19 aralik 2000 


/ 2
kapat
  1. anap-dsp-mhp iktidarında F tipi cezaevlerine zorla sevk için uygulanan eş zamanlı operasyonUN TARiHiDiR.
    #271419 (LocK, 23.05.2006 08:18 ~ 15.12.2006 09:02)
  2. 19 Aralık 2000'de sabah saat 5 sularında başlayan operasyon,
    Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük hapishaneler operasyonun kimilerine göre katliamıdır.
    28 tutuklu öldürülmüş, yüzlercesi yaralanmıştır.
    #271421 (LocK, 23.05.2006 08:24)
  3. "hayata dönüş operasyonu" adı verilmiştir.
    ne kadar hayata döndürdüğü hala tartışılmaktadır.
    #272230 (LocK, 23.05.2006 15:38)
  4. devrimci kitleleri sindirmek ve devletin gücünü,faşizanlığını göstermek için uygulanmış katliamdır.
    #453399 (LocK, 23.07.2006 19:57)
  5. katliam savunucuları bir çok yalan uydurmuşlardır devlet cezaevine giremiyor hücre evi gibi olmuş cezaevi vb.
    lakin devlet istediği zaman girebilmekte iken tecriti kabul etmiyen ve etmiyeceğini bilen devletin sindirmek için yaptığı eylemdir.
    lakin katliam başlamadan önce askerlerimiz kahkaha atarak "ya teslim olun yada ölüceksiniz" diyerek amaçlarının ne olduğunu belli eden katliamdır.
    #453419 (LocK, 23.07.2006 20:06 ~ 20:07)
  6. iSTANBUL - Bayrampaşa Kapa-lı Cezaevi'ndeki
    'Hayata Dönüş Operasyonu'nda C-1 koğuşundaki kadın tutukluların güvenlik görevlilerinin kullandığı göz yaşartıcı, gaz ve sinir bombalarının çıkardığı yangında öldükleri belirlendi. Adli tıp uzmanlarının raporunda, yanarak ölen kadınların giysi parçaları ve ciltlerinde yanıcı olan solvent maddelerinin bulunduğunun tespit edildiği vurgulandı. Bilirkişi raporunda ayrıca mahkûmların bulunduğu taraftan güvenlik görevlilerinin bulunduğu yöne doğru ateş açılmadığı, atışların dışarıdan içeriye doğru yapıldığı kaydedildi.
    Bayrampaşa Kapalı Cezaevi'nde 12 kişinin öldüğü operasyonda C-1 koğuşunda bulunan altı kadından beşi yanarak, birisi de duman ve gazdan zehirlenerek ölmüştü. Yaralı kadın tutuklular ise arkadaşlarının askerler tarafından tavana açılan deliklerden üzerlerine bir sıvı serpildikten sonra yakıldığını öne sürmüştü.

    Ölüm nedenleri
    Raporda, C-1 koğuşundaki kadınlar Yazgülü Güder Öztürk, Gülser Tuzcu, Seyhan Doğan, Şefinur Tezgel ve Özlem Ercan'ın cesetlerinde
    yapılan otopsilerde elbise parçaları ile saç, doku ve cilt örneklerinde tinerde bulunan organik solventlerden toluen, xylene ve metanol saptandığı belirtildi.
    Ölümlerin yanık, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu olduğu, Nilüfer Alcan adlı tutuklunun ise duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu öldüğü tespit edildi.

    Öldürücü doz aşılmış
    Dört adli tıp uzmanı 22 Aralık 2000 ve 19 Ocak 2001 tarihlerinde Bayrampaşa'da inceleme yaptı ve 14 Şubat 2001 tarihli bir rapor hazırladı. Raporda şu bulgulara yer verildi:
    # 30 metreküplük bir kapalı
    alanda 20 gram C-S (göz yaşartıcı gaz bombası) maddesi kullanıldığında öldürücü dozaj süresi 38.1 dakika olduğu, olay yerinde 35 gram C-S ve 0.21 gram patlayıcı madde bulunduğu, 12 saniyelik gaz çıkarma süresi boyunca yuvarlanarak hareket ettiği için ortamdaki kişiler tarafından geriye atılma olasılığının yok denecek kadar az olduğu,
    # Göz yaşartıcı gaz bombasına maruz kalmış kişilerde gözlerde ve deride yanma hissi, tahriş, solunum yollarına etkisiyle yanma, boğulma hissi neticesinde panik, mide bulantısı, baş dönmesi ve ağrısı, halsizlik ve hareket kısıtlanmasına yol açtığı bilindiğine,
    # C-1 koğuşunun hacminin hesaplanandan daha az olduğu,
    # C-1 koğuşunda patlayanların dışında 45 adet farklı tipte patlamamış göz yaşartıcı gaz bombası bulunduğu tespit edildiğine göre, C-1'de öldürücü dozun çok üzerinde göz yaşartıcı gaz etkisi açığa çıkmış olduğu belirlenmiştir.

