynı zamanda; sözlerde ki manalarda hep tekrar ediyordu kendini ve amansız bir yolda , kaybolmak gibi dönüyordu dünya. Çakılı kalmıştı hatıralar, 2046'nın uzak ve erişilmesi güç yokluğunda.

    Uzayıp giden gölgeler ve yarım adımlarda ki hüzün, aşkı aralayan ve her defasında da solan güllerin ardına sığınan, yorgun gönlünde ki kırıklığı tazelenen ve kaybolan bir gezgine aitti. Öyle bir sızı vardı ki içinde, her bakışında gördüğü yüzler geliyordu önüne ve adımlarında ki kararsızlık ile yüzünde ki tebessüm bir olup, aralıyorlardı başka dünyaların kapısını. Düş müydü bütün yaşanılanlar yoksa, gerçekten dokunuşlar ve öpüşler, tenin okşanışı, her bir bedende var olmuş muydu. 2046'ya açıyordu yolunu, gidenlerin hiç dönmediği ve ardı sıra yakılan hayatların hiç sönmediği bir sığınaktı, gerçeklikten kaçıp göz kapaklarının ve zihninin derinliklerinde yarattığı. Ama her seferin de geri dönüyordu, ardın da bıraktığı hatıraların peşinden ve bazen yaktığı sigarası olmuyordu, içinde ki düşleri de sıralanıyordu bir bir ve tutuşturuyordu, kimi gövdelerin üstünde. chow mo wan, hayatına giren her kadını donmuş zamanın, uzak bir yarısında var ettiği dünyada tekrar biçimlendiriyordu. Düştü onunki si, aklının köşesinde kalmış ve kaleminin ucuna akan serap misali şekilleniyordu önünde. Her bir suret ve o yüze bakan gözler, geçmişin olanca hüznünü barındırıyordu ve ilhamını sürükleyen düşler, yapma hayatlar olarak tekrardan çıkartıyordu, kalbinde sıkışan anları.

    Düş gezgini bir yazardı chow mo wan, alıp götüren onu; yaşanmış hayatların üstüne diktiği anlardı. Tattığı kadınlardan bir başka gerçekliğe uzanıyordu, 2046'nın puslu ve insanı burkan umutsuzluğunda. Kimi zaman hüzünlü bir hikaye oluşuyordu ve sorulan hep; "benimle gelir misin ?" oluyordu, ümitsiz ve yitik bir seste. Çaresiz bakışlarında tütüyordu, içini kaplayan sisli hayatlar. Her yaşanılan acı yada mutluluk, sınırsız bir boşluğun kapladığı zihninin girintilerinde, yer ediyordu kendine. Yarattığı bu dünya; yaşantısına yol vermek için kendi dünyasından kopardığı ve her biri bir birinden anlamlı kılınan bakışların gölgesinde şekillenen, biçimlerin ve suretlerin karşıtlığını içinde barındırıyordu. Renklerin ve cisimlerin olanca canlılığına karşın, yüzlerin donuk ve mat yansıması, içteki çatışmanın ve ruha yansıyan kaybolmanın bir sızısı gibiydi. Geçmişten arda kalan; geleceğe uzanan, yaşanmış anıların kalpte bıraktığı izlerdi.

