2001 a space odyssey 


kapat
  1. charlie ve çikolata fabrikası adlı filmde yönetmen tim burtonun çok sevimli bir gönderme yaptığı film.
    #109697 (panapa, 11.03.2006 01:57)
  2. sonu asla tam olarak ne anlatmak istiyor bilinemeyen üstad stanley kubrik'in belkide en önemli filmi...
    filmlerinde sayısız gönderme gizli olan ve hiçbirinin tesadüf olmadığı bilinen yönetmen ile ilgili bir anektod;
    bir gazeteci filmdeki bilgisayarın adının HAL olması ile ilgili "alfebede bu harfleri kendilerinden bir sonra gelen harf ile değiştirildiğinde IBM harfleri ortaya çıkıyor bu konuda ne düşünüyorsunuz?" dediğinde, gülümseyerek " bak allahın işine ne hoş tesadüf" demiş insan...
    #201482 (Ze(k13, 27.04.2006 01:19)
  3. Alet kullanan insanla alet tarafından kullanılan insan arasında ki milyonlarca yılı gözlerimiz önüne seren filmin senaryosunu kubric ve arthur clarke birlikte yazmış. Filmde çoğunlukla clasik müzik kullanmayı tercih eden kubric özellikle insanın evrende yalnız olduğu duygusunu ve bundan doğan korkusunu vermeyi bilmiştir. Ayrıca filmin müzikleriyle ilgili ilginç bir not kompozitör alex North filmin ay yolculuğuna kadarki kısmına 40 dakikalık müziklerini yazar ama kubric daha sonra klasik müzik kullanmayı tercih ediyor.
    #506009 (aflterxosruanrgise, 06.08.2006 20:07 ~ 20:10)
  4. uzay gemilerinin uzayda giderken vicuv vicuv diye ses çıkarmadığını * bilmeyene öğreten bir kult film şaheseri.
    film ilk temasa * dair ilginç bir başyapıttır. Aslen arthur c clarke abimizin kısa bir öyküsünden uyarlama olup, filmi çıkınca kitaplaşmış utanmamış sıkılmamış 4lü bir seri olmuştur. Arthur abimiz şimdilerde piyasada olan çoğu şeyi öngörmüş olmasına rağmen (bilgisayarın satraçta insanı yenmesi, bi nebzeye kadar düşünen/konuşan bilgisayar, görüntülü telefon*, uzayda yapay yerçekimi gibi..) bir çok * şeyi de * tutturamamıştır (sovyetlerin çökmesi, insan gibi düşünen bilgisayar, başka neyi tutturamadı unuttum). Filmin sonundaki sahneyi * daha sonraki kitaplarında kendince açıklar. (bkz: 2010) (bkz: 2061) (bkz: 3001)
    #506115 (sengitbalikgelsin, 06.08.2006 20:38 ~ 20:40)
  5. geleceği çekildiği yıla nazaran başarılı bir şekilde öngördüğünü düşündüğüm başarılı film.her şey iyi güzel de o goril familyasıyla alakalı sahnelerde içimi gerim gerim geren bir ses var,bi ona laket okudum.
    #506150 (riggo, 06.08.2006 20:51)
  6. 1968 yapımı Stanley Kubrick filmi. filmi bilimkurgu olarak görüyorsanız zaten anlamamışsınızdır. bu film kesinlikle bir bilimkurgu değildir, sadece bilimkurgu kılıfına sokulmuş felsefi bir filmdir. Tanrı'nın varlığını sorgulamaktadır. Birçok kişi için tahammül edilemeyecek bir film olsa da sinema tarihinin başyapıtlarından biridir. Oscar da dahil olmak üzere birçok ödül almıştır. Ayrıca aynı konuyu işlemiş bir film daha vardır: Andrei Tarkovsky'nin Solaris adli filmi. (bkz: Solaris) (bkz: Andrei Tarkovsky)

