damdaki deli

1556.
  • sol frame'de "damdaki deli (1)" olacak, belki de kalacak olması üzüntü verici.

    aradan 6 yıl geçince herkes tarafından unutuluyorsun elbet. ben unutmayanlardanım ve sakıncası yoksa, 2010 yılında yaşananları anlatmaya çalışacağım.

    2010 yılında olanları, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen insan olmama rağmen, 5 sene boyunca anlatmaya gerek duymadım. 5 sene boyunca anlatma ihtiyacı hissetmeyip de şimdi yazma gereği duymamın bir sebebi var elbet.

    bundan 2 3 ay önce nicki lazım olmayan bir hıyarın teki, Yüksek lisans bitirme tezini gerekçe göstererek, tüm sözlük yazarlarına hastalık oyunu oynayıp, insanların duygularını kullanarak kendine çıkar sağlamaya çalışmıştı. bu hastalık oyunu, uydurulmuş kuzen kişisi aracılığıyla da ölüm bilgisiyle süslenip, insanların şiddetli düzeyde hüzün yaşamasına sebep olmuştu.

    ilgili kişi, 3 ay sonra gelip hepsinin düzmece olduğunu itiraf ettikten sonra defolup gitmişti.

    yaşananların "doğru" zannedildiği dönemde tüm kullanıcıların iyi niyet ve dualarla yoğun ilgi ve sevgi gösterdiklerine şahit olmuştuk. bu yoğun ilgi, sevgi ve sempatinin, doğru insanlara yönlendirilmesini kendime bir borç olarak görmekteyim çünkü unutulmak kabul edemediğim bir hayat problemi ve yaşam içinde unutulanların bir hamle hakkı varken, aramızdan ayrılanların böyle bir hakkı bulunmamakta. onları bizler hatırlamak zorundayız.

    son düzmece olayın ardından orada sunulan güzellikleri ve duaları, ne yazık ki düzmece olmayan ve çok büyük acı yaşadığımız bir insana yönlendirmeyi doğru bulmaktayım.

    6 sene boyunca 100'den fazla yazar, belirli aralıklarla olayın nasıl olduğunu sormuştu, tek tek yanıt vermemiştim. bu entry de hepsine cevap niteliğinde olsun.

    -----

    hakan hayat dolu, pes etmeyen güzel bir çocuktu, genç yaşta toprak oldu. önemseyenler için yaşadığımız süreçleri anlatma ihtiyacı hissettim.

    NOT: damdaki deli nasıl biriydi, damdaki deli'nin sağlık sorunları nelerdi, damdaki deli'yi nasıl kaybettik ? bu soruların cevabını merak eden varsa, bu yazıyı okuyabilirler.

    yine de bu acı olayı yaşadığımız esnalarda aktif olan arkadaşların kullanıcı adlarına yer vermeyeceğim. gerçi cenazesine bile sadece 4 kişi geldi benim dışımda. zaten çok fazla isim yok ancak o isimler de -eğer hala sözlüktelerse- bana ulaşıp bilgi verirlerse kullanıcı adlarını ekleyebilirim. bana ulaşmadıkları sürece, isimleri bende kalsın.

    28 ağustos 2010... ben hafta sonu olduğunu (muhtemelen cumartesi) hatırlıyorum ancak hafızam beni yanıltabilir, teyit etmem gerek. o zamanlar msn çılgınlığının son dönemleri. uludağ sözlük msn grubu diye bir şey kurup, birkaç arkadaşa da yetki vermiş durumdayım ancak moderatör olduktan sonra bu grupta yeterince aktif olamıyorum. bu ritimde ilerleyen günlerin birinde msn'de online olmamla birlikte -net hatırlıyorum- 10-11 kadar yazar arkadaş, hakan'ın(damdaki deli) kardeşinin facebook'ta paylaşmış olduğu "abimi kazada kaybettik" içerikli paylaşımı büyük bir endişeyle paylaşıyor. sarf edilen sözleri en yukarıdan başlayarak okuyor, okuduklarım karşısında yutkunamıyorum. kardeşi, yapmış olduğu paylaşımda bir hastane isminden de bahsediyor, kendi aramızda "arkadaşlar çok acilllllll, fransızca bilen ya da fransızca bilen bir tanıdığı olan tanıdığınız var mı ?" diye düzinelerce yazı yazıyoruz. hayal meyal hatırladığım kadarıyla fransızca bilen biri de bulunuyor ancak hastaneden yeterli bilgi edinilemiyor...