    'Kapalı yerde atılmaz'
    Koğuşta bulunan ve üzerinde 'Kapalı yerde kullanmayın, yeterli hava akımı olması gereklidir. Bombayı insan veya yanacak malzeme olmayan sahaya fırlat' yazılı göz yaşartıcı gaz bomba ve roketlerinin bazı tiplerinin yangın çıkabilecek sahaya atılmaması gerektiği bilindiğine,
    Yangının çok miktarda kolayca tutuşabilecek materyalin bulunduğu koğuşa çok sayıda göz yaşartıcı gaz bombası atılması sonucu olabileceği gibi koğuştaki kişilerce de meydana getirilmiş olabileceği tespit edilmiştir.

    Ateş yönü
    C blok maltası boyunca tüm mermi çekirdeği deliklerini oluşturan atışların, 'idari kısım tarafından maltanın sonu olan 19. koğuş yönüne doğru yapılmış olduğu, ters yöne doğru yapılmış atış veya atışlara ait herhangi bir bulgu saptanmadığı', koğuşlar arasındaki avlularda yapılan incelemelerde duvarlarla pencerelerde ve koğuş içlerinde mermi çekirdeği deliklerini oluşturan atışların, 'karşı koğuş çatıları ile avlu iç cephe duvarlarındaki mazgal deliklerinden yapılmış olduğu' tespit edilmiştir.

    Av tüfeği de kullanılmış
    Raporun 4'üncü sayfasında C-1 koğuşu kolonları, duvarları ve pencere demirleri ile koğuş içindeki duvar ve ranzalarda mermi çekirdeği delikleri görüldüğü ve bunların C-2 koğuş çatısı ile avlunun iç cephe duvarlarındaki mazgallardan yapılan atışlarla oluşmasının mümkün olduğu belirtildi. Ayrıca avluda iki adet 12 kalibrelik av tüfeği fişeğine ait plastik tüp tıpa bulunduğu belirtildi. (Aramalarda tutuklulara ait herhangi bir av tüfeği bulunmamıştı.)
    Raporun 5'inci sayfasında C-15 koğuşunun merdiven girişindeki yoğun kan lekelerinin üzerinin çimento ile kısmen kapatılmaya çalışıldığı ve yoğun kan lekesi olduğu yer aldı.
    C-14 koğuşunun girişinde görevlilerce olaydan sonra oluşturulduğu belirtilen çok büyük bir gazete, dergi ve kitap yığını olduğu ve yığının altında çok büyük kan lekelerinin bulunduğu kaydedildi.
    (bkz: radikal) (bkz: Ahmet şık)
    #924930 (LocK, 29.11.2006 10:53)
  7. 6 yıl önce gerçekleştirilen katliam. çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.
    #1016695 (LocK, 18.12.2006 16:44)
  8. ironiden öte psikolojik harp taktiği gereği, aymazca hayata dönüş operasyonu olarak adlandırılan , bu ülkenin çocuklarına, bombalarla, silahlarla, gazlarla acımasızca saldırılıp, onlarcasının öldürülüp, yüzlercesinin yaralandığı- insanlık tarihimize düşen- kara gün!

    karadır, savunmasız insanlara silah sıkılırken, megafonla, hayat güzeldir, diyebilme rahatlığıyla .

    karadır, bu insanlar istif şeklinde, göt göte yaşayıp, bir tuvaletten 40 kişi yararlanıp, insanca yaşamak istemiyorlar, sırf örgütlerinin koğuş sistemindeki hakimiyetini kayıp etmemesi için, şeklinde uydurulan yalanlarıyla.

    tarihiyle karadır, bu operasyonun ardından özelleştirmeler, stand-by lar, tahakküm yasaları son hızla uygulanmıştır. mesaj açık : abanın altından, üstünden, ortasından sopa gösterip olası muhalefet ataklarını korkuyla kesmek !