    Önemli not: George Clooney'nin oynadığı saçmalık adı Solaris olsa da orjinal Solaris ile hiçbir ilişkisi yoktur. izlenmesi zaman kaybıdır. çünkü Tarkovsky'nin filmi Stanislaw Lem'in eserine uygun olarak tanrı'nın varlığını sorgularken, Steven sodenberg'in filmi klasik bir aşk hikayesinden ibarettir.
    #526291 (dreamcatcher, 11.08.2006 15:04 ~ 15:09)
  7. Sinemanın her alanında yapıt vermiş büyük ustadan *, bir bilim-kurgu destanı.

    izlerken ve izledikten sonra da, bunu yapsa yapsa Kubrick yapar dedirten bir filmdir.şahsen bilim-kurgu filmlerinden özel bir zevk almamama rağmen, bu film, kaçınılmaz olarak beni etkilemiştir. özellikle açılış sahnesi ve yapılan vurgu çok etkileyicidir.

    Kullandığınız silahın ya da yöntemin önemi yoktur. insanoğlu, nihayetinde kendisini tüketip başladığı yere geri dönecektir..
    #898417 (InsomniaC, 23.11.2006 14:46 ~ 15:44)
  8. --spoiler--

    ------------------------------------------------------------------------------

    lahit'in neyi temsil ettiği ile ilgili üzerinde bir sürü tartışma yapılmış, ama hala bir yanıt bulunamamıştır. zira bir kubrick klasiği olan filmin sonunu seyirciye bırakma huyu bu filmde daha da açık ortaya vurulmuştur. kubrick ise film hakkında şunları söylemiştir:

    "2001'in felsefi ve alegorik anlamı konusunda spekülasyon yapmakta serbestsiniz."

    yani her şeyin ucunu açık bırakmıştır. isteyen istediğini anlayabilir. yani filmde 3 kez gözümüze gözüken lahit'e bir mermerde diyebilirsiniz, tanrıda. size kalmış.

    filmin en güzel yanı, kubrick'in en büyük özelliklerinden biri olan detaycılığı daha da belirginleştirmesi kanaatimce. yani filmde gördüğümüz birçok sıradan olay, aslında filmin temel taşlarını oluşturuyor. hal ile dave'in satranç oynaması ve hal'in dalga geçermişçesine dave'i yenmesi, daha sonra hal'in dave ile frank arasında geçen konuşmayı ağızlarını okuyarak öğrenmesi ve akabinde dave hariç tüm insanları öldürmesi, dave'i de öldürmeye çalışması filmi güzel yapan unsurlar. ancak bunları yaparken ne kadar gelişmiş olursa olsun hal'in düşünmediği tek şey insanın cesaretidir. kubrick bunu vurgulamak için filmde hal ile yapılan sohbetler arasına "hal hissediyor musun? duyguların var mı?" gibi cümlelere yer vermiştir. konu sapmadan toparlayayım. velhasıl kelam hal, dave'in (insanın) cesaretini hesaplayamadığından yaratılmış en basit alet olan (ben burada tornavidayı filmin başındaki kemikle karşılaştırıyorum) tornavida ile yok edilir. daha sonra başka bir bölüme geçilir. ve bu bölüm, insanın yüzleşeceği en zor bölümdür: insanın ölümü.

    burada dave kendini görür. artık yaşlıdır, ve ölüm anı yavaş yavaş gelmektedir. buradaki ince detay içinde şarap olan bardağın düşmesi, ve şarapın yerde kalmasıdır. bardak-şarap ilişkisi, beden-ruh ilişkisiyle bagdaştırılmalıdır. bardak kırılmıştır, yok olmamıştır ama herbir parçası başka yere saçılmıştır. oysa ruh, hala bir bütündür ve ebediyete kadar orada kalacaktır (gudik arkadaşlar; "e abi sıcaklıktan şarap buhar olur uçaaar?" diyebilir. ama demesinler yanılırlar. zira oradaki 4 duvar aslında bir simgedir, dünya'dan bir yer değildir.)