    o esnada hakan ile gerçekleştirdiğimiz uzun sohbetleri anımsıyorum. hakan benim şımarıklığımın sınırı. hakan, geçirdiği kaza söz konusu olmasa bile, her ne kadar son zamanlarda sağlığı iyiye gidiyor olsa da hayati tehlikesi olan bir sorunla mücadele ediyor, hakan tekerlekli sandalye olmadan hareket edemiyor ancak bunlara rağmen hakan gördüğünüz en moralli, en eğlenceli, en mücadeleci, en keyifli insan. onunla kurduğum her sohbetin sonunda, şahsi vasat üstü dertlerimden ötürü kendimden utanıyorum, her sohbetimizde benim dertlerim gündem oluyor, onunkileri sıra gelmiyor. tabii ki bunun kaynağı benim düşüncesizliğim değil, hakan'ın mevcut halini dert olarak görmemesi, büyük bir kudret örneği göstermesi... bazı şeylerin konusunu dahi açtırmıyordu. bunu dertlendiği için değil, önemsiz gördüğü için sağlıyordu.

    gerçekleştirdiğimiz uzun sohbetler derken konudan saptım. o esnalarda ailelerimizden de sohbet ettiğimizi hatırlıyorum ve babasının isminin öyle sıradan bir isim olmadığı aklıma geliyor. hani "ülkede en fazla 100 kişide vardır" diyebileceğiniz türden farklı bir isim ki şu an bile aklıma gelmiyor. (biraz düşünsem bulabilirim ama önemi yok) fransızca bilen birini aramak, kardeşinden facebook'ta cevap vermesini beklemek, -mış, -miş, içerikli düzinelerce varsayım derken, gerçek bilgiyi elde edeceğimiz kişinin babası olduğunu düşünerek, babasının numarasını bulmaya karar verdim. 11880 mi öyle tırıvırı numara bulma sistemlerinden birini aradım ve msn konuşma geçmişinden edindiğim babasının ismiyle, zaten bildiğim soy adını ve ailesinin yaşadığı izmir semtinin ismini telefondaki yetkiliye verdim ve numarasını talep ettim. isminin farklılığı ve semtine kadar bilmenin verdiği katkıyla, ilgili yetkiliden tek bir telefon numarası aldım ve hemen o kişiyi aradım.

    aşağıda babasıyla gerçekleştirdiğim telefon diyalogunu, neredeyse kelimesi kelimesine kadar paylaşıyorum.

    m.s: efendim merhabalar, rahatsız ediyorum ve umuyorum ki gerçekten de rahatsız ediyorumdur ancak hakan yılmaz'ın aile üyelerinden biri misiniz acaba ?

    - evet ben babasıyım.

    m.s: efendim biraz anlamsız olacak ama az önce, arkadaşlarımın dediğine göre hakan'ın kız kardeşine ait bir facebook hesabından, hakan'ın zarar gördüğü (öldüğü diyemiyorum, zoruma gidiyor) ile alakalı bir şeyler yazıldı. bu doğru değil değil mi ?

    - maalesef doğru evladım... hakan, izmir dönüşünde, tedavi olduğu hastaneye dönerken trafik kazası geçiriyor. direkt kaza yüzünden değil ama kaza sebebiyle, tedavi gördüğü sırtındaki/belindeki (anımsayamıyorum) yara enfeksiyon kapıyor. kaza esnasında bu fark edilmiyor. hastaneye getirilene kadarsa fenalaşıyor ve yaşamını yitiriyor.

    m.s: ama bu doğru olamaz ki... izmir'e sizleri görmeye gelmişti, sağlığı daha iyiye gidiyordu. hastaneye dönecek ama 3 ay sonra yeniden izmir'e geri dönecekti, haberler çok iyiydi.

    - maalesef kaza sonrası yaşanan süreçlerin ardından kaybettik evladım..

    m.s: ne zaman defnedilecek, bilgi alabilir miyim ?

    - amcası (yüzde 99 amcası ama bir başka akrabası da olabilir, hafızam beni yanıltıyor olabilir? cenazeyi almaya belçika'ya uçtu.(hakan belçika'da tedavi görmekteydi) cenazenin türkiye'ye gelmesi birkaç günü alacak. geldiğinde defnedeceğiz.

    m.s: orada olmak istiyorum, sizi rahatsız etmemde sakınca var mı ?

    - yok evladım, her zaman arayabilirsin.

    m.s: başımız sağolsun, acınızı paylaşıyoruz efendim.