    Tutkuyu öylesine derinden ve arsızca yaşıyordu, bazen bir gecelikti öpüşleri ve bazen acı veriyordu terk edişleri. Gövdesini saran; gecenin sıcak ikindisinde yanan mumlar misali, narin ve kıvrımları girintili düş perileriydi adeta. Her bir öpüş, bıraktığı izlerle kanatıyordu, kırılgan narinliğin el değmemiş güllerini. Dikenleri öyle sızı veriyor ve öyle işliyordu ki sancısı tenine, adeta; kopan geminin rıhtıma dayanmış gövdesini andırıyordu, hiç bitmeyecek başlangıçları bekleyen yolcular gibi. kimi zaman çarpıyordu burçlarına mavi dalgalar ve kimi zaman yağmur altında ilerleyen rüzgara kapılıveriyordu, gövdeler birer birer ve gülüşler bazen sönüşlerin maskesi oluyordu, gece bitmeden ve ay gökte yer etmeden önce. Tutkuluydu chow mo wan, kadınlar onun düşlerinin ve hayal dünyasının anahtarıydı adeta. Kimi zaman kapıda kalıyordu ve ardı sıra kapanıyordu, tüm kanatları buselerin. Bazen olmadık anlarda karşısına dikiliyordu simalar ve geçmiş tutkular, gözlerinden serap olup inceden akıyordu. Aşka adamıştı kendini ve önüne dizilen yürekler bir bir denenmişti, kimisi arda kalmıştı uzun yolların grisinde ve kimisi sönmüştü yıldızlar gibi ansızın. Aşkı aralıyordu, terli gövdelerin olanca sıcaklığında ve bulduğu hep bırakışlar oluyordu, kendi kollarından dökülerek umarsızca. Ne bir yakarış fayda ediyordu ne de gözden dökülen yaşlar ve bakışlarda ki yalvarışlar bırakılıp gidilmemesi için, bağlamak olmazdı gönlünün kanatlarını bir tek göğe ve süzülmeliydi özgürce, kanatlarının olanca genişliğinde.

    Sardı sessizlik, öyle soğuktu ve öyle kulak tırmalıyordu ki, rüzgarın şarkısı. Bir tek o kalmıştı yıldızlara bakan ve bir tek elinde anahtarı vardı, 2046'ya açılan. Yan odanın duvarına kazıdı hüznünü, koparken içinden geçmişin yüzleri, ellerinin arasından kayıp gitti terker teker dokunuşlar ve geride kalan bir çift söz oldu; "neden eskisi gibi olamadık", diye haykıran. Donuktu bakışları ve karşısında ki gözler çaresiz bir adım bekliyordu yada bir söz. Gözlerinin titrekliği kadının, kendinden kaçarcasına uzayan gölgenin ardından döküldü ansızın. Kuruyu vermişti birden nemli sokakların taş yatakları ve hiç olmadık bir düşten uyanmıştı, 2046'ya esir olan insanların anıları. chow mo wan, yalnızlığa sığınmıştı artık. Aslında bunu kendisi istemişti, bai ling'i bırakıp savruluşuyla. Nedenleri vardı belki, belki de korkuyordu paylaşmaya düşlerini. Bırakıp gitmişti yaşanmışlıkları ve yeşeren hayaller soluvermişti ansızın. bai ling'in göz yaşları kanatır olmuştu gecenin bir yarısını ve ardından baka kalmıştı, kısalıp eriyen göz bebeklerin arasından.

    Wong kar-wai'den; karamsar bir düş gezgisi yaşatan, koyup bırakışların duygu dolu tanıklığında gelişen, müziğin ve biçimlerin uyumuyla şiirselleşen bir film, 2046. derin manalar barındırıyor özünde. iletişimsizliğin verdiği dalgalanmalar ve hazzın doyumunun ertesinde, değer vermeden bırakışlar şekilleniyor bir yerde. Aşkı farklı bedenlerde arayan bir adamın, paralel dünyalarına açılan bir kapı adeta 2046 ve sadece kahramanımızın dünyasına daldırmıyor bizleri, aynı zamanda; ardında bıraktığı hayatlara da bir aralıktan bakmamızı sağlıyor,usulca. Bakışlar ve görünüm ile anlatının tek taraflı olması ve bir arayış neticesinde yaşanan anların kolayca sökülüp atılması, kahraman çıkarmıyor karşımıza. chow mo wan karakteri bir anti-kahraman olarak şekilleniyor adeta. Kadının dünyasına dalan ve kavurup yıkan bir kasırga misali. Duygunun pek yer etmediği, gözlerinde ki bakışlara da yansıyarak, ayrılık vakti geldiğinde daha da belirginleşiyor. Özellikle tek uzun ilişkiyi yaşadığı bai ling'in karşısında ki soğukluğu ve terk edip gidişi, bu kanaati güçlendiriyor. wong kar-wai, güçlü bir şekilde, duyguların kullanılmasını ve neticesinde kadının kırılgan yalnızlığını da işliyor. Kadın filmde, sadece bir basamak işlevine haiz olarak, erkeğin hazza ve buradan kendi düş dünyasına ulaşmasına aracılık eden bir objeye dönüşüyor. chow mo wan'ın karşısına çıkan dört kadında aynı karamsarlığın sarmalında kuşatılarak, sonu; acı, ölüm yahut terk ediliş olan bir kaderi paylaşıyor.

