13 14 ocak turkiye barisini ariyor konferansi 



kapat
  1. Ankara'da 13-14 ocak 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilen, aralarında; yaşar kemal, vedat türkali, doğu ergil, aydın çubukçu, akın birdal, eşber yağmurdereli, hrant dink, ragıp duran gibi çok sayıda katılımcı ve konferans çağrıcısı yazar, akademisyen, gazeteci, bilim adamı, sendikacı aydın suretlerin iştirakiyle gerçekleşen, genel itibariyle; ülkenin dününü bugününe bağlayarak karşımızdaki en büyük sorunlardan birini şekillendiren kürt sorununu merceğine alarak, bu sorunun akla ve mantığa, kardeşliğe ve barışa, sağduyulu yaklaşımlar ile tarafsız adım atışlar eşliğinde nasıl ve ne şekildeki çözüm yolları ile ilerleyeceğine dair fikirlerin irdelendiği, mevcut sorunun geniş bir resminin çizilerek, bu soruna dair çeşitli düşün salınışlarının vücuda getirilmek suretiyle hedeflenen barışın yakalanmasının hangi yollarla olunur kılınacağını ortaya koymak ve fikir alış verişi gerçekleştirerek, nihayetinde duyarlılığın gösterildiği, çözüm yanlısı olunarak barışın tesis edilmesinin bir an önce gerçekleştirilmesinin zaruriyet arz ettiğinin bir kez daha dillendirildi demokratik bir etkinliktir.

    Şimdiye kadar yapılan nicelerinden farklı olarak katılım bağlamında ve zamanlama açısından belki de farklı bir önemdedir. Görece bir sükunetin hakim olduğu ve toplumun farklı katmanlarından yükselen, şiddetin def edilip huzur ortamının sağlanmasına yönelik taleplerin dillendirildiği bir zamanda, yaşanan sorunların ayırtına varan ve yıllardır bu sorunlar ile ilgilenerek onu tarif etmede daha tutarlı olan kişilerin katılımının sağlanmış olunması - her ne kadar bundan önceki bu tarz girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığı gerçeği hafızamızda tazeliğini koruyor olsa da - barış için hiç duraksamadan konuşularak her daim yeniden ve pes etmeden adım atmanın gerekliliğini, üstünü kalın çizgilerle çizerek bizlere bir kez daha göstermesi açısından önemlidir. Lakin, bu önemin farkına varamayıp hale hazırda huzuru ve barışı tehdit eder ortaya koyuşlar açığa çıkaran kişi ve kurumların mevcudiyeti, sorunun ne kadar ciddiyet arz ettiğine işarettir. Bir yandan ülkede varlık sürdüren farklı etnik kökenden insanların insanca ve kardeşçe bir arada huzur içinde yaşaması istenirken diğer yandan ırkçılığa vardırılan ve altında siyasal hakimiyet kurma amacı yatan hareketler çok sarsıcıdır ve bu yönlü davranışlardan, o davranışları sergileyenler demokratik bir şekilde caydırılmalıdır.