    - sağolun evladım, dostlar sağolsun...

    babasıyla aramda geçen telefon konuşması, kelimesi kelimesine böyle oldu. ufak tefek anımsayamadığım noktaları yok sayın, içerik tam olarak böyleydi. önce msn grubundaki arkadaşlara bilgi verdim. inanamadılar. önce orada bilgi verdim çünkü damdaki deli, msn grubumuzun en eğlenceli ismiydi, oradaki herkesle çok yakın arkadaştı. ilk bilgiyi onlara vermeyi doğru buldum.

    ardından sözlükte entry girdim; (bkz: damdaki deli/#9198752)
    ardından da gelişmeler'den duyuru yaptım. kaynak bendim, hata riski yoktu, herkesin bilgisi olsun istedim.

    benim hayatımın 21 senesi izmir'de geçmiştir. hakan'ın ailesi de oradaydı. 2008'den beri konuşurduk. ilk kez yolu izmir'e düştü ancak istanbul'da çalışıyordum ve gelemedim onu görmeye. izmir'de yaşayan bir iki sözlük yazarıyla konuştu, görüştü (kim olduklarını hatırlamıyorum) ama ben gelemedim. işin acı yanı, türkiye'ye geldiği ilk gün kendisine zirve organize etmeye söz vermiştim ancak istanbul'da olduğum ve çalıştığım için sözümü tutamamıştım. sözümü tutamamak zoruma gitmedi ama bu konuyu kendisine anlattığımda, bana verdiği cevap çok zoruma gitti.

    m.s: oğlum çok istiyorum gelmeyi, seni görmeyi ve sözlük zirvesi organize etmeyi ama biliyorsun iş yerinden çıkamıyorum ya.

    damdaki deli: dert ettiğin şeye bak, hem merak etme sağlığım artık iyiye gidiyor, üç ay içerisinde yine izmir'e geleceğim, uygun olursan o zaman yaparsın.

    m.s: bana 3 5 gün öncesinden haber ver yeter. sözüm söz, o zaman iznimi ayarlayıp geleceğim.

    izmir'e gitti, ailesiyle vedalaştı, tedavi gördüğü belçika'ya geri döndü ama geçirdiği kazanın ardından gerçekleşen olaylar sonucunda hayatını kaybetti. çocuk bildiğin anne babasıyla vedalaşmaya gitti. her düşündüğümde kalbimi acıtır...

    devam ediyorum;

    cenazenin türkiye'ye getirilme tarihi ile alakalı aldığım bilgiyi o zamanlar önce msn grubuna sonra da sözlüğe yazdım.

    2016 ağustos itibariyle sözlükte zaman geçiren arkadaşlar; size tam da 2010 ağustos ayında sözlükte ve msn grubunda dönen sohbeti anlatayım. biraz olsun beni tanıyan insan, yalan söylemediğimi anlayacaktır.

    msn grubu, -birer birer ortadan kalkmış olmalarını hesaba katmazsak- girilen entry'lerden ve o gün bana gelen mesajlardan hesapladığım kadarıyla hakan'ın cenazesine rahat 70 - 75 kişi katılacaktı. sol frame'i ve şimdilerde yok olan entry'leri görmeniz gerekirdi. akın akın cenazeye geliyordu insanlar. gururlanmıştım bir kez daha. ne müthiş bir insandı ki seveni ne kadar da çoktu... elbette ki işi gücü sınavı olanları da hesaba katıyor ve "75 kişi gelmekten bahsediyorsa, 25 tanesi istese de gelemez, rahat 50 kişi katılır cenazeye" diyordum. insanların işlerinin olmasına, derslerinin olmasına (yaz tatili) her halukarda saygı duyuyorum ve o gün entry giren, bana mesajla ulaşan ve msn grubunda konuşan insanların 50 tanesinin cenazeye katılacağını düşünüyordum.

    cenazeye 5 kişi geldi. yalnızca 5 kişi. 5 amına koyayım, 5. bir tanesi bendim, beni geç 4 kişi. bu 4 kişiden ikisi izmir'de oturuyordu, biri manisa'dan geldi diğeri ise ankara'dan. izmir'de oturanları pek tanımıyordum, tanışmış oldum. manisa ve ankara ile her zaman iyi ilişkilerim oldu. tabii geçen yıllar süresince herkes kendi yaşamına odaklandı ve koptuk gittik.

    ben izmir'e geldim. direkt bana verilen adrese gittim. bizim eşyalarımızı, çantalarımızı hakan'ların evlerine koydular. mükemmel bir ailesi vardı hakan'ın. cenaze namazını kıldık, ardından hakan'ın uzak bir akrabası (enişte diye hitap edilecek bir akraba diye hatırlıyorum ama emin değilim) ben ve 4 arkadaşımı kendi arabasıyla hakan'ın ebedi istirahatgahının olacağı izmir pınarbaşı mezarlığına götürdü.

    merak edenler için adres: izmir, Gürpınar, 35060 Bornova/izmir

    hakan'ı toprağa verdik... o esnada annesi ile birkaç dakika iletişim kurabildim.

    annesine, "az önce elinizi öpen arkadaş ve arkamdaki diğer 3 arkadaşla birlikte geldik, hakan'ın internetten dostlarıyız annem" dedim.

    kendisine, "uludağ sözlük'ün binlerce yazarını temsilen geldiğimizi, her bir kullanıcının selamını ve duasını getirdiğimi, hakan'ı çok sevdiğimizi ve kendisine hep dua edeceğimizi" söyledim.

