bugün 1199 başlık

  1. israillerin filistinli çocuğu köpeklere ısırtması

    başlık biraz saçma oldu sanki ama sinirden ne yazacağımı bilemedim, başlık daha önce açılmışsa çok özür dilerim ama ben yinede açıyorum; orospu çocuğu olarak ta bilinen yahudi askerleri filistinli çocuğu azgın köpeklere ısırtıyorlar, yani israil yahudileri o köpeklerden daha şerefsizler bunu biliyoruz da gücünüz o çocuğa mı yetti lan.

    yani ne diyeyim adolf hitler'i saygıyla anıyorum;

    http://www.sozcu.com.tr/2...kle-iskence-yapti-760662/

türkiye de ırkçılık yoktur
"ırkçılığın sadece zencilere yapıldığını sanan dingil"

Spoiler
Amına kodumun kürdü
Spoiler

(bkz:
ırkçı zekası vs tost makinesi)
uçak biletinin fotoğrafını çekip twit atmak
gittigim, gördügüm yerlerin tonlarca fotografini çekip, neredeyse bütün lokal özelliklerini ve ürünlerini edinip, eger gittigim yerlerin dilini biliyorsam oradaki halkla sohbet edip o bölgeye ait özel seyleri ögrenmeye çalisan biri olarak, ayrica dünyanin dört bir yanindan binlerce materyale sahip olmama ragmen, bunlarin hepsini kendisine saklayan bana, kendimi salak hissettiren eylemdir. lan diyorum, adam kirkta yilda bir bir yere gidiyor, 3 ay boyunca album post ediyor dur-duraksiz, zaten gitmeden once havaalanindan baslayarak bütün yolculugunu sosyal medya ile paylasmaya devam ediyor. sanarsin ki adam profesyonel gezgin. kendimi eziklememe sebebiyet veriyor resmen. diyorum, bi ben mi malim, hiç bir gittigim yerle ilgili bir sey paylasmiyorum etmiyorum. sonra düsünüyorum, lan sanki kendimden baskasi için mi geziyorum, sittir et lebeni neyini paylasacan, kendi deneyimin kendine kalsin diyorum, ve rahatliyorum.
uyku beyni temizliyor
güzel bir uyku gerçekten de zihni temizliyor. Farelerle yapılan araştırmalar, uyku esnasında beyin hücreleri arasındaki boşluğun arttığını ve bu artışın gün içinde biriken toksinlerden arınma sürecinde etkili olabileceğini ortaya çıkardı. Elde edilen sonuçlar uykunun insan sağlığı üzerinde yeni bir rolü daha olabileceğini gösteriyor.

Uzun yıllardır, insanların neden uykuya ihtiyaç duyduğu ve bu durumun beynin işleyişini nasıl etkilediği merak konusu olmuştu. Yakın zamanlarda yapılan araştırmalar, uykunun bellek ve bazı hormonların döngüsü üzerinde destekleyici etkiye sahip olduğunu kanıtlamıştı. Şimdi ise bu sürecin beynin toksinlerden arınması için de gerekli olduğu düşünülüyor.
Uyku esnasında beyindeki hücresel yapı değişime uğruyor ve gün içindeki durumundan oldukça farklı bir hal alıyor. Merkezi sinir sisteminin işleyişinde rol oynayan, metabolik atıkların temizlenmesinde görev alan ve henüz tanımlanmış bir temizleme sistemi olan glympatic sistem, uyku sırasında beyinde sıvı akışını destekliyor. Glympathic sistemdeki genişleme, beyin ve omuriliği çevreleyen serebrospinal sıvının hücreler arası akışına olanak veriyor.