    19 aralık 2000, bu ülkenin geleceğine, umutlarına, hayallerine vurulmuş kara bir tırpandır . karadır, bu operasyonu, allahsız komünistleri bertaraf etmeyi meşru gören, hakan aygün tandanslı insanımsılarla aynı havayı solumak kadar .
    #1020671 (ozican, 19.12.2006 13:16)
  9. Katliam'ın nasıl olacağını göstermiş "hayata dönüş operasyonu"dur.
    bu katliam bize kapitalizm'in ne kadar acımasız olduğunu göstermiştir.
    ama yine bu katliam devrimci ideolojinin sağlamlığını,yıkılmazlığını ve feda ruhunun nasıl büyüdüğünü göstermiştir.
    19 aralık 2000....
    28 kişinin kahkahalar atılarak nasıl öldürüldüğünün kanıtıdır. ki onlarcasıda sakat kalmıştır.
    "ya teslim olursunuz ya ölürsünüz." "ya bizim gibi düşüneceksiniz ya öleceksiniz" mantığının devlet tarafından nasıl işlendiğinin kanıtıdır.
    #1020768 (LocK, 19.12.2006 13:46)
  10. (bkz: tarihte bugun)
    #1020813 (fatal, 19.12.2006 13:59)
  11. http://www.bianet.org/index_root.htm
    #1020830 (LocK, 19.12.2006 14:05)
  12. http://www.halkinsesi-tv.com/iskence.html
    #1044063 (LocK, 23.12.2006 18:04)
  13. hedef pkklı şerefsiz mahkumlara ya seve seve ya s.ke si.e denmiş, mahkumlar ikinciyi tercih edince, tercihlerine saygı duyulmuştur. kimsenin gocunmaya hakkı yoktur.
    #1044101 (ogasi, 23.12.2006 18:11)
  14. (bkz: insan insandir)
    #1079718 (aiisoon, 30.12.2006 13:42)
  15. 30.000 sehitimiz varken asla kopeklere acımayacagımız bir olaydır. yine gerekse yine yapılır. ben gonullu asker olarak gidebilirim oraya. insana insan gibi davranılır , katılıyorum. ama "insan"a. bos laflarla insan haklarıydı , falandı filandı gibi seylerle bu tur olayları savunmaya calısanları zaten kımse kale almaz. belki bir gun onlarda bu sekılde geberirler. bu vatana ihanet eden olumun en vahsisini tadmalıdır **...
    #1079764 (darkerway, 30.12.2006 13:53)
  16. bu ülkenin utançlarından biridir.

    mapusun içinde sabahın üçünde
    gözlerinde yangınlar vardı
    üç duvar bir kapıya sığmayan umutlardı
    ankara nın kalbinde patlayacak volkandı

    geldiler can almaya tükendiler vurdukça
    korktular kıydıkça çoğalan hayatlardan

    gecenin içinde sabahın üçünde
    ankara yı ateşler sardı (yüreğime kurşunlar yağdı)
    toprağın uykudan uyandığı bir andı
    gidenlerin ardından soluksuz bir sabahtı
    sesleri soluğuydu doruğuydu kavganın
    yaşamın onuruydu muştusuydu yarının

    düştüler birer birer dillerinde yeminler
    direnerek ölümü yeneceğiz dediler
    #1392889 (brcyzdm, 09.03.2007 16:46)
  17. --spoiler--
    Operasyon sahipsiz!

    19-22 Aralık hapishaneler katliamında Ümraniye Hapishanesi'ndeki operasyonlara ilişkin davaya geçen hafta devam edildi.
    2 Mart günü Üsküdar Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ümraniye katliam davasında yargılanan askerler, önceki duruşmalarda olduğu gibi, yine "operasyona katılmadıkları" ya da "dışarıda bekledikleri" masalları anlattılar. 11 Mayıs'a ertelenen davaya, yargılanan askerlerden Emin Yöndem ve Hamdi Kaplan ile, müştekilerden Ali Murat Balık katıldı.
    Emin Yöndem ve Hamdi Kaplan isimli askerler daha önce ifade veren tüm askerler gibi "operasyona katılmadıklarını" söylerken, Av. Güçlü Sevimli'nin, her ikisinin de "operasyona hapishane içinden katılanlar" belgesinde adlarının geçtiğini hatırlatması üzerine, panik ve korku içinde "biz yoktuk, öyle geçiyor olabilir ama içeride özel timler vardı, biz yoktuk" dediler. ilginçtir, askerler komutanlarının adını dahi hatırlamıyor, bağlı bulundukları alayın neresi olduğunu dahi bilmiyorlardı!
    Acemice ezberletilmiş ifadelerin ardından, Ali Murat Balık, operasyonda yaşadıklarını anlattı. Adalet sisteminin işlemediği, hukukun ayaklar altına alındığı bir ülkede yaşadığımızı ifade eden Balık, "gece yarısı bombalar ve kurşunlarla, gazlarla uyandırılıyoruz. Ve bunun adına 'Hayata Dönüş' deniyor. Yapılan katletmeydi. Direk hedef alınarak ateş ediliyordu. Sürekli el bombası kullanılıyordu. 4 gün boyunca gazın her çeşidiyle yoğun bir şekilde karşılaştık" dedi.
    Operasyonu anlatmakta zorlandığı gözlenen Balık'ın ardından, Avukat Güçlü Sevimli, operasyona katılan askerlere dair eksikliklerin giderilmesini isterken, duruşma, 11 Mayıs tarihine ertelendi.