    çok mutlu oldu, kendi oğlu gibi sarıldı.

    mezarına toprak atarken canımız çok yandı. olan olmuştu, duamızı okuduk ve aile üyeleri tarafından önce yaşadıkları semte götürülüp çantamızı, valizimizi aldık. ardından da orada olmayı çok istediğine adım gibi emin olduğum, bir başka dostumuzla görüşüp oradan ayrıldık.

    1 gece kaldım ve eve döndüm. internetin ne denli bir çöplük, ne denli bir sahtelik olduğunu ben hakan'ın ölümünde anladım. o zamanlar yeni moderatördüm, 1 sene bir şey. ilerleyen yıllarda moderatörlük tecrübesi de beni internetin ne denli bir pislik yuvası olduğuna ikna ettirecekti ancak bunu bir ölümle yaşamak zoruma gitmişti. yüzlerce insan acı yaşıyordu. güzel artı oy ve nick altı kasıldı o gece. 3 gün sonra cenazede kimsenin olmaması da sorun değildi ama 1 2 kişi haricinde gelemeyeceğini bildiren insanın olmayışı, o gün hüngür hüngür ağlayan tiplerin bir gün sonra yine x yapan kız başlıklarında coşmaları, yaşama bakış açımı değiştirmişti.

    ben ve birkaç arkadaşım, çok güzel bir insana karşı son vazifemizi yerine getirdik. boş beleş bir insan olsaydı bunu bile dile getirirdim ancak hakan, tekerlekli sandalyeye mahkum, yaşamını tehlikeye atan sağlık sorunları olan ama buna rağmen hepimize hayat ve enerji dersi veren biriydi.

    sözünü verdiğim zirve organizasyonunu yerine getiremediğim için affet kardeşim. o yıllarda böyle şeylere önem veriliyordu, şimdiki gibi değildi. istedim ama yapamadım. hep içimde ukdedir. katıldığım her zirveye kalbimde seni de götürdüm.

    o tarihten sonra msn grubumuz zaten dağıldı, sözlük içi iletişimimiz bile zarar gördü. içimiz ukdelerle, gözümüz yaşlarla çöktü.

    diğerinin nicki bende saklı kalsın da şu sözlükte ilk nick altı entry'sini girdiğim iki kullanıcıdan birinin yaşamını yitirmesi, diğerininse 2 sene hapis yatması beni ne derece uğursuz yapıyor bilemiyorum.

    (bkz: damdaki deli/#4418176)

    aramızdan ayrılışının 6. yılında, sevgili dostumu saygı ve özlemle anıyorum. mekanı cennet olsun.
  • sol frame'de "damdaki deli (1)" olacak, belki de kalacak olması üzüntü verici.

    aradan 6 yıl geçince herkes tarafından unutuluyorsun elbet. ben unutmayanlardanım ve sakıncası yoksa, 2010 yılında yaşananları anlatmaya çalışacağım.

    2010 yılında olanları, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen insan olmama rağmen, 5 sene boyunca anlatmaya gerek duymadım. 5 sene boyunca anlatma ihtiyacı hissetmeyip de şimdi yazma gereği duymamın bir sebebi var elbet.

    bundan 2 3 ay önce nicki lazım olmayan bir hıyarın teki, Yüksek lisans bitirme tezini gerekçe göstererek, tüm sözlük yazarlarına hastalık oyunu oynayıp, insanların duygularını kullanarak kendine çıkar sağlamaya çalışmıştı. bu hastalık oyunu, uydurulmuş kuzen kişisi aracılığıyla da ölüm bilgisiyle süslenip, insanların şiddetli düzeyde hüzün yaşamasına sebep olmuştu.

    ilgili kişi, 3 ay sonra gelip hepsinin düzmece olduğunu itiraf ettikten sonra defolup gitmişti.

    yaşananların "doğru" zannedildiği dönemde tüm kullanıcıların iyi niyet ve dualarla yoğun ilgi ve sevgi gösterdiklerine şahit olmuştuk. bu yoğun ilgi, sevgi ve sempatinin, doğru insanlara yönlendirilmesini kendime bir borç olarak görmekteyim çünkü unutulmak kabul edemediğim bir hayat problemi ve yaşam içinde unutulanların bir hamle hakkı varken, aramızdan ayrılanların böyle bir hakkı bulunmamakta. onları bizler hatırlamak zorundayız.

    son düzmece olayın ardından orada sunulan güzellikleri ve duaları, ne yazık ki düzmece olmayan ve çok büyük acı yaşadığımız bir insana yönlendirmeyi doğru bulmaktayım.

    6 sene boyunca 100'den fazla yazar, belirli aralıklarla olayın nasıl olduğunu sormuştu, tek tek yanıt vermemiştim. bu entry de hepsine cevap niteliğinde olsun.