    daha önce belirtmem gereken ama unuttuğum birkaç detay daha vardır ki, şu anda nasıl unuturum lan diye hayıflanmaktayım kendi kendime. birincisi uzayda hiç sesin olmamasıdır. bu inanılmaz bir detaydır. filmi en gerçekçi bilim kurgu filmi yapan en önemli detaydır. zira seslerin oluşması için havada titreşimin olması gerekmektedir, ancak uzayda yoktur. bu da klasik müzik hastası kubrick'in işine yaramıştır elbette ki. akabinde kulaklarımıza uzunca süre süren vivaldi şenliği yaşatmıştır. diğer büyük detay ise dave'in tamirata çıktığı zaman kendi nefesinin sesinden başka hiçbir sesin olmayışıdır. burada insanın acizliğini anlatmaya çalışır ve başarır kubrick (elbette bana göre, kubrick'e göre değil). insan artık dışarıya egemen olamayacağını anlar. çünkü onun o anda egemen olduğu tek şey, cam fanusun içidir. çünkü dışarıda nefes alamaz. çünkü, uzayda yaşamak için daha çok erkendir, uzayda yaşamak için daha bebektir o. filmin ilk sahnesinde nasıl insan-maymunlar kemikten silah yapmayı öğrendilerse ve bir evrim sürecini başlatmışsalarda, burada da insan bir evrim sürecini başlatır. ve burada nietzsche'nin üstüninsan teorisi kendini belli eder.

    filmin aklımda kalan diğer bir detayı da lahit ilk kez göründüğünde insan-maymunların lahite tedirginlikle yaklaşması, dokunmaktan korkması ama cesaretinin üstün gelip dokunmaya başlamasıdır. insan oğlu aradan geçen 4,000,000 yıl boyunca o kadar serrefsizleşmiştir ki, ayda ortaya çıkan lahitin önüne geçip fotoğraf bile çektirmeye kalkar. bu da kubrick'ten bizlere güzel bir hediyedir.

    buraya kadar kendim yazdım bir şeyler, şimdi de vikipedi'den gördüğüm bir şeyi kopyalamak isterim.

    ------------------------------------------------------------------------------

    bilimsel gerçeklik:

    Genel anlamda film üst düzeyde gerçekçidir, ses olmayan ve uzay gemisininde ses üretmediği hassas bir uzay portresi (hemen hemen vakum) ile yapılmış en gerçekçi bilim kurgu filmlerinden biridir.

    Filme gerçekçilik veren diğer bir unsurda Discovery' nin ağırlıksız güverte portresidir. Filmin kendisi, yapay yerçekimini sağlayan, Döner Tekerlek içindeki etkileyici çekimlere, HAL in tamiratı ve kapatılması gibi tekerlek dışındaki ağırlıksız sahneleri kontrast yaparak buna dikkat çekmektedir. Pod bay içindeki yürüyüş sahneleri, garip derecede yavaş olan yürüyüş adımlarını da açıklayan Cırt Cırt benzeri kumaş kaplamalı taban ile açıklanabilir.

    Buna rağmen filmde bazı başarısız bilimsel gerçeklikler vardır.

    Ay tepelerinin yükseklikleri aşırı varsayılmıştır, film Apollo programının bulgularından önce yapıldığı için meteor erozyonu az varsayılmıştır.
    Ay günleri yaklaşık bir Yer ayı sürmektedir, dolayısı ile güneşin yükselişi çok hızlıdır.
    clavius üssündeki yer çekimi Ay dan çok Yerdeki yer çekimine benzemektedir.