Deney prosedüründe öncelikle, sistemdeki yerinin gözlemlenebilmesi için, bir boya yardımıyla serebrospinal sıvının hareketi izlenebilir hale getirildi. Sıvının hareketi beynin elektriksel aktivitesiyle eş zamanlı olarak izlendi. Sonuç olarak serebrospinal sıvı akışının, fare bilinçsiz halde veya anestezi altındayken hızlı olduğu; uyanıkken ise oldukça yavaşladığı gözlemlendi. Bilinçli ve bilinçdışı durumdaki sıvı akış hızları arasındaki fark, beyin hücreleri arasındaki boşluğun uyku halinde büyük ölçüde genişlediğini işaret etti. Genişleme, beyine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla ölçüldüğünde hücreler arası boşluğun uyku esnasında yüzde 60 oranında arttığı saptandı.
Glia hücreleri olarak adlandırılan özelleşmiş sinir sistemi hücreleri daralıp genişleyerek glympathic sistemin düzenlenmesini kontrol eder. Bir katekolamin olan ve salgılandığı bölgeye göre hormon ya da nörotransmitter olarak görev yapabilen noradrenalin de hücre hacminin düzenlenmesinden sorumludur. Sonuçların kontrolü için uyanık halde bulunan farelerde, belirli bloke edici ilaçlar yardımıyla, noradrenalin seviyesi ve dolayısıyla hücreler arası boşluk kontrol edilerek farklı araştırmalar yürütüldü. Sonuç olarak glympathic sistem ve bilinçlilik hali arasındaki bağlantı desteklendi.

Toksik molekül birikmesinin pek çok nörodejeneratif hastalığın nedeni olduğu bir süredir biliniyor. Glympathic sistemin bu akümülasyon üzerindeki etkisini test etmek için araştırmacılar, Alzheimer hastalığının oluşumuna sebebiyet veren beta-amiloid adlı proteinleri işaretleyerek uyku ve uyanıklık durumlarında proteinin beyindeki kalıcılık düzeyini karşılaştırdı. Beta-amiloidlerin uyuyan farenin beyninde, akümülasyon riskini azaltarak, belirgin şekilde daha hızlı kaybolduğu görüldü.

Elde edilen sonuçlar pek çok nörolojik rahatsızlığın oluşum sürecine ışık tutuyor. Glympathic sistemin kontrolü nörodejeneratif hastalıkların çoğu için tedbir unsuru oluşturabilecek.

http://www.sciencedaily.c.../2013/10/131017144636.htm
verilen borcu geri isteme yöntemleri
paylaşılması yararlı olacak yöntemlerdir.

çünkü bazen bu iş çok zor ve can sıkıcı olabiliyor.

+ aha bak...(gazete okurken)

- ne oldu abi?

+ dış "borç" olmuş bilmem kaç milyar olacak iş mi?

- doğrudur abi.

+ ulan madem borç alıyoruz niye ödemiyoruz?

- ekonomi kötü abi.

+ olur mu lan şerefsizlik bu borcunu ödeyeceksin.

- tamam abi anladım ödeyecez.
mutlu evliliğin sırrı
mutlu bir evlilik için 2 önemli aktivite vardır. 1. si ve en önemlisi cinsellik. erkek eşini cinsel anlamda en geç 2-3 güne bir doyuma ulaştıracak. evlilik danışmanları, psikologlar vs vs. bunlar hep hikaye. kadının erkeğine her yerde iyi davranması için erkeğin tek yapması gereken 2 güne bir kadınını yatakta tam anlamda doyurması.

2. si ise alışveriş. kadın mutfaga, eve, kendisine hatta eşine bir şeyler almayı sever. bu kadını çok mutlu eder. bırakın kadın alışverişini doya doya yapsın. kadın zaten nerede duracağını bilir.

erkek için mutluluk mu? mutlu olan bir kadın evirir çevirir erkeğini mutlu eder zaten.

unutmayın baylar, 1. si cinsellik, 2. si alışveriş..
müge anlı
"FBI bizden yardım istedi, biz de yardım ettik" açıklamasıyla, beni fener tutulmuş tavşana döndüren sarışın hatun.
amberin zaman ın hdp tweeti
Akıl bulandırmaktan başka bir bakış açısı kazandırmayacak, ülkedeki belirsizliklere ve gereksizlikler halkasına katkıda bulunan insan söylemi, amk ne yani; bu musun? Kürtlere bölücü diyebilmek için her aileden en az bir oy alıp falan filan.. ya kafanızı silkeyim; öngörünüze sıçaym..; bu işi yapıyorsunuz, işiniz düşünmek ve kamu çıkarı uğrunda sorgulamak, ama beyin bu kadar, napacan..
sözlük yazarlarının itirafları
3 aydır çalışmıyorum, beyin damarlarım büzüştü işsizlikten. oysa bu saatte servise biniyordum.
teslimimi alıp hunharca koşuşturuyordum.
bitti.