    -----

    hakan hayat dolu, pes etmeyen güzel bir çocuktu, genç yaşta toprak oldu. önemseyenler için yaşadığımız süreçleri anlatma ihtiyacı hissettim.

    NOT: damdaki deli nasıl biriydi, damdaki deli'nin sağlık sorunları nelerdi, damdaki deli'yi nasıl kaybettik ? bu soruların cevabını merak eden varsa, bu yazıyı okuyabilirler.

    yine de bu acı olayı yaşadığımız esnalarda aktif olan arkadaşların kullanıcı adlarına yer vermeyeceğim. gerçi cenazesine bile sadece 4 kişi geldi benim dışımda. zaten çok fazla isim yok ancak o isimler de -eğer hala sözlüktelerse- bana ulaşıp bilgi verirlerse kullanıcı adlarını ekleyebilirim. bana ulaşmadıkları sürece, isimleri bende kalsın.

    28 ağustos 2010... ben hafta sonu olduğunu (muhtemelen cumartesi) hatırlıyorum ancak hafızam beni yanıltabilir, teyit etmem gerek. o zamanlar msn çılgınlığının son dönemleri. uludağ sözlük msn grubu diye bir şey kurup, birkaç arkadaşa da yetki vermiş durumdayım ancak moderatör olduktan sonra bu grupta yeterince aktif olamıyorum. bu ritimde ilerleyen günlerin birinde msn'de online olmamla birlikte -net hatırlıyorum- 10-11 kadar yazar arkadaş, hakan'ın(damdaki deli) kardeşinin facebook'ta paylaşmış olduğu "abimi kazada kaybettik" içerikli paylaşımı büyük bir endişeyle paylaşıyor. sarf edilen sözleri en yukarıdan başlayarak okuyor, okuduklarım karşısında yutkunamıyorum. kardeşi, yapmış olduğu paylaşımda bir hastane isminden de bahsediyor, kendi aramızda "arkadaşlar çok acilllllll, fransızca bilen ya da fransızca bilen bir tanıdığı olan tanıdığınız var mı ?" diye düzinelerce yazı yazıyoruz. hayal meyal hatırladığım kadarıyla fransızca bilen biri de bulunuyor ancak hastaneden yeterli bilgi edinilemiyor...

    o esnada hakan ile gerçekleştirdiğimiz uzun sohbetleri anımsıyorum. hakan benim şımarıklığımın sınırı. hakan, geçirdiği kaza söz konusu olmasa bile, her ne kadar son zamanlarda sağlığı iyiye gidiyor olsa da hayati tehlikesi olan bir sorunla mücadele ediyor, hakan tekerlekli sandalye olmadan hareket edemiyor ancak bunlara rağmen hakan gördüğünüz en moralli, en eğlenceli, en mücadeleci, en keyifli insan. onunla kurduğum her sohbetin sonunda, şahsi vasat üstü dertlerimden ötürü kendimden utanıyorum, her sohbetimizde benim dertlerim gündem oluyor, onunkileri sıra gelmiyor. tabii ki bunun kaynağı benim düşüncesizliğim değil, hakan'ın mevcut halini dert olarak görmemesi, büyük bir kudret örneği göstermesi... bazı şeylerin konusunu dahi açtırmıyordu. bunu dertlendiği için değil, önemsiz gördüğü için sağlıyordu.

    gerçekleştirdiğimiz uzun sohbetler derken konudan saptım. o esnalarda ailelerimizden de sohbet ettiğimizi hatırlıyorum ve babasının isminin öyle sıradan bir isim olmadığı aklıma geliyor. hani "ülkede en fazla 100 kişide vardır" diyebileceğiniz türden farklı bir isim ki şu an bile aklıma gelmiyor. (biraz düşünsem bulabilirim ama önemi yok) fransızca bilen birini aramak, kardeşinden facebook'ta cevap vermesini beklemek, -mış, -miş, içerikli düzinelerce varsayım derken, gerçek bilgiyi elde edeceğimiz kişinin babası olduğunu düşünerek, babasının numarasını bulmaya karar verdim. 11880 mi öyle tırıvırı numara bulma sistemlerinden birini aradım ve msn konuşma geçmişinden edindiğim babasının ismiyle, zaten bildiğim soy adını ve ailesinin yaşadığı izmir semtinin ismini telefondaki yetkiliye verdim ve numarasını talep ettim. isminin farklılığı ve semtine kadar bilmenin verdiği katkıyla, ilgili yetkiliden tek bir telefon numarası aldım ve hemen o kişiyi aradım.

    aşağıda babasıyla gerçekleştirdiğim telefon diyalogunu, neredeyse kelimesi kelimesine kadar paylaşıyorum.

    m.s: efendim merhabalar, rahatsız ediyorum ve umuyorum ki gerçekten de rahatsız ediyorumdur ancak hakan yılmaz'ın aile üyelerinden biri misiniz acaba ?