    Konferans sadece kürt sorununa odaklanmamış bunun yanında; barış kavramı ile ilişkili bir çok yan faktörde ele alınarak irdelenmiştir. Ülkelerin ve toplumların mevcudiyeti ile mevcut olan hukuk, ekonomi, emek, siyaset gibi unsurlarda bu bağlamda barış ile ilişkilendirilmek suretiyle konuşulmuş ve barışa giden yolun türlü gerekler içerdiği ifade edilmiştir. Nede olsa karşımızda duran tablo, iç içe geçmiş ve birbirini bir şekilde tetikleye gelmiş etmenlerden oluşan bir ülke profili çizmektedir. Bu salt, köken bazlı ayrıştırılma değil bunun yanında, sınıfsal bazda ya da cinsiyet bazında veya düşün yapısı bağlamındaki ötekileştirme uğraşısı ile de kendini göstermektedir. Yılların biriktirdiği ve bir türlü çareler bulunamayan sorunlar dönüp dolaşıp her defasında bir noktada düğümlenmiştir; bu tahmin edileceği üzere refah içinde, kardeş kardeşe, barış altında yaşamak ve ilerleyerek yükselmektir. Bu arzu her daim toplumu oluşturan farklı bölgelerdeki fertlerin içinde yer etmiş bir uktedir ve bu konferansta da bir kez daha bu ukte nasıl doldurulurda olur kılınır, diye konuşulmuş ve belki de, bundan sonrada yılmadan ve usanmadan konuşulmaya ant içilmiştir.
    #1154150 (bluevelve, 14.01.2007 22:01)
  2. yasar kemal'in açılış konuşmasında "atatürk kürtlere özerklik verilmesi taraftarıydı" demesiyle, daha ilk gününden dikkatleri üzerine çekmiş konferanstir. ulke sınırları içinde kürt sorununa çözüm arıyorsak bunun tek çıkış yolu diyalogdur. yapılan konferansin başta fikirlerin paylaşılmasına neden olması ve insanlara kürt sorununa duyarsız kalmamaları yönünde olumlu mesajlar vermesi güzeldir. daha ilk gün Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi yazar mehmed uzun ile eski dep milletvekili orhan dogan'ın konusmalrının dinlenmesi yönünde karar alması diyalog ortamını yok etme yönünde atılmış adımlardan biri oldu. konferansta konusan vedat turkali'nin şu sözlerine katılmamak elde değil.
    "Eski bir komünistim. Komünist Parti tüzüğüne 'Gerekirse Kürtler ayrılsın' diye program koydu. Ben bunu yayınladım. Ben o bilinçten geldim ve Kürt halkının ne çektiğini biliyorum. 'Bana sen Kürt müsün, niye uğraşıyorsun?' diyorlar. Ben 'Ne mutlu Türküm' diyebilmek için uğraşıyorum. Doğuda film yaparken prodüktörün ödü patlıyordu. 'Ya sansürden geçmezse' diye. Böyle bir paranoya vardı. Bu dağların boş kaldığı da oldu, sorun çözüldü mü? Eski Cumhurbaşkanı 28 kere isyan diyor. Niye çözülmedi? Sorun dağda değil, kentte, aramızda. Bugün dağ boşalır sorun çözülmezse yine dolar. Dağa gençler spor olsun diye gitmedi. Neden nefes aldırmıyorsunuz."
    #1157499 (adini unutan adam, 15.01.2007 12:59 ~ 11.04.2007 13:38)
  3. Türk kökenli kişiler dışında her ırka mensup Türk vatanaşının çağırıldığı yine kürtlerin maduriyet psikolojisi içine soktukları bir konferans olmuştur. Madem Türkiyenin sorunudur tüm etnik grupların sorunudur neden bir tek türk kökenli kişi çağırılmamıştır? Neden bir tek doğuda görev yapmış askere söz verilmemiştir?

    PKK kamplarına kadar gidip Türkiye adına görüşmeler yapan aydın denilen ancak karanlığın kör kuyusu olan kişilerin yine ülke gündemini karıştırmak için mesnetsiz kelimeler kullandığı iç huzuru kaçıracak bir konferanstır kanımca. Barış olsun demek yetmez barışı engelleyecek cümlelerde kurmamak gerekirdi ancak amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan kişilerin katılım gösterdiği bir konferans olması dolayısıyla adı güzel ama içi boş bir konferans olmuştur.

    barışı herkes istemektedr ama barış istiyoruz denilip ayrımcılık yaparak kendi topraklarında toprak sahibi milletin mensuplarını dışlayarak yapılan konferansın objektifliğinden şüphe edilir.
    #1157561 (FrOsT, 15.01.2007 13:16)
  4. kamusal alanda kürtçenin kullanılması serbest bırakılsın, anayasa değişsin gibi tekliflerin sunulduğu konferanstır.