    'Arabulucu Heyet' Dinlenecek

    Öte yandan, Bayrampaşa Cezaevi'ndeki operasyona ilişkin Eyüp Adliyesi'nde devam eden davada, mahkeme heyeti, katliam öncesinde tutsaklar ile hükümet arasında "arabuluculuk" yapan heyette yeralan aydınların dinlenmesine karar verdi. Tutsak avukatlarından Ömer Kavili, Orhan Pamuk'un duruşma günü ABD'den görüntülü olarak mahkeme salonuna bağlanmasını istedi.
    Hatırlanacağı gibi, heyette yeralan aydınlar, bir biçimde o görüşmelerin hükümet tarafından istismar edildiğini ifade etmişlerdi. Heyette yeralan Mehmet Bekaroğlu ise bunu daha açık bir şekilde ortaya koyarak, "kullanıldık" demişti. Şimdi aydınları, gerçekleri ortaya koyma gibi bir sorumluluk bekliyor. Üstelik, katliamcılar hakkında henüz açılan bir davanın dahi bulunmadığı, katiller için soruşturma izninin dahi verilmediği, buna karşın katliamdan sağ kurtulanların sanık sandalyesine oturdukları bir davada sorumlulukları daha da artacaktır.
    *
    Ümraniye'de neredeyse operasyon sahipsiz kalmış durumda, bu katliamı kim yaptı, çıkıp savunan yok! Bayrampaşa'da ise, diri diri yakanlar, kurşunlayanlar hakkında dava dahi açılamıyor! 12 insanın ölümü "faili meçhul" hale getirilmeye çalışılıyor.
    Ve bir yandan burjuva politikacıları ve hukukçuları, Türkiye'nin hukuk devleti olduğu teranesini tekrarlamaya devam ediyorlar!!!
    --spoiler--
    #1410249 (LocK, 14.03.2007 13:36)
  18. 19 aralık 2000 .... bu tarihi zihnimize iyi belletmemiz gerekir... bu tarih nasıl bir zamanın üzerine kıvranıp uyuduğumuzun çıplak gercekliğidir. bu tarih tek bir zaman kesitinden gecmişimizin bize adeta ispatıdır... bu tarih bu coğrafyada yaşayanların miladıdır.. bu tarih koyaklarımıza olum ruzgarlarını savuranların pervasızlıklarının resmidir. bu tarih yaşadıkca öğretecek olan bilge bir andır.....
    19 aralık gecesi ülkenin 20 cezaevinde aynı anda başlayan operasyonların adıdır hayata dönüş... operasyonların en önemli amacı f tipi cezaevi uygulamasına karşı çıkan siyasi mahkumların ölüm orucu direnişini sonlandırarak, tabutluk olarak adlandırılan f tipi cezaevlerine taşınabilmesiydi. olum orucu eylemlerinin devam etiği zaman diliminde hukumetin adalet bakanlığı yetkilileriyle aydınlar ve siyasiler tarafından yurutulen görüşmeler devam etmekte, cezaevindeki ölüm orucu direnişini bitirebilecek formüller üzerinde anlaşma sağlanabilecek duzeye gelinmekteydi. görüşmelerde yer alan mehmet bekaroğlu daha sonra yaşananları değerlendirilirken ''aldatıldık, hukumetle antlaşma üzerinde mutabakata varmıştık oysa görüşmeleri birden keserek, asıl yapmak istediklerini uyguladılar'' demekteydi.
    birileri kendi istediklerini , ölüm üzerinden korkusuzca inşa edebilecek yeteneklerini zaman kayıp etmeden göstermeye başladılar. 20 aralık gecesi cezaevlerinde duzenlenen operasyonlarla, tam anlamıyla katliama giriştiler. medyamız guzide kaynaklardan aldıkları bilgilerle bizleri cezaevindeki örgut hakimiyeti konusunda bilgilendirirken, cumhuriyet tarihinin gördüğü en zalim bakanı ise açıklamalara ''örgut içeride adam yakıyor'' yaygarasıyla eşlik ediyordu...
    medyamız ancak düşman topraklarına adım atılabileceğinde kullanılacak dili giyinerek '' devlet sonunda girdi'' manşetleriyle devletin kendi sorumluluğundaki cezaevlerinde yarattığı katliamı, düşman saflarının imhası olarak sunuyordu.. cezaevindeki mahkumların kendi arkadaşlarını öldürdüklerini beyan edenler, cezaevlerinde silah bile bulunabildiğini riyakarca ispatı derdindelerdi. 2 si asker, 32 kişinin silah ve kimyasal gaz kullanılarak öldürüldüğü operasyonlarda medyamız o katliam içerisinde hiç bir şey olmadan nasıl sağlam kaldıklarını aktarma gerekliliği duymadan ''renkli pankratları ve broşurleri'' örgutlerin hakimiyetinin sembolleri olarak bizlerle paylaşıyordu. operasyonların ardından açıklama yapan guvenlik görevlileri, mahkumların kendilerini silahlı çatışmayla engelemek istemelerinden dolayı olu sayısının arttığını belirtiyorlardı.
    operasyonların ardından düzenlenen savcılık raporlarına eşlik eden adli tıp sonucları, gözümüzün önüne çıplak gerceği sunuyordu. adli tıp raporunda mahkumlar tarafından yakıldıkları iddia edilen mahkumların, güvenlik görevlilerinin kullandığı göz yaşartıcı, gaz ve sinir bombalarının çıkardığı yangında öldükleri ifadesine yer verilmekte, ateşli silahla öldürülen askerlerinde yine guvenlik görevlilerinin silahından çıkan mermilerle vurdukları belirtilmekteydi..yine canakkale savcılığı 563 guvenlik görevlisi hakkında 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını isteyen iddianameyi hazırlayarak mahkemeye sunmaktaydı...
    19 aralık 2000 bu ulkede an gelince adaletimizden, guvenliğimizden, haber alma özgürlüğümüzden sorumlu bulunanların yekpare vucut olarak, koro halinde yalanlarıyla bizi karşıtları olarak dışarı atabileceklerinin tarihidir.
    19 aralık 2000 tarihi devlet şefkati ile karşılaşmamızın ürkütücü kesişmesidir..
    19 aralık 2000 tarihi belleğimizin zaman ayracında soluyarak her an kendini bize hatırlatan vicdanımızdır....
    19 aralık 2000 tarihi zihnimizin sokaklarını kan ile yıkayanların cellat takvimidir.
    19 aralık 2000 tarihi içimizin şiarıdır ''unutma, unutturma''....
    #1494631 (levoka, 05.04.2007 16:10)
  19. iktidarın, 20 cezaevine düzenlediği operasyonlarla insan hayatına kast ettiği tarihtir.
    adına ironik biçimde "hayata donus" denen katliamda 32 kişi hayatını kaybetti ve onlarcası sakat kaldı.