    - evet ben babasıyım.

    m.s: efendim biraz anlamsız olacak ama az önce, arkadaşlarımın dediğine göre hakan'ın kız kardeşine ait bir facebook hesabından, hakan'ın zarar gördüğü (öldüğü diyemiyorum, zoruma gidiyor) ile alakalı bir şeyler yazıldı. bu doğru değil değil mi ?

    - maalesef doğru evladım... hakan, izmir dönüşünde, tedavi olduğu hastaneye dönerken trafik kazası geçiriyor. direkt kaza yüzünden değil ama kaza sebebiyle, tedavi gördüğü sırtındaki/belindeki (anımsayamıyorum) yara enfeksiyon kapıyor. kaza esnasında bu fark edilmiyor. hastaneye getirilene kadarsa fenalaşıyor ve yaşamını yitiriyor.

    m.s: ama bu doğru olamaz ki... izmir'e sizleri görmeye gelmişti, sağlığı daha iyiye gidiyordu. hastaneye dönecek ama 3 ay sonra yeniden izmir'e geri dönecekti, haberler çok iyiydi.

    - maalesef kaza sonrası yaşanan süreçlerin ardından kaybettik evladım..

    m.s: ne zaman defnedilecek, bilgi alabilir miyim ?

    - amcası (yüzde 99 amcası ama bir başka akrabası da olabilir, hafızam beni yanıltıyor olabilir? cenazeyi almaya belçika'ya uçtu.(hakan belçika'da tedavi görmekteydi) cenazenin türkiye'ye gelmesi birkaç günü alacak. geldiğinde defnedeceğiz.

    m.s: orada olmak istiyorum, sizi rahatsız etmemde sakınca var mı ?

    - yok evladım, her zaman arayabilirsin.

    m.s: başımız sağolsun, acınızı paylaşıyoruz efendim.

    - sağolun evladım, dostlar sağolsun...

    babasıyla aramda geçen telefon konuşması, kelimesi kelimesine böyle oldu. ufak tefek anımsayamadığım noktaları yok sayın, içerik tam olarak böyleydi. önce msn grubundaki arkadaşlara bilgi verdim. inanamadılar. önce orada bilgi verdim çünkü damdaki deli, msn grubumuzun en eğlenceli ismiydi, oradaki herkesle çok yakın arkadaştı. ilk bilgiyi onlara vermeyi doğru buldum.

    ardından sözlükte entry girdim; (bkz: damdaki deli/#9198752)
    ardından da gelişmeler'den duyuru yaptım. kaynak bendim, hata riski yoktu, herkesin bilgisi olsun istedim.

    benim hayatımın 21 senesi izmir'de geçmiştir. hakan'ın ailesi de oradaydı. 2008'den beri konuşurduk. ilk kez yolu izmir'e düştü ancak istanbul'da çalışıyordum ve gelemedim onu görmeye. izmir'de yaşayan bir iki sözlük yazarıyla konuştu, görüştü (kim olduklarını hatırlamıyorum) ama ben gelemedim. işin acı yanı, türkiye'ye geldiği ilk gün kendisine zirve organize etmeye söz vermiştim ancak istanbul'da olduğum ve çalıştığım için sözümü tutamamıştım. sözümü tutamamak zoruma gitmedi ama bu konuyu kendisine anlattığımda, bana verdiği cevap çok zoruma gitti.

    m.s: oğlum çok istiyorum gelmeyi, seni görmeyi ve sözlük zirvesi organize etmeyi ama biliyorsun iş yerinden çıkamıyorum ya.

    damdaki deli: dert ettiğin şeye bak, hem merak etme sağlığım artık iyiye gidiyor, üç ay içerisinde yine izmir'e geleceğim, uygun olursan o zaman yaparsın.

    m.s: bana 3 5 gün öncesinden haber ver yeter. sözüm söz, o zaman iznimi ayarlayıp geleceğim.

    izmir'e gitti, ailesiyle vedalaştı, tedavi gördüğü belçika'ya geri döndü ama geçirdiği kazanın ardından gerçekleşen olaylar sonucunda hayatını kaybetti. çocuk bildiğin anne babasıyla vedalaşmaya gitti. her düşündüğümde kalbimi acıtır...

    devam ediyorum;

    cenazenin türkiye'ye getirilme tarihi ile alakalı aldığım bilgiyi o zamanlar önce msn grubuna sonra da sözlüğe yazdım.