    işte ben bu ülkede bunu anlamıyorum %95 in müslaman olduğu bir ülkede müslümanların başını kapaması sorun oluyor. sadece başı kapalılar destek oluyor kendilerine. %20 si kürt iken se neredeyse tüm türkiye kürtlerin yanında.. ben bir şey anlamadım ama neyse..
    #1157581 (eşşağan ala gazuğu, 15.01.2007 13:21)
  5. cumhurbaşkanı, başbakan, tbmm başkanı, muhalefet partisi konumundaki chp genel başkanı ve diğer siyasi parti baskanlarının ve milletvekillerinin davet edildiği fakat ilgi göstermedikleri konferans olup kolluk kuvvetlerinin de kameraman özentisi içinde düzelenen bu konferansa teşrif ettikleri bilinmektedir.

    konferansın siyasi sonuç bildirgesi;

    *Kürt sorunu 'şiddet ve terörizm sorunu' olarak adlandırılmaktan vazgeçilmelidir.

    *Silahlı çatışmaların karşılıklı olarak acilen durdurulması, sivil çözümlerin üretilebilmesi için zaman kazanılmasına ve zemin hazırlanmasına olanak verecektir. Ateşkesin kalıcılaşması, şiddetsizlik ortamının sürekli hale getirilmesi, barış çalışmalarının başarı kazanmasını mümkün kılacaktır. Bizatihi bu kapsam da bir toplantının yapılması bile ateşkesin yaratığı olumlu iklim sayesindedir.

    *Barış dilde başlatılmalı; ötekileştirici, yabancılaştırıcı ve düşmanlaştırıcı tüm söylemler terk edilmeli, siyasetin dili, şiddete yol açan ayrımcılıktan ve milliyetçilikten arındırılmalıdır. Siyasette soy mensubiyetine dayandırılan milliyetçi söylem ve özcü yaklaşımlar, karşıtını da doğurmakta, yurttaşlar arasındaki güven ve birlik ortamının oluşmasına zarar vermektedir.

    *Kürtlerin siyasal alanın aktif özneleri olabilmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
    Bunun için;

    *Bugünkü yüksek seçim barajı, adil temsilin önünde bir engel olmaktan çıkarılmalıdır.

    *Siyasi partilerin faaliyetlerini kısıtlayıcı ve yasaklayıcı tüm yasal engeller kaldırılmalı, demokrasinin ve siyasal alanın tesisinde bağımsız ve etkin bir rol oynamalarının yolunu açacak yeni bir siyasi partiler yasası çıkarılmalıdır.

    *Yerinden yönetimin yolu açılmalı, böylelikle temsil ve katılımın önündeki engeller kaldırılmalıdır.

    *Toplumun, tüm unsurlarıyla müzakerelere katılabileceği ve çeşitli çözüm önerileri geliştirebileceği özgürlükçü ve barışçıl bir siyasal iklimin oluşturulmasına çalışılmalıdır.

    *Kürtlerin siyasal temsilcileri ve partileri, barışın tesisi sürecinde her düzeyde meşru ve gerçek muhataplar olarak kabul görmelidir.

    *Birlikte yaşama iradesinin bir ifadesi olarak; dışlayıcı tanımlardan ayıklanmış bir ortak siyasal kimliğin oluşmasını sağlayacak şekilde bütün yurttaşların hukuksal eşitliğini ve özgürlüğünü güvence altına alan ve onları eşit haklar ve sorumluluklar ile donatan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.

    *Barışın inşa edilmesinde, çatışmalarda evlatlarını kaybetmiş anaların oluşturacakları ortak bir komisyon, barış çabalarımızı çok güçlendirecektir.

    *Kadınların her düzeyde sivil, resmi ve siyasi kurum ve kurullarda yer almalarının önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmaya çalışılmalıdır.

    *Toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katılımı sağlayacak, planlanmış ve kamuoyu vicdanını rencide etmeyecek bir siyasi af veya demokratik katılım programı yürürlüğe konmalıdır.