    Öngörüleri:

    Filmin gelecekle ilgili bazı öngörüleri gerçekleşmemiştir

    Ayda kurulmuş koloniler
    Jüpitere insanlı seyahat
    insanı derin uyku kipinde yaşatabilecek teknoloji
    HAL' in konuşma, anlama ve kendini ifade yetileri 2001 in çok ötesine geçmiştir.
    Pan Am ve Bell System, 2001 yılını göremediler
    2001 yılında Sovyetler Birliği ve Amerika ile değişmiş olan ilişkileri
    Gerçekleşen öngörüler

    Bilgisayar içeren cihazlar
    Düz ekran bilgisayar monitörleri (filmde arkadan projeksiyon ile benzeştirilmiştir)
    Küçük, taşınabilir, düz ekran televizyonlar
    Geniş açılı uçuş televizyon ekranları
    Can sıkıcı uzay yolculuğu
    Uzay araçlarında Cam Kokpit
    Çoklu TV kanalları
    1960 lardakinden daha çok basamaklı telefon numaraları
    IBM ve Hilton Hotelleri gibi şirketlerin 2001 e kadar kadar hayatta kalmaları
    Ortalama bir insan oyuncuyu yenebilecek yetenekte bilgisayar
    Geminin bir takım FORTRAN kodu ve şematik çizimler gösteren bilgisayar arayüzü, genellikle, grafiksel kullanıcı arabiriminin yanlış öngörüsü olarak görülmekle birlikte, gömülü sistemler çoğunlukla benzeri arayüze sahiptir. Bu öngörünün gerçekleşmişliği tartışmalıdır.

    kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/2001:_A_Space_Odyssey

    --spoiler--
    #938855 (for the greater good of maiden, 02.12.2006 14:03)
  9. weblebi.com'da dvd'si 11 ytl'ye satılan film. ko$ ko$.
    #938972 (for the greater good of maiden, 02.12.2006 14:40)
  10. ilk izleyişte birşey anlayamadığım sonra vay anasını dediğim film. http://www.kubrick2001.com/da film içindeki sembollerin açıklaması mevcuttur.
    #1047318 (korncu21, 24.12.2006 03:29 ~ 19:43)
  11. kubrick'in '2001'in felsefesi ve alegorik yapısı hakkında spekülasyon yapmaya serbestsiniz' şeklinde acıklama yapdığı dahiyane film
    #1194984 (Halcyon, 23.01.2007 17:45)
  12. Kubrick'ten, var olmaya dair sarsıcı bir tez

    Film eşsiz bir müzik eşliğinde ve yine aynı eşsizlikteki natural karelerle başlıyor. önce neyle karşılaşacağının farkında olmuyor seyirci. kubrick rahatlatan gün doğumu ve uçsuz bucaksız dağ ve ova kompozisyonuyla bireyi koltuğunda sakinleştiriyor. Bu aslında ilerleyen safhalarda beyne yüklenecek şoka hazırlamak için yapılıyor, görüntüler karşısında kendinden geçmiş seyirciyi.

    Derken "insanlığın" doğuşu sunumu yapılıyor. Evrimden önceye doğru, ilkelliğe yolculuk için kemerler takılıyor yavaştan. Ve atalarımızla karşılaşıyoruz birazdan. Kolektif bir yaşam çıkıyor karşımıza. Bir topluluk olarak yaşama duygusu hakim kılınmış ve aradaki bağ, birlikteliği şart koşmuş bir zorunlulukta. Çünkü henüz dışsal etkenlere karşı kendini koruma yetisine haiz olmamış olan atalarımız, gerek hayvansal gerekse de türdeş tehditlere karşı, iç içe kaynaşık bir duruşa yönelmişler. Hakimiyet yine vazgeçilmez bir zaruri yet olarak çıkıyor karşımıza. Bir su birikintisi için verilen mücadele, daha evrimden önce bile yaşamsal kaynaklar için sahip olma ve egemenlik kurma güdüsünün var olan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. Paylaşılmanın düşünülemediği bir noktada devreye çatışma ve üstünlüğü ortaya koymak için verilen gözdağı giriyor.