    2016 ağustos itibariyle sözlükte zaman geçiren arkadaşlar; size tam da 2010 ağustos ayında sözlükte ve msn grubunda dönen sohbeti anlatayım. biraz olsun beni tanıyan insan, yalan söylemediğimi anlayacaktır.

    msn grubu, -birer birer ortadan kalkmış olmalarını hesaba katmazsak- girilen entry'lerden ve o gün bana gelen mesajlardan hesapladığım kadarıyla hakan'ın cenazesine rahat 70 - 75 kişi katılacaktı. sol frame'i ve şimdilerde yok olan entry'leri görmeniz gerekirdi. akın akın cenazeye geliyordu insanlar. gururlanmıştım bir kez daha. ne müthiş bir insandı ki seveni ne kadar da çoktu... elbette ki işi gücü sınavı olanları da hesaba katıyor ve "75 kişi gelmekten bahsediyorsa, 25 tanesi istese de gelemez, rahat 50 kişi katılır cenazeye" diyordum. insanların işlerinin olmasına, derslerinin olmasına (yaz tatili) her halukarda saygı duyuyorum ve o gün entry giren, bana mesajla ulaşan ve msn grubunda konuşan insanların 50 tanesinin cenazeye katılacağını düşünüyordum.

    cenazeye 5 kişi geldi. yalnızca 5 kişi. 5 amına koyayım, 5. bir tanesi bendim, beni geç 4 kişi. bu 4 kişiden ikisi izmir'de oturuyordu, biri manisa'dan geldi diğeri ise ankara'dan. izmir'de oturanları pek tanımıyordum, tanışmış oldum. manisa ve ankara ile her zaman iyi ilişkilerim oldu. tabii geçen yıllar süresince herkes kendi yaşamına odaklandı ve koptuk gittik.

    ben izmir'e geldim. direkt bana verilen adrese gittim. bizim eşyalarımızı, çantalarımızı hakan'ların evlerine koydular. mükemmel bir ailesi vardı hakan'ın. cenaze namazını kıldık, ardından hakan'ın uzak bir akrabası (enişte diye hitap edilecek bir akraba diye hatırlıyorum ama emin değilim) ben ve 4 arkadaşımı kendi arabasıyla hakan'ın ebedi istirahatgahının olacağı izmir pınarbaşı mezarlığına götürdü.

    merak edenler için adres: izmir, Gürpınar, 35060 Bornova/izmir

    hakan'ı toprağa verdik... o esnada annesi ile birkaç dakika iletişim kurabildim.

    annesine, "az önce elinizi öpen arkadaş ve arkamdaki diğer 3 arkadaşla birlikte geldik, hakan'ın internetten dostlarıyız annem" dedim.

    kendisine, "uludağ sözlük'ün binlerce yazarını temsilen geldiğimizi, her bir kullanıcının selamını ve duasını getirdiğimi, hakan'ı çok sevdiğimizi ve kendisine hep dua edeceğimizi" söyledim.

    çok mutlu oldu, kendi oğlu gibi sarıldı.

    mezarına toprak atarken canımız çok yandı. olan olmuştu, duamızı okuduk ve aile üyeleri tarafından önce yaşadıkları semte götürülüp çantamızı, valizimizi aldık. ardından da orada olmayı çok istediğine adım gibi emin olduğum, bir başka dostumuzla görüşüp oradan ayrıldık.

    1 gece kaldım ve eve döndüm. internetin ne denli bir çöplük, ne denli bir sahtelik olduğunu ben hakan'ın ölümünde anladım. o zamanlar yeni moderatördüm, 1 sene bir şey. ilerleyen yıllarda moderatörlük tecrübesi de beni internetin ne denli bir pislik yuvası olduğuna ikna ettirecekti ancak bunu bir ölümle yaşamak zoruma gitmişti. yüzlerce insan acı yaşıyordu. güzel artı oy ve nick altı kasıldı o gece. 3 gün sonra cenazede kimsenin olmaması da sorun değildi ama 1 2 kişi haricinde gelemeyeceğini bildiren insanın olmayışı, o gün hüngür hüngür ağlayan tiplerin bir gün sonra yine x yapan kız başlıklarında coşmaları, yaşama bakış açımı değiştirmişti.

    ben ve birkaç arkadaşım, çok güzel bir insana karşı son vazifemizi yerine getirdik. boş beleş bir insan olsaydı bunu bile dile getirirdim ancak hakan, tekerlekli sandalyeye mahkum, yaşamını tehlikeye atan sağlık sorunları olan ama buna rağmen hepimize hayat ve enerji dersi veren biriydi.

    sözünü verdiğim zirve organizasyonunu yerine getiremediğim için affet kardeşim. o yıllarda böyle şeylere önem veriliyordu, şimdiki gibi değildi. istedim ama yapamadım. hep içimde ukdedir. katıldığım her zirveye kalbimde seni de götürdüm.

    o tarihten sonra msn grubumuz zaten dağıldı, sözlük içi iletişimimiz bile zarar gördü. içimiz ukdelerle, gözümüz yaşlarla çöktü.

    diğerinin nicki bende saklı kalsın da şu sözlükte ilk nick altı entry'sini girdiğim iki kullanıcıdan birinin yaşamını yitirmesi, diğerininse 2 sene hapis yatması beni ne derece uğursuz yapıyor bilemiyorum.