    Kurguda ki göz alıcılık ve senaryonun kendine özgü özgünlüğü, erişilmez tatları beraberinde getirerek seyrine doyum olmaz bir yapıtı karşımızda şekillendiriyor. Kendine has felsefesi ve içinde belirginleşen anlamlar, her karesinden ayrı manaların sarkmasına yol vererek, çıkarımların farklılığını da beraberinde getiriyor. Oyunculuklarda ki doğallık ve yapmacıklıktan uzak sergileniş, filmin bir diğer önem arz eder unsurunu oluşturuyor. Aralara serpiştirilen 2046'ya ait düşsel betimlemeler ve hikaye içinde hikaye tarzı anlatış ile farklı hayatlara açılan pencerelerden bakabilme olanağı, bir diğer ayrıntı olarak akıllarda yer ediyor. Seyri, kimi yerde donuklaşan karelerle yansıtılan karamsar ruh halini yaşatıyor bize ve kimi yer de renkli gülüşlerin ve umursamaz yüzlerin kıvrımlarından dökülen kahkahalar eşliğinde, zamanın yükünü unutturuyor, ansızın ve bir anlık tebessümde.
    Sizde bu tebessümü yaşamak için mutlaka 2046'yı mutlaka izleyin.

    --------- 2046 --------- *
    #675416 (bluevelve, 28.09.2006 22:17)
  4. romantik yıllarım, hatunun birini düşürmek için yapmayacağım şebeklik yok. karşıma çıkan beni heyecana gark edebilecek ilk hatuna yazılacağımı her gören hal ve tavırlarımdan çıkarabilir. böyle bir ruh halindeki bir erkekden ne beklersiniz ki, sinema kankilerim tüm dostları satışa getirmekle meşgulum. gelen film izleme tekliflerini önerileri ne varsa elimin tersiyle itiyor, iflah olmaz bir reddedici haline geliyorum. derken gene bir arkadaş muhabbetinde güzeller güzeli beni heyecandan öldürecek derecede bana hitap eden bir hatun. gözü gözüme değdiğinde kalp atışlarım hızlanmak yerine durma raddesine yaklaşıyor. merhaba dedim titrek bir sesle yanındaki sandalyeye çökerken, sağolsun bizimkiler halden anlayan elemanlar ve kızla tüm iletişimi kesip, kızı bana mahkum ettiler. dönüp dolaşıp muhabbeti en iyi olduğum alana bir şekilde getirdikten sonra sazı elime aldım ve bildiğim tüm romantik filmleri, en ayrıntı karelerine varıncaya kadar estetik bir üslüpla hatuna aktarmakla meşgulken, söz dönüp dolaştı 2 gün öncesinden izlediğim 2046'ya geldi tabi. böyle bir film olamaz, olamdağı için de anlatamam, anlatacak bir şey yok görülecek dinlecek şeyler var dedim. "çok merak ettim" lafını almak içindi tüm bu laf ebelikleri elbet ve başardım da. o kadar ki bir daha izlenip bir daha dinlenecek sanat eseridir dememle sana bir sinema ısmarlayabilirim demenin aynı kapıya çıkacağını anlayacak kadar zekiydi neyse ki. elemanlardan izin alıp sinemanın yolunu tuttuk..
    #3782801 (sybian cemil, 07.08.2008 11:27 ~ 11:35)
  5. --spoiler--
    aşk bir zamanlama olayıdır;doğru kişiyle erken yada geç karşılaşırsanız onun yanından geçer gidersiniz

    eskiden insanlar kimseyle paylaşmak istemedikleri bir sırları olduklarında bir dağa çıkar bir ağaca oyuk açar onun içine saklarlarmış sırlarını sonra da balçıkla kaparlarmış oyuğu...