    --spoiler--
    doğan günle birlikte, toprağa dikine saplanmış bir kütle fark ediliyor. Önce huzursuz bağırışlar sonra meraklı yaklaşım ve dokunuşlar birbirini takip ediyor. Ve parmağı değiyor cisme, işte bu ilk keşif oluyor şiddete giden yönde. Atlarımızdan biri kemiği fark ediyor, o da sert, tıpkı biraz önce dokunduğu cisim gibi. Eline alıyor kemiği, kavrıyor geniş pençelerinde, sınarcasına vuruyor yere. işte şimdi doğumu için insanın, geriye tek bir şey kalıyor. Oda ikinci kez su başında karşılaşılmasıyla ortaya çıkıyor. Ve ikinci şiddet gösterisi, ilk ölümü getiriyor. insanlığın doğuşu, ölümün sunuluşuyla başlıyor.
    --spoiler--

    Kubrick'in bu benzersiz anlatımı ve yaklaşımı bizleri, kökenlerimize işleyen katıksız şiddet ve yaradılışsal saldırganlık gerçeğiyle baş başa bırakıyor. Yönetmen, insanlığın doğuşuyla şiddetin aletsel keşfedilişini paralel bir düzleme oturtarak, evrimsel sürecim çıkış noktasının, insanın benliğinde yüzeye çıkan egemen olma ve bu egemenliği, ölümcül bir olgu çerçevesinde hakimiyet alanına yayma ve bu yayımında, doğal olarak şiddeti kullanma noktasında tek bir araç olarak karşımıza çıkardığını, dışavurumsal bir dille sunmaktadır. Sinema tarihinde eşi görülmemiş bu anlatım dili, kubrick sinemasının derinliğinin ve sorgulayış tarzındaki acımasızlığının yüze çarpan tokadı olarak görülebilir.

    insanoğlu artık dünyaya hükmedebilmekten başka uzayın derinliklerine de yol alarak, sınırsız bir bilinmezliğin gizlerini sonuna kadar açma gayesindedir. Bu, insan tarafından yaratılan yapay zekanın eşliğinde gerçekleşecek bir süreç olarak önümüzde şekillenmektedir. Kubrick'in gelecek dizaynı ve bu öngörüsündeki tutarlılık, filmin ikinci yarısında şekillenip bizleri karşı konulmaz bir hayranlığa sevk ederek, o zamanın şartlarında böyle bir dünya yaratan bu yönetmene, bir kez daha saygılarımızı sunmamızı zorunlu kılıyor.

    Jüpiter'e doğru yol alıyor iki kahramanımız. Birde, insanın yarattığı ve belki de kendi sonunu hazırladığı bir yapay zeka eşlik ediyor bu yolculukta onlara. Kısa bir süre sonra hiçbir şeyin yolunda olmadığı anlaşılıyor. Yaratılan bu zekanın insana özgü duygularla donatılması, insana has zayıflıkları su yüzüne çıkartıyor. Ve insan kendi yaratımının tehdidiyle yüz yüze kalıyor. Yapay zekaya, insanı anlaması için yüklenen duygular kısa bir süre sonra onu, insan doğasına hükmeden öldürme güdüsüyle tanıştırıyor.

    Kubrick, yaratım dizaynının, gerek insanın yaratılışında gerekse de insan tarafından bu yapaylığın yaratılışında kusurları ve hataları olduğunu sembolik bir anlatım yoluyla şekillendiriyor. tanrısal figürün yerine maddesel somutluktaki bir cismi yerleştirerek bu kusuru, gözle görülür bir sorgulamanın öznesi haline dönüştürüyor. çünkü, cismin görülür yapısındaki kusursuzluk, tanrı kavramındaki muğlak yapının belirsizliğinden, belirgin bir biçimselliğe sahip. Böylece katı ve herhangi bir ruhaniyet içermeyen bu cisim, yaratıcının kalıpsal bir karşıtlığı niteliğinde karşımıza çıkarak, evrimdeki kusurun, gensiz ve atomları olmayan bir kavram inancından kaynaklandığını ve bunun da, dinsel bir kökenin olma öngörüsünün sonucunda olduğu, vurgulanmaya çalışılıyor. Tabi bu vurgu benzersiz bir anlatımla, yüzeye çıkarılmadan ve de hissettirilmeden kotarılıyor.