    (bkz: damdaki deli/#4418176)

    aramızdan ayrılışının 6. yılında, sevgili dostumu saygı ve özlemle anıyorum. mekanı cennet olsun.
  • sağlıklı olduğum için mutluyum mesela...

    annem-babam ve kardeşim hayatta bu yüzden mutluyum mesela...

    akşamları başımı sokabilecek bir çatım var, mutluyum mesela...

    sevdiğim yemekleri yiyebiliyorum, tat alıyorum, ağaçların kokusunu duyabiliyorum, denizin tuzunu tadabiliyorum bu yüzden mutluyum mesela...

    sevgilim olsa değil, sevgilim insan olabilseydi mutlu olurdum.

    sevgilim adam olsaydı mutlu olurdum.

    doğrusu budur.

    yoksa ben ne yapayım, herkes koluna bir tane taktı diye ben de takınca mutlu olacaksam sahteden... kalsın o mutluluk...

    bırak öylece kalsın.
  • (bkz: imamhatipte namaz kilan ateist)

    Bu tipleri ne diye halen tutarlar anlamadım ki. Gelip entryme yorum yaparak hakaret edip sonra onuda siliyor ki bir iki nick altı daha giriyim.

    Çoluk çocukla uğraşıyoruz, neyse en iyisi takmamak.
  • potansiyel tecavüzcü beyanı. böyle bir başlık açmaya gerek duyduysan hak ettiklerini düşünüyorsun demektir. ırkçı da olsa tecavüz gibi bir olaya üzülmemen demek sevindiğin anlamına gelmeyeceği gibi sevinmediğin anlamına da gelmez ama umursamadığın anlamına gelir ve bu tür toplumsal olaylarda umursamamak gibi bir tavır takınmak onursuzluktur.
    edit: potansiyel tecavüzcüyü kendiniz yarattınız ve bunu küfür olarak algılıyorsanız orası sizin sorununuz. önce bunun ne demek olduğunu öğrenin de sonra editleyip tehdit savuracağınıza -ki bu yaptığınız suç- hatanızı kabul etmeyi öğrenin, ırkçılıktan dem vururken bile insanların gebermesine üzülmeyeceğinizden bahsediyorsunuz.
  • Yağan yağmurun miktarını belirtmek için kullandığı ölçü birimidir.

    Kızılay'a metrekareye 2 teneke su yağdı. Bu bir afat halidir. Aniden yağan yağmur karşısında hiçbir yerde altyapı anormal yağışı karşılayamaz.

    Litre tarih olmuştur, artık teneke diyoruz herkes not alsın.
  • 20 TERÖRiST ÖLDÜRÜLDÜ

    Münbiç'in kuzeyi Seriyset köyünde karargah kuran terör örgütü PYD'nin silahlı kanadı YPG teröristleri, köyde bulunan 7 aileyi kalkan olarak kullanma amaçlı rehin aldı. Ağır silahlı 30 YPG teröristinin karargah olarak kullandığı bina TSK tarafından vuruldu. Bombardımanda 20'den fazla YPG militanı öldürüldüğü belirtildi.
    __

    (bkz: yetmez ama evet)
  • http://galeri.uludagsozluk.com/r/1162542/+
    Bu sefer oldu gibi hissetmiştim. Yaptım zannetmiştim.yine olmadı.
    Araç park edememek konusunda dünya markasıyım.
  • dokuzuncu nesil silik.

    şunu yapmasalar olmaz sanki.
    izin al git gel hele bakalım, belki değişecek ortam.
    niye ruhu pis adi insanlara bırakıyorsunuz ortamı.
    yarın okulları açılıp gidecek bu veletler, bak gidenler pişmanlar oluyor.

    yapacak bir şey yok, kendisine de mutluluklar ve güzel bir hayat dileyelim.
  • zaman zaman çok tuhaf işlere imza atmaktadırlar. bir uzman çavuş arkadaşım izine gelmişti avm ye belinde silah ile giriyor güvenlikçiler bir şey söylemeyince dışarı çıkıyor ve tekrar giriyor. gene bir tepki ile karşılaşmayınca usulca yaklaşıp belindeki silahı ve kimliğini gösteriyor.

    şirkete ziyarete geldiğinde anlatmıştı aynı anda hem gülümseyip hem daha fazlası ile hüznü yaşamıştık. ben o silah ile insanları vursam ne olacaktı diye sormuştu bize cevap verememiştik..