    geçmişinden kurtulmaya karar verirsen beni bul

    neden eskisi gibi olmuyor ?

    aşkın ikamesi yoktur.

    bana aşık olup olmadıgını merak etmiyorum ben seni seviyorum

    senin icin ne kadar istersen öderim,her gece
    --spoiler--

    festivalde izledigim tüm filmlerin yorumunu nacizane yapabiliyorken kelimelerimi kifayetsiz kıldıran film... canımın yanacagını bilerek gitmiştim bu filme ama bu kadar acı cekeceğimi düsünmemiştim filmden cıkarken kızarmış bir yüz hızlı atan bir nabız sırılsıklam bir mendil sıkıştırıldıkları yerden fırlamış anılar yarası kanayan bir kalbim vardı...

    yaralı bir adam teslim olmamak kosuluyla asktan aska kosturuyor canını yaktıgı nice kadın... kimisine teget geciyor kiminin tam icinde yer ediniyor ve itiraf ediyor sonunda aradığının o ilk ask olduğunu bunu anlayan akıllı kadınlar uzak duruyorlar ondan ama sadece 'seni seviyorum' diyen karsılıgını duymasa dahi sevmeye devam eden bir kadının hüznüne takılıyoruz en cok ama genis düsünürsek insanın hallerini görüyoruz aşkın bizi mazoşist yapışını, teslimiyetin kimine göre zor kimine göre kolay oluşunu, korkusunun üstüne giden yada korkusundan kaçanları, aşkı korkuyla yaşayanları, baskasına ait olanın kıymetinin artısını, önünde engeller kurallar olanın daha davetkar olusunu, tutkunun anlamını... film eternal sunshine... daki gibi bir soru ilistiriyor beynimize eger anılarımıza yolculuk edebilsek yitirilmis askımıza doğru yola cıkarmıydık?!... *
    #3839278 (teardrop, 19.08.2008 13:42 ~ 13:43)
  6. sigara icme sahnelerinin muhtesem otesi oldugu film.**
    #4221880 (syme, 12.11.2008 23:37)
  7. sigara içme sahnelerinin güzelliğini tony leung chiu wai'ya borçlu olan film. bir insana sigara içmek bu kadar mı yakışır yau..
    #4221908 (tensai, 12.11.2008 23:41)
  8. cumhuriyetimizin 123.yılını kutlayacağımız senedir.
    #4221930 (dream theater, 12.11.2008 23:46)
  9. muhtemelen 70'lerin çocuklarının göremeyeceği bir sene olacaktır.
    #4226029 (aytug, 13.11.2008 23:21)
  10. var mısın yok musun ya da harika pazar olacaksa, benim olmayacağım senedir.
    #4239600 (onundekimaclarabakanfutbolcu, 16.11.2008 23:44)
  11. "bir defasında birine aşık olmuştum. o bir süre sonra kayboldu. 2046'ya gittim, beni orada bekliyor olabileceğini düşünmüştüm, ama onu bulamadım. beni hala sevip sevmediğini düşünmeden duramıyorum, ama onu asla bulamadım. belki de onun cevabı bir sır gibiydi, hiç kimse bilemezdi.. bütün hatıralar gozyaşlarının izleridir."

    gibi, insanın "neden böyle" diye sormayı akıl etmediği hallerinin cevaplarını duymak istemeseniz de veren bir yapıttır.
    #4246384 (no panic, 18.11.2008 12:55)
  12. oyuncu kadrosunda uzak doğu'nun en güzel üç kadınını barındırarak bizleri, izlerken mest eden Wong Kar-Wai filmidir..
    (bkz: faye wong)
    (bkz: gong li)
    (bkz: zhang ziyi)
    #4407663 (tensai, 24.12.2008 03:37)
  13. sadece bay chow değil de sanki wong kar wai'nin kendisi de o odada asılı kalmış, su li zhen'e yapışmıştır. bu yüzden wong kar wai hangi filmi çekse, orada mutlak bir su li zhen vardır.
    #4491510 (sulizhen, 08.01.2009 22:29)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

2046 başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. 2046 ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu 2046 nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about 2046. Copyrights of the articles are belong to their authors.