edit: olsun ya kar mar yağdı kıçı kırmadan oturdum evimde, bu da iyi.
mustafa abdülcemil kırımoğlu
yaklaşık bir ay önce hollanda'da konferans vermiş olan efsânevî liderdir. Kendisiyle sohbet etme fırsatını yakalasam da esâs sorularıma cevâplarımı alacak vakti olmadı maalesef. 'küçük bedenli, koca yürekli, büyük adam'dır kendisi. anlattıklarının okunmasını kesinlikle tavsîye ederim.

http://www.yeraltiavrasya...ulmus-bir-halk-kirim.html
evrenin tanımı düzensizliktir kaostur
evet, fizikten anlayan biri olarak anlayamıyorum bu cahil insanları. evet, götüm kalkık çünkü diğer insanların düşünemediği kadar hızlı düşünebiliyor işlemler hakkında zihnimde hayal ederek yorum yapabiliyorum.

şimdi big bang fizik kanunlarından bildiğimiz; evrendeki belirsizlikten, kaotik yapıdan, düzensizlikten doğmuşken bana gelip caka satanları anlamıyorum. rastgele zar atarak hiçbir şey bilinçli olarak yaratılamayıp, tasarlanamayacağı için, evrendeki kaotik yapıda rastgele işlediğinden teist tanrı tanımlarına inanan yüksek zekalı ya da düşük zekalı aptalların düşük mantık seviyelerine inemiyorum.

çünkü atom altı boyutta çarpışmalar, atom altı boyuttan, atom üstü boyuta kadar güç farklılıkları ve etki alanları, evrenin genişlemesi, atom altı boyutta nötron ve protonların düzenliğe doğru elverişli olması ve parçalanıp farklı elementleri rastgele meydana getirmesi tamamen evrenin düzensiz olmasından kaynaklı. evren genişledikçe evrendeki düzensizlik de artıyor. rastgele ortaya çıkan güç dengeleri tamamen bozuluyor.

evrende düzensizlik olduğu için her gün güneş denen dev nükleer reaktörden gelen foton bazlı enerjinin canlılar üzerindeki dağılımını bitki ya da et ürünleri aracılığıyla tüketerip vücudumuzun ihtiyacı olduğu kaloriyi alarak hayatta kalmaya çalışıyoruz. ve her saniye vücudumuzdan geçen, yıldızlardan doğan nötrinolar, zararlı ışınlar vücudumuzdan geçerek içimizdeki milyarlarca hücrede bulunan dna sarmallarındaki genleri etkiliyor. bu da o hücrenin kendi kendini kopyalamasını sağlayabiliyor. dna bu zararlı mutasyon sonucunda da o hücrenin vücudun kontrolünden çıkarak kendi kendini kopyalamasını sağlıyor. bu genler, kendisinin farklı kopyalarını üreme denen yöntemle yapan insanların sonraki nesillerine de aktarılıyor. taşıyıcı olmak da var... kısacak bu konudan çıkıyorum, konu hakkında birçok bilimsel makale var. yer çekiminin uyguladığı kuvvet yüzünden kemiklerimiz çatırdıyor, günlük kalori ihtiyacımızı alsak da vücudumuz düzensizliğe, entropiye karşı kendini yenilese belli bir zaman sonra artık kendisini yenileyemeyecek kadar deforme olduğundan, yıprandığından çöküyor; ölüyor. evrendeki düzensizlik yüzünden, evrenin genişlemesi yüzünden bir gün tüm galaksiler tek başına olacak; galaksiler kara enerji ve kara madde yüzünden hızla birbirinden uzaklaştığı için. sonunda da tüm evren yıldızların kendi kendilerini tüketmesiyle karanlığa ve soğuğa gömülecek.

tüm bunları geçersem teistlerin inandığı tanrılar evreni bilinçli olarak tasarlayan, yaratan tanrı tanımlarıdır. evreni yarattıktan sonra bile müdahil olup insanları helak ederler, göğü kurarlar falan... bunlar tamamen teolojik, şizofrenik, deli saçması eski masallardır. ciddiye bile alınamaz. teistler bu yüzden hayalleriyle yaşamaya devam etsinler.

allah yoktur ama hıyarlar vardır.