    *Olağanüstü hal rejiminin tüm izleri silinmeli ve olağan şartların ve hukukun geçerli olduğu bir yaşam biçimine geçilmelidir. Bunun için;

    *Faili meçhul cinayetler aydınlatılmalı, suçlu resmi görevliler korunmamalı, adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmalıdır.

    *Koruculuk sistemi kaldırılmalı, korucular sosyal güvenceleri ile birlikte başka istihdam alanlarına kaydırılmalıdır.

    *Zorunlu göçün neden olduğu ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm yıkımların etkilerini giderecek önlem alınmalıdır.
    #1157605 (vend avesta, 15.01.2007 13:26 ~ 13:30)
  6. yankıları ile gündemde kalan konferans. bugun eski mit musteşarı cevat ones'in milliyete yaptıgı değerlendirmeler dikkat çekici. bakın neler demiş belma akcura ile yaptıgı roportajda.

    Konferansın sonunda yayımlanan bildirge sizce hayal mi, yoksa devletin de sıcak bakabileceği şekilde formüle edilmiş talepler mi var bu bildirgede?

    Esasında hayal etmeden hiçbir şeye ulaşamaz, hiçbir proje üretemezsiniz. O nedenle ortaya çıkan hususları hayalci olarak görmemek gerekir. Örneğin, Yaşar Kemal üstadın kullandığı gerilla lafını ya da talepler konusunda ortaya çıkan, "Silahlı çatışmaların karşılıklı olarak acilen durdurulması" meselesi, ayrıca siyasal alanın önündeki tüm engellerin kaldırılması gibi başlıklar şüphesiz çok tartışılacaktır.
    Özellikle devlet yapısı içerisinde tartışma yaratacaktır. Belki tepkiler de yaratacaktır. Ama bu taleplerde tartışılacak ya da benimsenmeyecek hususlar varsa, bunların da süreç içerisinde giderilebilir mi bakmak gerekiyor. Olaya hayal olarak bakılmaması gerektiğini vurgulamaya çalıştım, ama tabi ki çözüm ancak reel politikalarla olur.

    Kürt sorunu rüyalarımızı aldı dediniz. Daha önce de Kürt meselesine böyle mi bakıyordunuz? Yoksa değiştiniz mi?

    Değişme değil, gelişme diyelim buna. Kendi çizgim içerisinde eskiden de çok farklı düşündüğümü söyleyemem. Ben şunu vurgulamak isterim. 1989'da MiT Diyarbakır Bölge Başkanı idim. Körfez Savaşı dönemi göçleri yaşadım.
    PKK tırmanışının yaşandığı yıllarda Van'dan Hakkâri'ye kadar olan bölge sorumluluk sahamızda olduğu için de bu bölgeyi gezme, tanıma imkânı buldum. ikincisi PKK terörü tırmanmış, tehdit olma vasfını ortaya koymuş ve acılar ortada iken Türkiye'nin her yerine cenazeler gidip gelirken, ben Diyarbakır'da koruma almadan da gezebildim, yürüyebildim ve bütün bölgeyi gezdim. Bu bütünlüğü kimsenin bozamayacağına ben şahsen tanık oldum. Kuzey Iraklı Kürtlerin Türkiye'ye göçü ve yaşadıkları felaketler ve bizim halkımızın Türk-Kürt ayrımı yapmadan onlara verdiği desteği orada gözlerimle gördüm.

    Gereken dersler alınıyor mu?

    Geçmişten mutlaka ders alacağız. Mutlaka eleştireceğiz, özeleştiri yapacağız, ama ortak dil yaratarak, o çerçevede konuşup, o çerçevede eleştirip, yani mağduriyet üzerinden bir sonuca varma alışkanlığını terk edip, doğruyu bulmaya çalışacağız. Bunu başarabilecek miyiz? Demokratik yapısını güçlendiren ve hukukun üstünlüğü ile şekillenen Türkiye'de bu irade var.
    Bu irade gelişecek. Bu konuda geriye dönüş mümkün değil, çünkü toplum bunu istiyor. Temennimiz, bu çözümün gecikmemesi. Artık bekle gör anlayışının terk edilerek çözüm iradesinin ortaya konulabilmesi ve bu iradenin şekillendirdiği politikaların hayata geçirilebilmesi, toplumsal taleplerle devletin bütünleşmesi lazım.