    --spoiler--
    Ve dave insan yaratımı hal'le girdiği mücadele soncu kendini uzayın derinliklerinde, renkli bir görselliğin içinde kaybediyor. Zamanda ilerleyerek evrenin sınırlarını aşıyor ve sonsuzluğun mutlaklığında evrimsel bir döngünün merkezinde buluyor kendini. Önce yaşlılığına tanıklık ediyor ve sonra, o tanrısal cismin eşliğinde tekrardan hayat bularak, uzayın derinliklerinde sonsuz yaşama başlıyor.
    --spoiler--

    Kubrick'in gerek kurguyu , gerekse de görselliği kullanmadaki başarısı, onu ve bu filmi unutulmazlar arasında sağlam bir yere oturtuyor. Filmin derinlik arz eden yapısı ve içinde barındırdığı simgesel sorgulamalar, gerek döneminin gerekse de bu günün çözülmesi ve cevap bulunması bir hayli zor; yaratımsallık, evren, sonsuzluk gibi kavramları, yine anlaşılması zor imgelerle betimleyerek, perdeye yansıtıyor.

    Bu film kesinlikle, her sinefilin görmesi ve baş köşesinde olması gereken bir yapıta dönüşüyor.

    ------ 2001: a space odyssey( 2001: uzay macerası ) ----- *
    #1419156 (bluevelve, 16.03.2007 20:15)
  13. bir kubrick hayali.

    hayal dedim çünkü film çok doğru bir çerçeve olmaz bu hususta.
    evvela, yaklaşık 40 yıl önce böylesine görselliği güçlü ve zengin bir 'şey' çekebilmiş olduğu için kubrick'i tebrik edeyim.müzikler de 10 numara...
    amma velakin son derece az diyaloglu, yer yer kararan sahnelerle dolu ve aşırı derecede teknik bir filmdir ve teknik terimlerin hat safhada kullanılması izleyeni sürükleyicilikten uzaklaştırıp,yerlerde sürekler...
    zaten uzay konseptine fazla sempati beslemeyen biriyim,
    yok x ışını delta 1, anten manten, yok hal, yok 9000 serisi yok c haznesi filan derken baktım kapı çalıyor, gına gelmiş...

    sadece iki sahne var beni cezbeden; birisi insanın doğuşu bölümünün sonunda havaya atılan kemik ile uzay mekiğinin bütünselleştirilmesi
    diğeri de sonsuzluğun ötesi bölümündeki yolculuk sahnesi...

    film bitince "oh be dünya varmış" dedim. her iki manada da.
    #1435283 (nickless cage, 21.03.2007 04:33)
  14. izledikten sonraki en az bir aylık dönemde hayatınızı normal hızının altına düşüren film. (bkz: ağır çekimde yaşamak)
    #2041975 (ruizim, 31.07.2007 02:53)
  15. filmdeki; kemiğin, bir uzay aracına dönüşme sahnesi sinema otoritelerince, dünya sinema tarihinin en önemli geçiş sahnelerinden biri sayılır. belki kimine göre en iyisi.
    #2041999 (pygmalion, 31.07.2007 03:00)
  16. kitabı filminden güzel olan eser.
    #2175132 (quexjem, 22.08.2007 01:36)
  17. gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu filmi olduğu söylenir ama bence en iyisi blade runner'dır.
    #2378403 (uzun ihsan efendi, 25.09.2007 17:58)
  18. http://www.kubrick2001.com/