    sahibinin sesi medyamız, operasyona, daha sonra iletişim fakültelerinde okutulan kitaplara geçecek olan dezenformasyon bombardımanıyla katıldı.
    gercege donus için bakınız:
    http://www.medyakronik.com/arsiv/hayata_020701.htm

    operasyonun düzenlendiği günden bu güne tek ya da 3 kişilik hücrelerde yaşayan tutuklulardan ve tutuklu yakınlarından 122'si, f tipi cezaevlerindeki insanlık dışı yaşam koşullar ve uygulamalara karşı devam ettirdikleri ölüm oruçlarında hayatını kaybetti.

    (bkz: 19 aralik katliamı)
    #1880102 (apatheticfrog, 08.07.2007 02:37 ~ 02:40)
  20. 'Hayata Dönüş'te yedi yıllık itiraf
    08/07/2007

    RADiKAL - iSTANBUL - Hayata Dönüş' operasyonu sırasında Ümraniye Cezaevi'nde ölen jandarma çavuşun, asker ateşiyle can verdiği belirtildi.
    Açıklama, yedi yıl sonra, operasyonda görev yapan Jandarma Yüzbaşı Uğur Pamukçu'dan geldi. Ümraniye'de biri Jandarma Uzman Çavuş Nurettin Kurt, beşi tutuklu ve hükümlü altı kişinin yaşamını yitirdiği operasyon davasına Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor. Davada 'adam öldürme', 'yaralama' ve 'kötü muamele' suçlamalarıyla 267 jandarma yargılanıyor. Önceki gün yapılan duruşmada avukatlar, dosyaya yeni giren bir ifadeyi fark etti. 3 Şubat 2007 tarihli ifadede Jandarma Yüzbaşı Pamukçu, "Astsubayım, teröristler tarafından açılmış ateşle yaralanmıştı. Ben onunla ilgilenirken Uzman Çavuş Kurt kendi birliklerimizin açtığı ateş neticesinde vefat etmiştir" dedi. Adli Tıp raporunda da Kurt'un askerlerin silahından, G-3 ya da Kalaşnikof'tan çıkan kurşunlarla öldüğü vurgulanmıştı.
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=226347
    #1882495 (LocK, 08.07.2007 14:23)
  21. Bayrampaşa Katliamında Yeni Tanık!

    Savcılar ve iktidar Şimdi Ne Yapacak?