    3 BiN MiLiTANDAN iBARET DEĞiL Ki SORUN
    Sizce bugün Türkiye PKK konusunda nasıl bir gerçekle karşı karşıya?

    PKK Türkiye'nin realitesi... Tarihsel Kürt sorununun yarattığı bir sonuç. Biz terör örgütü, terörist olarak ifade ediyoruz. Nasıl ifade edersek edelim, ortadan kaldırılması gereken bir realite var. Bu ideolojinin dayandığı bir kitlesel taban var. PKK, Irak'taki 3 bin militandan ibaret değil. Türkiye dağlarında sayıları azalmasına rağmen, binlerle ifade edebileceğimiz militandan ibaret değil PKK.
    22 senelik bir mücadele nesilleri değiştirdi. Ve bu insanlar bugün Türk siyasetinde etkili olabilecek bir yaşa geldi, oy hakkına sahip oldu. Onların siyasal talepleri var ve bu örgütün etkilediği legal, hukuki, meşru olarak muhatap aldığımız yapılar var. Bunlar belediyelerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar yayılıyor.
    Ayrıca yurtdışında örgütlenmeleri var. Böyle bir gerçekle karşı karşıyayız. Irak'taki silahlı gücü ortadan kaldırdığın zaman PKK sorunu bitmiyor. Olay, silahlı gücün ortadan kalkmasından sonra da devam edecek olan sorunları da ortadan kaldırabilmek, çözümleyebilmek ve demokratik hayatın meşru, hukuki zeminleri içerisine çekebilmek.
    butun olay bu...

    Yüzde 10 seçim barajı kalkmalı mı? Kürtlere parlamentoda temsil hakkı verilmeli mi?

    Demokrasinin temel kuralı temsil hakkıdır. Temsil hakkında adaletin sağlanması olayıdır. Olaya böyle bakınca Kürt vatandaşlarının temsil hakkı vardır, olmalıdır. Bu eşit ve adil bir şekilde sandığa yansımalıdır. Siyasi mücadelede yerini alabilmelidir.

    "Mehmet Uzun ve Orhan Doğan'ın konuşmaları hakkında önceden tedbir alınması olayı tabii ki toplantının havasına yakışmadı. Onu açıklıkla ifade edebiliriz. Hukuk devleti kuralları ile de uyumlu değil, hukuken izahı mümkün değil. Orada çok açık bir toplantı oldu."

    röpotajın tamamı için: http://www.milliyet.com.t...07/01/18/guncel/agun.html
    #1171594 (adini unutan adam, 18.01.2007 13:03)

© 2008 - uludağ sözlük

13 14 ocak turkiye barisini ariyor konferansi başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. 13 14 ocak turkiye barisini ariyor konferansi ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu 13 14 ocak turkiye barisini ariyor konferansi nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» jelena jankovic » ezik » rapper ninja » alvin ailey » command and conquer saga » elfmsd » ayfon » ana baba baci abi kardes gibi zall » yakisikli arkadasi ile fotograf cektiren tipsiz » sigara icen kizi begenmeyen sut erkek » artik cok yiprandim diyen sevgili » suudi arabistan » sizofreni oldugunu anlama yontemleri » izmir sozluk » zall bize de ayfon alsana » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » vicdan » living in a world without you » hugo lloris » kuaforlerin o sac 10 gun sonra oturacak yalani » eskisehir » kompleksiz insan » norrda » brokerx5 ya da mustang » waterloo » hem alkol hem sigara » hot spot » walk over » msn de aglamak » irak sinirina tampon bolge kurulmasi » david lynch filmlerini begenmek