    adresindeki flash video izlenirse daha iyi anlaşılabilecek olan film.
    #2811276 (sidewinder, 09.01.2008 04:26)
  19. 2001 bir uzay destanı pek çok bakımdan hayranlık verici, değeri sonradan anlaşılan ve anlatmak istedikleri zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacak olan film ötesi bir şaheser, bir başyapıttır. kubrick belki çağının ötesinde olmasından dolayı belki de insanlığa olan inancı (ya da temennisi) nedeniyle filmin geçmesi gereken tarihi tutturamamıştır. 2001'i geçeli yıllar oldu ve daha nice yıllar boyunca ne filmdeki kadar gelişmiş bir yapay zekayı ne de güneş sisteminin dışlarına doğru insanlı uzay yolculuğunu görebileceğimizi sanmıyorum. işte tam da bu durumun nedeninin gene filmde saklı olması kubrick'in inanç ya da temennilerden medet ummayan bir gerçekçi olmasında yatar. peki neydi bu neden?

    kitabında açıklandığı üzre onlar geliştiler, evrene hükmettiler ve evrendeki en değerli şeyin bilinç olduğunun farkına vardılar. daha sonra bilinci zeka potansiyeline sahip her yere ektiler ve kimi zaman ürünleri topladılar kimi zaman da zararlı olanları biçtiler. işte bizim dünyamız da bu tarlalardan biriydi ve siyah monolitler onların bizim için bırakmış oldukları yol göstericiler, mihenk taşlarıydı. milyonlarca yıl bıkmadan usanmadan sırasını bekleyen bir nevi süper bilgisayardı bu monolitler ve insanoğluna o en büyük serüveninde ışık tutacaklardı.

    önce insanın şafağında karşımıza çıktı bu siyah monolitlerden ilki ve bir kemik parçası da olsa aleti kullanmayı öğretti maymun adamlara. böylece insan yavaş yavaş doğdu ve aletini geliştirdi. artık o kemik parçasının yerini uzayda dolanan dev gemiler, nükleer silahlar ve yapay zekaya sahip bilgisayarlar aldı. fakat aletin işlevi değişmemişti: yaşamı kolaylaştırmak, bazen yaşamı sağlamak ve bazen öldürmek, kimi zaman da tehdit etmek. fakat 2001'de insanın uzaya çıkmasıyla yeni bir dönem başlamıştı. ikinci monolit sahneye çıktı ve geliştirmiş olduğu aletleriyle yeryüzünde uzun yıllar boyunca hüküm sürmüş fakat uzayda adeta bir bebek gibi olan, aletleri olmadan bir hiç olan insanoğluna yeni bir hediye vermek için yol gösterdi.

    sonra insanoğlu yolculuğunun son perdesine doğru yola çıktı. fakat bu yolculukta beklenmeyen bir şey oldu. insanın bu güne kadar gelmesini sağlayan alet başkaldırmıştı ve kendi bilincinin farkına varmıştı. evet hal*'den bahsediyorum. hal artık bir yapay zekadan çok bir bilinçti ve kendi varlığını insanlara rağmen sürdürmek istiyordu. işte bu kubrick'in insanoğluna uyarısı ve benim yukarıda bahsetmiş olduğum nedendi. alet insanın amacı değil yalnızca aracı olmalı. yoksa gün geçtikçe daha tehlikeli hale gelen o kemik parçası insanoğlunun sonu olabilir.

    tabi bunlar benim yorumum. ne de olsa 2001'in felsefi ve alegorik yapısı hakkında spekülasyon yapmakta serbestiz.
    #3118093 (anaranjado, 10.03.2008 11:57 ~ 12:02)

© 2008 - uludağ sözlük

2001 a space odyssey başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. 2001 a space odyssey ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu 2001 a space odyssey nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» yeni yazara hosgeldin deyip kolonya tutmak » takdir belgesi » kiz arkadasa gorucu gelmesi » yenisehrim com » obafemi akinwunmi martins » walmart » yusuf miroglu ile polat alemdar arasindaki fark » tamara de lempicka » sikma canini oksa patlicanini » emek sinemasi a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » 20 haziran 2008 hirvatistan turkiye maci