    19 Aralık 2000'de Türkiye tarihinin en kanlı hapishaneler operasyonu olan ve adına "Hayata Dönüş" denilen katliamın üzerinden tam 7 yıl geçti. Devlet o günden bu yana yalanlarında ısrar etti, 28 devrimci tutsağın nasıl katledildiğine, özellikle Bayrampaşa'da altı kadın tutsağın nasıl yakıldığına ilişkin gerçekleri bir "sır perdesi"nin arkasında gizlemeye çalıştı. Kendi katliamcılığını gizlemek için davaları çarpıttı; katledenler değil katledilenler, yakanlar değil yakılanlar yargılanmak istendi.
    Fakat yine o günden beri, gerçekler bir şekilde parça parça ortaya çıkmaya devam ediyor.
    işte Bayrampaşa katliamına ilişkin yeni bilgi ve kanıtlar.
    O gün Bayrampaşa Hapishanesi'nde Koruma Bölük Komutanı olan Yüzbaşı Zeki Bingöl, "Bayrampaşa Gerçeği" isimli bir kitap yazdı. Kitap, ister istemez katliamın gerçek yüzünü gösteriyor, bir katil suçlarını itiraf ediyor.
    içlerinde TAYAD yönetici ve üyelerinin de yeraldığı HÖC'lüler, 28 Ağustos günü 19 Aralık davasının görüldüğü Eyüp Adliyesi'nde bu kitaptaki gerçekleri bir kez daha herkese duyurarak sorumluların yargılanmasını istediler.
    "19 Aralık'ın Katilleri itiraf Ediyorlar Yine Yargılanmıyorlar" yazılı bir pankartın açıldığı eylemde "Katliamcılar Konuşuyor, Yazıyor, Dolaşıyor Hala Yargılanmıyorlar Nerede Adalet" yazılı ve yine kitaptan alıntılar içeren dövizler taşındı. Sık sık "Katliamcılar Yargılansın, Adalet istiyoruz" sloganlarının atıldığı eylemde, bir basın açıklaması okuyan Mehmet Güvel, 19 Aralık katliamının delillerini sıralayarak şöyle dedi: "Şimdi yeni bir delil çıktı. O dönemde Bayrampaşa Hapishanesi'nde koruma bölük komutanı olarak görev yapan Yüzbaşı Zeki Bingöl... kitabında çocuklarımızın dediklerini adeta tek tek kanıtlıyor. Bingöl diyor ki; operasyonu biz yapmadık, Ankara'dan gelen özel birlikler yaptı... Operasyondan aylar önce tatbikatlar, hapishanede keşifler yapılmıştı... Operasyondan sonra komutanımız operasyonu yapanların isimlerinin bildirilmemesi gerektiğini bizlere emretti... Operasyon sabahı ilk ateşi biz açtık... ilk ateşte sadece bir yaralı vardı... "
    Mehmet Güvel bunları aktardıktan sonra şöyle soruyordu:
    "Bunlara bir şey eklemeye gerek var mı? Katliama katılan birisinin anlatımları bunlar. Hangi vicdan sahibi bu anlatımları görmezden gelir? Savcı ve hâkimler şimdi ne yapacaklar? Bu anlatımları da diğer delilleri görmezden geldikleri gibi görmezden mi gelecekler? Ne yapacaklar?"
    Bilindiği gibi, özellikle Bayrampaşa Hapishanesi'nde kadın tutsaklara karşı kullanılan bazı bombaların neler olduğu halen tespit edilebilmiş değil. Örneğin elbiseleri yakmayan ama vücudu, eti, saçları yakan bombalar, atıldığında dalga dalga yayılan ateş topları oluşturan bombalar, sadece ayak bileğine kadar bölgeyi yakan bombalar gibi... Zeki Bingöl de bunların ne bombaları olduğunu bilmediklerini söylüyor. Ama bu bilinmeyen bombaların kaynağını gösteriyor: KARA KUVVETLERi KOMUTANLIĞI!
    Hangi savcı, hangi hükümet, Kara Kuvvetleri'ne bu bombaların ne olduğunu sorabilecek? Var mı böyle bir savcı ve hükümet? Göreceğiz!

    Jandarma istihbarat Subayı
    Zeki Bingöl anlatıyor:
    "Açıklamalarda, böyle bir baskında normalde 200 kişinin ölebileceği söylenmişti. Buna rağmen ateşli silahlarla ölenlerin sayısı sadece 4'tür. Geri kalanlar yanarak ölmüştür. Dediğim gibi çok profesyonelce davrandık. Bir tek konuda tereddüdüm var. Bölge komutanlığının emriyle getirilen, adını ve etkisini bilmediğim bir bomba kullanılmıştı. Bana göre onun olmaması gerekirdi."

    Zeki Bingöl anlatıyor:
    "Operasyonda ne olduğunu bilmediğimiz bombalar kullanıldı...
    "Bombalar kara kuvvetleri komutanlığından gelmişti...
    Koğuşlara atılan gaz bombaları öldürücü düzeyin çok üzerinde idi... "
    2007.09.02

    http://www.yuruyus.com/ww...ews.php?h_newsid=3426& ;
    #2282785 (LocK, 08.09.2007 14:02)
  22. YA ANLATMADIKLARI?

    Geçtiğimiz günlerde de, 19 Aralık 2000'de Türkiye hapishanelerine düzenlenen kanlı katliamla ilgili Zeki Bingöl'ün "Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği" adıyla yayınlanan kitabındaki itiraflarını okumuştuk.

    Şimdi de Emekli Albay Erdal Sarızeybek "anıları"nı yazmış. Sarızeybek'in anılarını yazdığı kitabının adı "ihaneti Gördüm"...

    2006 yılında, MHP'nin MYK üyesi Emekli Korgeneral Altay Tokat'ın Yeni Aktüel Dergisi'ne verdiği röportajı hatırlayalım:

    "Ben de bir, iki kritik noktaya bomba attırdım. Meselem mesaj vermek. Batı'dan gelen memurlar, hakimler işin ciddiyetini anlamıyor. Çok koordineli ve iyi çalıştık. Baktım, rastgele dolaşıyorlar. Şunlar bir hizaya gelsin diye evlerine yakın iki yere attırdım. Öylece onları eğittim."

    Sarızeybek'te kitabında kontr-gerilla yöntemlerini nasıl kullandıklarını anlatıyor. Kürt halkına karşı oligarşinin yürüttüğü savaşta kullandığı yöntemler aslında sır değildir. Fakat bunların bizzat bu savaşın yürütücüleri tarafından itiraf ediliyor olması önemlidir... Ki, Sarızeybek'in kitabında anlattıkları bugün de oligarşinin kullandığı yöntemlerdir.
    işte kitaptan bir bölüm:
    "Planım şuydu: iki üç gecede bir, 120 mm'lik havan aydınlatma mermisini ilçe merkezi üzerine atacaktım. Sonra, önceden belirlenmiş hedeflerin üzerine makineli tüfekle ateş açacak, sonra da roketleri ateşleyip, şehir üzerinde tam bir çatışma havası yaratacaktık. Ertesi sabah halkı, şehir meydanında toplayıp, muhtemel bir çatışmada şehrin ve halkın ne denli zarar görebileceğini, bu nedenle teröristlerin şehre girmesine izin vermemeleri gerektiğini anlatacaktık. Dediğimiz gibi de yaptık. Haftada en az bir kez bu uygulama Şemdinli'de yapılır oldu, hem de uzunca bir süre. Belki delilik diyeceksiniz ama sonuç aldık... "

    Hayır, elbette ki, delilik diye açıklanamaz bu durum. Sarızeybek'in itiraf etmediği kısmı, bu yöntemin kendisinin yaratıcılığı olmadığıdır. Sarızeybek'ler ABD'de kontrgerilla savaşının eğitimini alırlar. Dikkat edilirse, ABD'nin Irak'ta kullandığı yöntemlerle aynıdır. Halkı terörize ederek, mücadeleye katılımını, destek vermesini engellemek... Neden Sarızeybek'ler halkı terörize ederler, çünkü karşılarında yürütülen savaşanların haklılığını bilirler, halkın bu haklı savaşı destekleyeceğini, desteklediğini bilirler. Buna karşı başka yolla mücadele edemezler.

    Peki terör nedir, terörist kimdir? Halkı terörize ederek siyasi hedeflerine ulaşmak isteyendir.

    ABD Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın yayını olan Kontrgerilla Operasyonları adlı kitaptan:
    "Gerillaya aktif destek veren bölgeler, psikolojik faaliyet açısından mükemmel hedeflerdir.

    ... Etkili bir halk ve kaynak kontrol faaliyeti ve psikolojik faaliyetlerle halkın gerillaya desteği azaltılabilir."

    işte Sarızeybekler'in aldıkları eğitimin özü. Psikolojik hareketten kastedilen, tam da Sarızeybek'in anlattıklarıdır.

    Sarızeybek'ten aktarmaya devam edelim:
    "Ülke yanıyordu, gün geçmiyordu ki eylem olmasın. Bir ara çaresiz hale düştüğümüzü itiraf edebilirim. Neler yapmadık ki, askerlerden sakallı timler kurduk, bu timlere PKK kıyafeti giydirdik, yol güzergahlarına geceden çıkarıp emniyet almaya çalıştık. Bir konvoy emniyeti için, yüzlerce askeri geceden yürütüp kritik yerlerde emniyet almaya çalıştık."

    Elbette ki, salt gerilla kıyafetini emniyet almak için kullanmadılar. Gerilla kıyafetleriyle halka yönelik terör estirerek, hem halkı terörize etmeyi, hem de halkı gerilladan uzaklaştırmayı hedeflediler.

    Albay Tokat, Cem Ersever'in devlet tarafından öldürüldüğünü de "ima" ediyor...

    "Cem Ersever'in teşhislerinin ne denli doğru olduğunu biliyorum, zira tanığı benim. Ama ne oldu, Cem Ersever doğruları söyledi de ne oldu? Hiç. Öldürüldü. 93'lerde söylemişti Cem Ersever ama dinleyen olmamıştı. Şikayeti de buydu zaten. 'Bizi dinlemiyorlar' diyordu öldürülmeden önce. Yöneticiler ise onun için, 'çok konuşuyor' diyorlardı, onu dinlemeden ve de anlamadan. Anladığımız şu ki, onu susturdular. Kim? Konuştuğu zaman zarar görecek insanlar. Katil ya da katiller sizce kim olabilir? Terörü ranta çevirenler." Albay, Ersever'i kimin öldürdüğünü biliyor elbette. Ama söylemiyor. O kelimeyi, "devlet"i katil olarak telaffuz etmek istemiyor çünkü.

    Ayrıca Sarızeybek kitabında, devrimci örgütlere karşı MiT, jandarma, emniyet ve Genelkurmay Bakanlığı'nın istihbarat birimlerinin uyuşturucu kullanan, kumarbaz, fuhuş yapan ve yaptıranları, karanlık işlerle uğraşan herkesi istihbarat elemanı olarak kullandıklarını da söylüyor.

    Evet, emekli albaylar, generaller yazıp anlatıyorlar bir şeyler. Ama halk düşmanlıklarını itiraf etmiyorlar. Kişisel hesaplaşmalar, kişisel "kahramanlık" peşinde koşmalar sonucu yazdıkları, yaşananların binde biri bile değildir.

    http://www.yuruyus.com/ww...ews.php?h_newsid=3532& ;
    #2406033 (LocK, 30.09.2007 19:00)
  23. 20 hapishanenin tahrip edilmesi ve 33 kişisinin ölmesiyle sonuçlanan türkiye oligarşisinin en kanlı katliam günüdür. unutulmayacaktır hesabı er geç sorulacaktır.*
    #2632296 (barva, 26.11.2007 16:22)
  24. cezaevlerinin dezenkekte edildigi gundur. olaylar sirasinda 2 askerimiz sehit olmustur. Onlara tanri'dan rahmet diliyorum. digerleri tamu'da erlik han'in mamutlariyla egleniyorlardir simdi. dusunenlerin, emegi gecenlerin ellerine saglik.
    #2714334 (migfer, 19.12.2007 01:38)
  25. f tipi ile ilgili olduklarına göre oldukça güzel bir tarihtir.
    #2715564 (grand ekinoks, 19.12.2007 13:31)
/ 2
Copyright © 2008 - uludağ sözlük

19 aralik 2000 başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. 19 aralik 2000 ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu 19 aralik 2000 nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about 19 aralik 2000. Copyright of the articles are belong to their authors.

» birsen kars » turkiye de askere bok atip rahatlayan kesim » ozican » hayata donus operasyonu » turk solu » unutulmamasi gereken gunler » demokratik sol parti » turkiye » oylama yapilmadigini gorunce soylenmek istenenler » gulsuman donmez » ordu demokrasinin en buyuk teminatidir » gercege donus » 6 mayis 1972 » uludag ilan » turk basini » sevisirken fonda calan sarki » hikmet sami turk » katilimci yonetim » adli tip » turkiye de sol fraksiyonlar » muhtemel chp mhp koalisyonu » 19 aralik katliami » 7 temmuz uludag sozluk makina ya gidiyoruz zirvesi » wwe smackdown vs raw 2007 » paleolitik donem » bedava sitem » cenabet halde deney yapan insan » denitrifikasyon » kotiledon » bomba efekti » olum sana hic yakismadi » young people fucking » the pusy cat dolls » anti antalyaspor » sari odalar » telsim musteri hizmetleri » hiyarli baba » necati seckin » sertab erener kocasi » talijanska » faruk nafiz camlibel » faruk nafiz camlibel » milli cemiyetler » futbol topuyla tanismak » hakan sukur un trt ye yorumcu olmasi » american history x » gozlerini kapatarak sevismek » adi bilinmeyen tas erkekler » niyazii » lost » zeyna » ders kitabini ese dosta adamak » koyunlu hali nin 400 isciyi isten cikarmasi » a » b » c » d » e » f » g » h » i » k » l » m » n » o » p » r » s » t » u » v » w » y » z » sitemap » kısa » ybsg denilesi kizlar » siyasi sube » omrun payizinda » hotspot shield » bang bros » babalarin agzina yapismis laflar » 20 aralik taki bagimsizlik yuruyusu » ilk askin aslinda son ask olmasi » hayat felsefesi yapilacak sarki sozleri » arap celal